Navigation

flag-turkish flag-german flag-english
Kullanıcı çevrimiçi: 16

Haber bu konuya: Köşe Yazıları



Bir Türkünün Anatomisi - 4 - Gitti Yârim Ormana (Köşe Yazısı)

Köşe Yazıları

Bir Türkünün Anatomisi başlıklı yazı dizimiz devam ediyor. 

Aşağıdaki bağlantı üzerinden Koryanalı Hüseyin Köse'nin "Gitti Yârim Ormana" isimli türküsü hakkında yaptığımız araştırma ile ilgili yazımızı okuyabilirsiniz.

 

           Gitti Yârim Ormana - ilgili yazıyı okumak için tıklayınız...

Bir Türkünün Anatomisi - 3 - Ali'm Destanı - Ağıt (Köşe Yazısı)

Köşe Yazıları

Ölenlerin ardından söylenen ve onların ölümlerinden doğan derin acıları dile getiren deyişlere Ağıt deniyor. Ali’m Destanı olarak bilinen bu ağıtın Koryanalı Hüseyin tarafından, Tonya-Şalpazarı civarında rastladığı bir kadının ağzından derlendiği rivayet ediliyor. Bu ağıta konu olan olay, Maçka'da yaşanmıştır.

Hüseyin Köse acıklı türküler söylemeyi pek sevmezdi. Çalıp söylediği türkülerin çoğu sevmek ve sevilmek üstünedir. Ancak bu ağıttan çok etkilenmiş olacak ki, repertuarı içerisinde kullandığı bu ağıt Maçka dışına da çıkmış ve tanınır olmuştur. 

Biz de Koryanalı Hüseyin'in türküleri üzerine yürüttüğümüz araştımamız kapsamında bu ağıtın da peşine düştük. Sadece bu ağıt ile ilgili epey mesai harcanmasına, bir çok veri taranmasına, bir çok kişi ile görüşülmesine rağmen detay durumunda kalan ve somut bilgiye dönüşebilecek olan bir çok veriye ulaşılamamıştır.

Aşağıdaki bağlantı üzerinden bu ağıt ile ilgili makalemizi okuyabilirsiniz. 

 

                                                   http://media/dosyalar/bir_turkunun_anatomisi_3.pdf

 

 

Bir Türkünün Anatomisi - 2 - Kıbrıs Destanı (Köşe Yazısı)

Köşe Yazıları

Bügün 20 Temmuz 2015. Hıdırnebi yayla şenlikleri yapılırken, 20 Temmuz 1974'de başlatılan Kıbrıs Barış Harekatı'nın 41. yıl dönümü de Türkiye ve Kıbrıs'ta kutlandı. Koryanalı Hüseyin Köse, söz konusu barış harekatı yapıldığında, bu harekatı konu alan sözler söyleyip kemençesi eşliğinde kasetlerine aktarmıştır. 

 

İlgili metni okumak için aşağıdaki bağlantıyı açınız:

 

http://media/dosyalar/bir_turkunun_anatomisi_2.pdf

Bir Türkünün Anatomisi - 1 (Köşe Yazısı)

Köşe Yazıları

Bir Türkünün Anatomisi başlığı altında bir yazı dizisine başlamış bulunuyorum. Bu yazı dizimde Koryanalı Hüseyin Köse'nin söylediği bazı türkülerin arka planında neler olduğuna dair tespit edebildiğim hususları dile getirmeye çalışacağım. İlk yazım Koryanalı'nın söylediği meşhur uzun hava-uzun kayde ile ilgili oldu. Koryanalı üzerine yapmış olduğum çalışmalardan elde edilen sonuçların geniş kitlelerce de bilinmesini arzu ettiğim ve bizim kültürümüzü yansıtan bu türkülerin unutulmamasını istediğim için buradan da paylaşmak istedim. Umarım faydalı olmuştur. 

 

İlgili metni okumak için lütfen aşağıdaki bağlantıyı açınız.

 

http://media/dosyalar/bir_turkunun_anatomisi-1.pdf

Portatif-Taşınabilir Vinç (Köşe Yazısı)

Köşe Yazıları

Portatif, elde taşınabilir, 16 kg ağırlığında, benzin motorlu vinç ile ilgili yazıyı,

aşağıdaki bağlantı üzerinden okuyabilirsiniz.

 

 

 

 

Portatif-Taşınabilir El Vinci

 

Dünden Bugüne Akçaabat Sempozyumu (Köşe Yazısı)

Köşe Yazıları

Akçaabat Belediyesi tarafından 26-28 Nisan 2013 tarihleri arasında organize edilen Dünden Bugüne Akçaabat isimli sempozyumda sunulan bildiriler kitaplaştırıldı. Bu kitaptan bir tanesi Acısu Mahallesi Merkez Camii Kütüphanesi’nde mevcut olup, mahalle halkımızın – öğrencilerimizin ve ilgili araştırmacıların istifadesine sunulmuştur.  Anılan kitaptan Akçaabat Belediye Kütüphanesi’nde de mevcuttur. 

Kıssadan Hisse (Köşe Yazısı)

Köşe Yazıları

     Daha herkesin evinde elektrik bile yokken, Televizyon lüks eşya sayılırken, gece komşudan komşuya çıra veya lastik tutuşturularak gidilirken, biz çocukluktan gençliğe geçiş yaparken....Siyah beyaz televizyonlarda, daktari, sekiz çocuklu aile, kara şimşek ve Cüneyt Arkın filmleri var iken....... Özellikle aile reisleri Almanya"da bulunan ve zengin sayılan ailelerin evlerinde bulunurdu televizyon. Ve biz  televizyon izlemek için can atardık. Gece gündüz demeden bir iki iyi ailenin evine televizyon izlemek için çöreklenirdik. Yaşı küçük diye kahvelere alınmazdık. O bir iki iyi ailenin o zaman bize ne kadar hoşgörülü davrandığını şimdi daha iyi anlıyorum. 

     Biliyorlardı ki, ellerinde el feneri olmadan, sokak lambaları yok iken, patika yollarda düşe kalka gecenin karanlığında buraya televizyon için gelmişler. 

     İşte bu sıralar elimize geçtikçe gizli saklı sigara içmeyi öğreniyorduk. Bir gün komşu ailenin televizyonundan çıktık yine bir sigara yaktım. Köşeyi döner dönmez, beni sürekli sigara konusunda uyaran, bazan ceplerimde sigara tozu arayan, sigaradan men etmeye çalışan bir ağabeyim ile karşı karşıya geldim. Bu anda sigara elimde yanar vaziyette ve dumanı ağzımda bulunuyor. " ağzında ne var" sorusuna önce cevap veremedim. Ama bu çok sürmedi. Nefes almam gerekiyordu. Diğer taraftan avucumda gizlemeye çalıştığım sigara da elimi yakıyordu. Daha fazla dayanamadım ve ağzımda tuttuğum dumanı salıverdim, elimde gizlediğim sigarayı da yere attım. Karşımda duran ve beni sorgulayan ağabeyime, bir daha yapmam sözünü verdim, o da bir daha tembih etti ben azad oldum ve ayrıldık. Çok utandım çok üzüldüm. Günlerce ona görünmekten kaçtım. Sigara içerken yakalandım çünkü. Sonra sigaraya devam ettim yıllarca. Çok şükür şimdi yaklaşık on yıldır kullanmıyorum. Kendisine çok çok teşekkür ediyorum saygılar sunuyorum. 

     Yakın zaman oldu, belki birkaç ay. Yürüyerek kahveye seyir halindeyim alaca karanlık. Karşımdan bir insan geliyor sureti teşhis edilemiyor. Geçişme esnasında tanıyıp selam vermek için durakladım o direk devam ederken elini başına doğru kaldırır gibi bir haraket yaptı. Birkaç adım geçti "bi dakika" dedim; durdu, ve tanıdım. Genç bir arkadaş.Aynı köyden, çok değer verdiğim bir ağabeyimin çocuğu.  "Anlayamadım, selam mı verdin" dedim. İki kelimelik NET bir cevap verdi.   "TEPKİNİ ÖLÇTÜM!" Ben sadece o an üzüldüm, sonra geçti... Hoşçakalın.

 

                                                                                                                                              Salih ÖZKURT

     

Akçaabad-Vakfıkebir Nüfus Kütüğü (Köşe Yazısı)

Köşe Yazıları

 

1835-1845 yıllarında Akçaabad - Vakfıkebir ilçelerinde yapılmış olan nüfus sayımı ile ilgili, 

Osmanlı arşivlerinde yer alan kayıtlardan hareketle hazırlanan kitap "Akçaabad - Vakfıkebir Nüfus Kütüğü" ismi ile bastırılmıştır. 

 

 

 


61 Haber (8 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)