AVRUPALI SEYYAHLARIN GÖZÜNDEN OSMANLI KÜLTÜRÜ
Şimdi size içinde sık sık kaldığımız hanlardan söz etmek istiyorum. Bu hanlarda divan veya sedir duvara dayanır. Bu duvarın üstü düzdür ve geniştir. Türkler için yemek masası ve yatak yeri olarak kullanılır. Yiyeceklerin pişirilip, ısıtılması için dış duvarı aralıklarla yapılmış ocaklar vardır. Yemek yedikten sonra Türkler, bu duvar üzerinde atların eyerlerine bağlı olarak taşıdıkları bir kilimi yayarak otururlar. Burada herkese yiyecek ikram etmek gelenektir. Yemek zamanı geldiğinde bir hizmetkâr, masa büyüklüğünde ve ortası bir kap etli arpa, yulaf çorbası olan tepsiyle önümüze gelir. Bu tepsinin çevresinde küçük yuvarlak ekmekler ve bazen de bal petekleri bulunur. (Ghiselin De busbecq)
Ondokuzuncu asırda Türk evleri, umumiyetle aynı model yapılmıştır. İki katlıdır ve kafesli pencereleri vardır. Osmanlıların evlerini boyamak için tercih ettikleri renkler sarı, pembe ve açık mavidir. Eşyalarını ekseriyetle koyu kırmızı ile döşüyorlar. (Durand De Fontmage)
‘’Muhterem sarah, sanırım bugüne kadar ikinci bir mektup yazmakta geciktiğim için özür dilemem gerekirdi. Türkler’ de vebanın müthiş tesirlerine dair anlatılan şeylerin hepsi masal… Veba dedikleri şey sıtmadan başka bir şey değil bizim aşçı yamağıda buda hastalığa yakalandı. Ülkeyi bu hastalıktan kurtarmak öyle sanıyorum ki İtalya veya Fransa’nın kinden daha kolay olacak. Bizde çok yaygın ve zalimani bir hastalık olan çiçek hastalığını, burada, keşfettikleri bir aşı ile önlüyorlar. Aşılama için en uygun zaman sıcaklıkların sonu, sonbaharın başlangıcı. Ceviz kabuğu içine doldurulmuş çiçek hastalığı aşısını açılmamasını istenen taramayı büyük bir iğne ile açıktan ve iğnenin ucu kadar aşıyı buraya koyduktan sonra yarayı bağlıyor ve üzerine bir ceviz kabuğu yapıştırıyorlar. Bütün bu ameliyat sırasında en küçük bir acı hissedilmiyor. Aynı şeyi dört beş damara daha yapıyorlar. Aşı için vücudun kapalı yerleri seçiliyor. Aşılanan çocuklar sekiz gün içinde hiç hastalığa tutulmamış gibi oluyorlar. Yüzlerinde yirmi otuz sivilce çıkıyor. Fakat sekiz gün içinde hiç hastalığa tutulmamış gibi oluyorlar. Açılan yaralardan çiçeğin zehri dışarı atılıyor, hastalığın başka taraflara yayılması önlenmiş oluyor.Vatanımı çok sevdiğim için aşının oraya da girmesini çok istedim.’’ (Lady Montagu, Türkiye Mektupları)
‘’Bıraktıkları hayratlar hangi çeşit olursa olsun bizdekinden fazladır. Bu yüzden yaşarken bile bizden daha cömerttir. Dört imparator tarafından yapılan dört büyük caminin etrafı hayrat ile doludur. Paşalar da bırakırlar. Kasabalar ve tenha yol kıyılarına yolcular için kervansaraylar yaptırır, yollar açtırırlar. Su olmayan yerlere çeşmeler ve tuvaletler yaptırırlar. Halkın bedava olarak faydalandığı bu yapılar öyle muhteşemdir ki saraya benzerler. Buralardan istifade edenler ‘’Allah yaptırandan razı olsun.’’demeden edemezler. Sadece insanlara değil, hayvanlara da yapılan iyilik çok büyük sevaptır. Bazı insanlar denizdeki balıklara ekmek atarlar. Ramazan bayramı, Türklerin en büyük bayramıdır ve bu bayramda övülmeye değer bir şeye uyarlar. Bu bütün düşmanlıklardan özür dilemeleri ve onlarla barışmalarıdır. Çünkü eğer kalplerinde birine karşı kötülük varsa bayram yapamayacaklarına inanırlar ve bu üç gün zarfında tanıdıkları kimselere rastlanırsa onlarla öpüşürler ve birbirlerine iyi bayramlar ve mutluluklar dilenir. (Jean Thevenot)
Türk ülkelerinde kahve, ister fakir, ister zengin olsun günde en az iki veya üç fincan içirilirdi. Kocanın hanımına temin etmeye mecbur olduğu şeylerden biriside budur. Herkesin geldiği kahvehaneler çoktur. Kahve burada büyük kazanlarda pişirilir. Bu yerlerde ne din nede makam farkı gözetilmeksizin her çeşit insan gelebilir. Buraya girmek ayıp değildir. Birçokları konuşmak için gelir. Kahvehanelerin dışında gelip geçeni görmek yada hava almak isteyenlerin oturdukları üzerleri hasırla örtülü taş sıralar bulunmaktadır. (Jean Thevenot)
Türkler, çocukları çok seviyorlar. Çocuğu olmayanlar evlat edinmekte bir kusur görmüyorlar. Kadıya giderek şahitler önünde ilgiler bir anlaşma yapıyorlar. Bu aynı zamanda ölümden sonra malın devlete kalmasına engel olmanın da bir yolu. Evlat edinilen çocuklar yeni aileleri tarafından hakikaten ve candan sevilir. Çocuklar ana babalarına karşı çok saygılı oluyorlar. Çocuklar kendilerini dünyaya getirenlere karşı sınırsız bir saygı duyuyorlar.Bir aile babası, ailesi içinde hükümdarın ülkede gördüğü saygıdan daha büyüğünü görür. (Fontmagne,Kırım Harbi Sonrasında İstanbul)
Çirkin görünüşlü yahut fena kokulu herhangi bir şeye rastlamadım. Böyle şeyleri ya çok uzağa götürüp döküyorlar yahut da derin bir çukur kazıp gömüyorlar. Yakılacak şeyleri yakıyorlar. İçki,kumar ve aşırı eğlence düşkünlüğüne hiçbir yerde rastlamazsınız. Zira kağıt ve zar oyunlarını bilmezler. Oysa bizim askerlerimizde bunlar ne kadar yaygındır. (O.Ghiselin De Busbecq)
Türkler vücudu temiz tutmak için olduğu kadar sağlıkları içinde sık sık hamama giderler. Bu sebeple şehirlerde birçok güzel hamam vardır. En küçük köyde bile hiç olmazsa bir hamam bulunur. Hepside aynı tarzda yapılmıştır. Bazılarının diğerlerinden daha büyük veya daha çok mermerle süslü oluşlarından başka aralarında hiçbir fark yoktur. (Jean Thevenot)
Mükemmel savaşçı olan Türkler, aynı zamanda dayanıklı olup uzun yürüyüşlere sabırla katlanabiliyorlar. Yanlarında gerekli birkaç parça eşya,silah ve bir matara sudan başka şey almıyorlar. En güç şartlara kolaylıkla uyabiliyorlar. Savaş,onlar için bir neşe kaynağı. Bir gün, Saffet Paşa’nın şöyle dediğini duydum:-Türk askeri savaşırken silahın ucunda cenneti gördüğü için cesurdur. (Durand De Fontmagne)
Ayaklarının daima temiz olması gerekir. Yazın giydikleri ayakkabılar ince deriden mor, kırmızı veya sarı renkte yapılır. Bizdeki kumaşların boyanışı gibi deriye çok güzel renkler verirler. Kepenek yerinede dolama adı verilen topuklara kadar uzun şeyler giyerler.Giyimlerini mümkün olduğu kadar iyi kumaştan yaptırırlar. Kalite itibarıyla yüksek olmamakla beraber üzerine türlü nakışlar konmuş gösterişli ve zarif çeşit çeşit kumaş dokunur. (M.Serrano)
Araştırma yazısını bizlere ulaştıran okulumuz öğretmenlerinden İlhan Küçük Bey'e teşekkür ederiz.
|