SPORDAN TATİLE BİRÇOK KONU


Yazar:



Ali DURMUŞ (Eğitimci, Dil ve Kültür bilimci) biyografi

Tarih: 06.07.2008

Puan:

Okunma Sayısı: 100

Kelime Sayısı: 853

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

SPORDAN TATİLE BİRÇOK KONU

Geçen yazıdan bugüne geçen süremizin biraz uzun olduğunu biliyoruz. Yaz tatiline yaklaşırken eğitimde yaşanan yoğunluktan biz de nasibimizi aldık, yazılarımıza uzun ara vermiş olduk. Yaz tatili öncesindeki bu son yazımızda bir çok konuya kısa olarak değinmek istiyoruz. Eğer zamanında yazsaydık daha uzun yazacaktık.
     Öncelikle Avrupa’dan tatile çıkacaklara hayırlı yolculuklar dilerken, bütün tatilcilerimize iyi tatiller diliyoruz. Herkesin güzel bir tatil sonucu sağlıklı bir şekilde hayırlısıyla yuvalarına geri dönmelerini diliyoruz.

  1. Avrupa’da Sporla Esen Türkiye Rüzgarı

Yazılı ve sözlü basından Türkiye’nin 2008 İsviçre-Avusturya serüvenini izledik. Çok da keyifli geçti doğrusu, haz aldık, sevindik, coştuk, mutlu olduk. Futbol ile sadece Avrupa’daki beş milyonu aşkın Türk değil, ulusça aynı duyguları yaşadık. Bize bu mutluluğu yaşatanlara çok teşekkür ediyoruz öncelikle.
     Futbol ile Avrupa’daki Türkler kenetlendi, birlik ve beraberliklerini daha da pekiştirdiler. Belki toplumdaki varlığından haberdar olunmayan bir çok Türk de ortaya çıktı ve ben de buradayım, ben de bu şehirde yaşıyorum, ben de sizinleyin diyebildi. Avrupa’daki Türk toplumu açısından çok iyi oldu.
     Tabiki bu konuda çok daha detaylı yazılar yazmak mümkün ama, biz sadece bir konuyu dile getirdik: Avrupa’daki türk varlığı ve birlik ve beraberlik. Tabiki kaliteli işler yaparsanız, sizi beğenen, destekleyenler çok olacaktır. İlk kez Türkiye’nin pek çok Avrupalının sempatisini çekti ve kendine taraftar çekti. Erovizyonda da birinci olmuştuk ama 2008 futbolunda Türkiye çok daha geniş olarak dünyada konuşuldu. Aslında yarı final değil, en azından finale kadar gidebilirdik; bunu herkes söylüyor.
     Demek ki hangi konuda olursa olsun, kalite ve başarı insanların önünü açacaktır. Umarız bu tür güzel başarılarla Türkiye dışarda kendini daha iyi ifade ederek, hak ettiği konuma hızlı bir şekilde gelir.

Tabiki Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan’ın ani ölümüne çok üzüldük. Kendisine Allah’tan Rahmet diliyoruz.

  1. Acısu’da Eğitim

Acısu’da Eğitim başlıklı yazımızı sayfamızın bir çok bölümünde yayınlayarak, ortak bir yol haritası çıkarıp, köyümüzdeki eğitime, eğitimin gelişime, çocuklara, gençlere eğitim yolunda bir katkıda bulunmayı düşündük.
     Biz yurtdışında ikamet ettiğimiz için, köyümüzde Muhtarlığımız,  Acısu Köyü Kalkındırma ve Kültür Derneğimiz, Okul Aile Birliğimiz ve Okulumuz ile birlikte haraket etmenin daha etkili, daha başarılı olacağını düşündük. Ancak bir önceki yazımızla yaptığımız öneriye henüz bir yanıt gelmedi ve bildiğimiz kadar başka bir çalışmada yapılmadı.
     Söylemek, yazmak istediğimiz çok şey var ama; şimdilik yazmıyoruz ve söylemiyoruz. Bundan sonrasını ilgililere ve siz okuyucunun yorumuna bırakıyoruz.

  1. Karadeniz’de TV ve Yayla Șenlikleri

Karadeniz’de yerel ve sonra ulusal tv kanallarının çoğalmasıyla, özellikle müzik ve tanıtım alanında başarılı yayınlar yapılmaktadır.
     Bir çok dernek, vakıf ve platform özellikle yayla şenlikleri ve özel gecelerle sadece Karadeniz’de değil, Karadenizlinin bulunduğu her yerde, örneğin: İstanbul, Ankara, İzmir, İzmit, Bursa vs… Çok güzel elbette. İnsanların kendi kültürüne gittikleri yerlerde de sahip çıkması, gelecek açısından, Türk kültürünün zenginliği açısından çok önemlidir.
     Bilgi, iletişim ve işbirliği açısından bu tür etkinlikler çok önemlidir. Daha da önemli olanı, bütün bu çalışmaların yöremize, Karadenizimize sosyal, kültürel ve ekonomik bakımdan katkı sağlaması olmalıdır. Bir de canlı medyadaki bu başarı, yazılı basında da olsa; daha çok yazılsa, okunsa, araştırma yapılsa ne kadar güzel olacak!.. Başka yazılarımızla Karadeniz TV’lerinin programları, hizmetleri vb.. konulara inşallah değinmeye çalışacağız.

  1. Türkiye’ye Yolculuk ve Tatil

Sanıyorum Türk toplumu artık daha da bilinçli. Yıllardır arabayla gittiği Türkiye yolculuğunda, çok daha deneyimli olmuştur. Hazırlıklarını zamanında buna göre yapıyordur. Bu tamam, buna bir şey demiyoruz.
     Tatile gitmeden önce, evde, belirli ortamlarda insanlar Türkiye’ye gittiğinde uygulayacağı tatil planından konuşur, anlatır. Herkes neşeyle bu konuşmalara katılır, adeta bir haz alır bu konuşmalardan. Aslında bu durum sadece Türkler arasında geçmiyor. Benim bildiğim bütün Hollandalılar, diğer yabancılar da aynı şekilde tatili isteyerek, zevk alarak, neşeyle konuşuyorlar. Bunda ne var? Çok güzel elbette. Biraz hayal güclerini zorluyorlar, biraz da sanal tatil denemesi yapıyorlar.
     Bizim değinmek istediğimiz: Evdeki hesabın çarşıya uymaması! İşte bunda çok başarılı olduğumuz söylenemez. Her zaman programla, planla haraket eden Avrupalı, bu işi çok iyi yapıyor. İşte biz de bu tür planlamalarda, uygulamalarda istikrarlı olabilirsek, bu başarı bizim hayatımızın diğer bölümlerine de olumlu olarak yansıyacağını düşünüyoruz.
     Yani tatilde, tek fikirli olan baba değil, herkesin görüşü de alınarak, herkes de tatilde memnun kalmasını düşünerek haraket etmek gerekir galiba.
     Özellikle çocuklar için çok önemli. Çünkü güzel bir tatil çocuğun Türkiye’ye bağlılığı, Türkiye’deki ailesiyle iletişimi, Türkiye ile ilgili konulara ilgi göstermesi, kendine güveni, kendi din, dil ve kültür zenginliği, aile içindeki tutumu, geleceğe bakışı, gelecek yıl yine Türkiye’ye gitmek istemesi, Türk ile evlenmesi gibi bir çok alanda olumlu olarak yansımasına yardımcı olunması anlamına gelmektedir.
     Herkesin memnun ve mutlu olabileceği bir tatil geçirmenizi diliyoruz.

  1. Köşe yazıları

Köse yazıları aslında düzenli olarak yazılması gerekir. Sayfamızda bir kez yazmış arkadaşlarımız var, bir yıl önceki tarihte duruyorlar. Bu konuda Acısu İnternet Sayfamızın belkemiği, her şeyii olan Sevgili Sıtkı’ya da söylemiştim. Onun da arkadaşlarla bu konuda konuştuğunu biliyorum. Neden bilemiyorum ama, sayfamız açısından, okuyucular açısından Köşe yazısı yazanların sürekli yazması gerekir, bu her yerde böyle.
     Ben, başka bir konuya daha değinmek istiyorum.  Köşe yazılarının çok okunmadığı görüyorum. Ben, aslında her hafta ya da iki haftada bir yazabilirim. Ancak, yazıların yeterince okunması gerekir. O nedenle ayda bir ve bazen de daha uzun olabiliyor yazılar. Ancak, eğer okuyucularımız isterse en azından iki haftada bir gerekirse daha kısa olarak yazabilirim seve seve.
     Bu konuya tatilden sonra tekrar dönmek istiyorum. Bu konudaki sizlerin görüşü bizi memnun edecektir.
     Saygı ve sevgiyle, tatilden sonra görüşmek ümidiyle…

               

Ali Durmuş, Acısuweb Genel Danışmanı



Ali DURMUŞ (Eğitimci, Dil ve Kültür bilimci)
a.durmus61@gmail.com
  

Başkasına Gönder Başkasına Gönder | Yazarlar İndeksine Dön ]