2008’e Merhaba


Yazar:



Ali DURMUŞ (Eğitimci, Dil ve Kültür bilimci) biyografi

Tarih: 02.01.2008

Puan:

Okunma Sayısı: 270

Kelime Sayısı: 924

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

2008’e Merhaba

Öncelikle tüm Acısulu köylülerimizin, site ziyaretçilerimizin, okurlarımızın, sitemize destekte bulunan herkesin, 2008 yeni yılını içtenlikle kutlar, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yıl olmasını diliyoruz. Yeni yıldaki bu ilk yazımızda “Sosyal Dayanışma” ve Yöre Sanatçılarımıza Ne Kadar Sahip Çıkıyoruz? “ başlıkları içeren iki konuyu ele almak istiyoruz. Zevkle okumanızı umuyoruz.

 

Sosyal  Dayanışma

Toplumun en küçüğü, çekirdeğini oluşan aileden başlayarak, büyük aile, akraba, mahalle, köy, ilçe, şehir, il, bölge, ülke, kıta yani dünyanın bir parçası olarak  küçükten büyüğe doğru genişletmek mümkündür. Bu yazımızda bu yuvarlağın sadece “köyümüz” bölümünü ele almak istiyoruz.

Türkiye’deki yönetim biçimine göre en çekirdek yönetim Muhtar ve Köy (Yönetim) Meclisi’dir (eski deyimle: İhtiyar Heyeti). En yakın örnek olarak ilçeyi ele alırsak, nasıl ki Belediye Meclisi üyeleri, seçimlerde aday olan insanlar arasından en çok oy alan farklı görüşlerdeki insanların bir araya gelmesiyle oluşturuluyor ve başta da Belediye Başkanı varsa; Köy Meclisi de aynı, sonuç olarak Muhtar ve Köy Meclisi de bir köyün yasal olarak kabul edilen tüzel bir yönetimidir. Köyü yönetirken, insanlar ve yasalar nezdinde belirli yetki ve sorumlulukları vardır.

Bunun yanında Türkiye’de sivil toplum örgütleri diye adlandırdığımız, yasalara uygun olarak, belirli amaçlarla toplumun belirli kesimlerine ya da bütününe hizmet etmek için kurulan dernekler, vakıflar vardır. Burada Acısu Köyü Kültür ve Kalkındırma Derneği’nden (AKKD) söz ediyoruz.  Bu dernek, yapabildiği ölçüde kuruluşunda ve tüzüğünde yazdığı amaçlar doğrultusunda topluma hizmet sunmaya çalışmaktadır. Yöneticiler gönüllü olarak hizmet etmeye aday insanlardan oluşur. Seçilerek biraraya gelen bu insanlar ve oluşturdukları yönetim kadrolarıyla çalışmalarını sürdürürler. İstikrarlı ve başarılı bir yönetim, tüzüğüne bağlı, plan ve program dahilinde, hoşgörü ve işbirliğine dayalı bir anlayışla çalışmalarını sürdürür.

Toplumun bir kesimi ya da tümüne yönelik faaliyetlerde bulunan dernekler, toplumun her kesimini gözetmesi, kollayıp koruması gerekir. Şuna gelmek istiyoruz: Sosyal dayanışma nasıl gerçekleştirilir?. Her köyde maddi ya da manevi bakımdan desteğe ihtiyacı olan insanlar mutlaka vardır. Köyün genel refah tüzeyinden bahsediyorsak, köyde yaşayan bütün insanları dikkate almamız gerekir. Bizim köyümüzde refah ve gelir düzeyi oldukça düşük olan, sorunları olup tek başına işin içinden çıkamayan, maddi ve manevi desteğe ihtiyacı olan insanlarımız iyi araştırıldığında mutlaka vardır. Bu insanlarımız belirlenerek, belirli bir program içerisinde destek görmelerini sağlamak, çok duyarlı, insancıl, sosyal dayanışma içerikli bir faaliyet olacaktır.

Böyle bir çalışmanın öncülüğünü muhtarlığımızın yapabileceği gibi, aslında AKKD derneğimizin yapması çok daha isabetli olacaktır. Tabiki çeşitli kurum, kuruluş ve  insanlarla işbirliğine açık olarak AKKD’nin sorumluluğunda başarılı bir çalışma yapmak mümkündür. İyi bir çalışma yapıldığında böyle bir konuya herkesin duyarlı olacağını, destek olacaklarını düşünüyoruz.

Toplum ve insanlar yararına yapılan her tür faaliyete, sitemizde de yer vererek, yönetim ve şahsi olarak destekleyerek yardımcı olacağımızı belirtmek istiyoruz. AKKD dernek yönetici arkadaşlarımızdan somut adımlar atmalarını bekliyoruz.

 

Yöremiz Sanatçılarına Ne Kadar Sahip Çıkıyoruz?
Hüseyin Köse ve Erkan Ocaklı

Geçenlerde Karadeniz televizyonlarının birinde Hülya Polat, bir Hüseyin Köse türküsüdür diyerek, türküyü okudu ve biz de izledik. Hüseyin Köse’yi andığında hüzünle gururu bir arada yaşıyorduk. Hüzünlendik, çünkü Hüseyin Köse artık yaşamıyordu, gururlandık çünkü artık onu da anımsayan, hatırlatan, kaynak olarak gösteren sanatçılarımız da vardır diye.

yaşasaydı ve bu günlerde özellikle Karadeniz’de bir çok televizyon ve yine bir çok yeni sanatçılar doğuyor ki, Hüseyin Köse bunların hepsinin ağabeyi, esinlendikleri insan.

Erkan Ocaklı’nın çok hasta olduğu bu günlerde, Erkan Ocaklı adına Karadeniz TV’de özel bir sanat gecesi düzenlendi. Erkan Ocaklı da programın başında bir göründü ve ardından tekrar hastaneye götürülmüştü. Böyle bir program oldukça yerinde, sanatçıya vefa, teşekkür, seni unutmadık ve unutmayacağız anlamına gelmektedir. Tabiki Hüseyin Köse gibi Erkan Ocaklı’nın da türkü ve şarkılarıyla büyüdük Trabzon’da.

Yine aynı programda, Adnan Yılmaz da türküsünde eskileri birer birer anarken “Nerde O Koryanalı?” diyordu. Koryanalı’yı tanıyan bilen herkes hem gururlandı, hem de hüzünlendiğine eminiz.

Daha sonra, daha yeni yani yılbaşı gecesi, yine Karadeniz TV’de  Zeynep Başkan türküsünü söyledikten sonra İsmail Türüt kendisi ile konuşuyordu; yine Hüseyin Köse’yi andı, hatta bir türküsünden bir küçük bir bölüm okudu ve ne güzel türküler bunlar, bunları ele almalı, dile getirmeli diye konuşuyordu. Çok hoşumuza gitmişti bu düşünceleri.

Her sanatçıda olduğü gibi, Karadeniz sanatçıları da mutlaka bazı esinlenmeler sözkonusudur. Hüseyin Köse zamanında zaten az sayıda sanatçı vardı ve olanaklar da zaten bugünkü gibi değildi. Bugünle kıyaslanamaz zaten. Buna rağmen TRT’de, hatta radyoda türküler söylediğini biliyoruz. Günümüz Karadeniz sanatçıları ve türkülerinde, zaman zaman Hüseyin Köse’den alıntılar, bölümler, esinlenmeler vardır. Orjinalinden bunlar bilinmekte olup, çoğu zaman da bir çok değişikliklere uğratılarak sunuluyor dinleyiciye.

Gönül isterdi ki türküler söylenirken, kaynakları da doğru olarak belirtilsin. Bunda ne var ki? Böylelikle insan hem eskilerinini, büyüklerini unutmamış hem de onlara karşı bir vefa borcunu da yerine getirmiş olurlar. Böyle bir davranış sanatçıyı daha da çok yükseltir. Hani toplumdaki bazı olaylar karşısında ünlü slogan var ya: “Susma, susturma, sıra sana gelecek!”  Biz de bu sloganı yeni sanatçılarımıza sadece hatırlatıyoruz.

Eski ve yeni sanatçılarımızla ilgili görüşümüzü belirttikten sonra, aynı hatta daha da önemli olarak gördüğümüz; Karadeniz insanı kendi sanatçısına ne kadar sahip çıktığıdır. Kendi insanını, aynı köyden, çevreden, ilçeden, ilden olan insanları, sanatçıları Karadeniz insanı tarafından yeterince desteklenmediğini, hatta zaman zaman da horlandığını geçmişte gördük ve halen böyle olduğunu düşünüyoruz. Lütfen bu konuyu sakin bir kafayla iyi düşünürseniz, bize hak vereceksiniz. Umarız yeni gençlik ve gelecek gençlik bizi bu görüşümüzden vazgeçirecektir. Buna samimiyetimizle inanmak istiyoruz.

Hüseyin Köse, o zamanlar olanaklar yoktu ama, zaman zaman dile getirdiğimiz gibi, kendi insanımız tarafından yeterince değeri bilinmemişti. Erkan Ocaklı’da aynı konuyu sürekli dile geitirir dururdu. Onun adına düzenlenen bu özel geceden, en az onun kadar biz de memnun olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Kendisinin en kısa zamanda iyileşerek tekrar eski günlerine dönmesini diliyoruz.

Deprem olduktan sonra neler yapabiliriz ya da herhangi bir konuda  iş işten geçtikten sonra değil, öncesinde neler yapabiliriz sormamız gibi burada da insanlarımız, sanatçılarımız aramızdan ayrıldıktan sonra değil de halen yaşamdayken, onlara yeterli ilgi ve desteğimizi göstermemiz daha mantıklı olmaz mı?

Gelecek yazımızda görüşmek ümidiyle, sağlık ve mutlulukla kalınız.



Ali DURMUŞ (Eğitimci, Dil ve Kültür bilimci)
a.durmus61@gmail.com
  

Başkasına Gönder Başkasına Gönder | Yazarlar İndeksine Dön ]