KÖYÜMÜZ VE ÇEVREMİZ


Yazar:



Ali DURMUŞ (Eğitimci, Dil ve Kültür bilimci) biyografi

Tarih: 23.09.2007

Puan:

Okunma Sayısı: 298

Kelime Sayısı: 781

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

Efendim, bütün okurlarımıza “Hayırlı Ramazanlar” diyerek yaz tatili sonrasındaki ikinci yazımıza devam etmek istiyoruz. Yine bazı izlenimlerimizi kısa bölümler halinde sizlerle paylaşmayı sürdürelim.

Balıklı Yayla Camisi

Ramazan’dan açılmışken isterseniz önce Balıklı Yayla Camisi’ni ele alalım. Bu yaz cuma günleri, yayla camisi oldukça dolu oluyor, hatta üst kat bile kullanılıyordu. Ön sıralardaki yayla ihtiyarlarımızın yanısıra, orta yaş grubu, gençler, tatilciler, misafirler derken yayla camisi oldukça haraketli cumalarını yaşıyordu.
     Caminin içinde otururken, kulağımız imamda, gözlerimiz Kısa da olsa caminin içi, duvarları, tavanı ve süslemelerini yokluyordu ister istemez. Tabiki yayla camimizi bir Sultan Ahmet, Selimiye, Ulu Cami ya da Kocatepe ile kıyaslayacak halimiz yok ama, Acısuluların yayla camisinin çok daha güzel bir cami mimarisine sahip olabileceği hayalini kısa aralıklarla aklımızdan geçiriyorduk. 
     Yazılarımın birinde bu konuyu dile getirmiştim. Geçen yıl Karadağ’ın tam tepesine çıktığımızda, etrafı seyre daldığımızda, komşu yaylalarda çok güzel minareli camileri görmüştük. Camiyi cami yapan mimari özelliklerin başında da elbette ki minaresi, kubbesi geliyor. Yanımızdaki misafirlere sorduğumda, yaylayı bilmeyen birisi baktığında ‘bu yaylada cami yok’ diyeceği yargısına varıyorduk.
     Yayla camisi ile ilgili bir iki yıldan beri bazı gelişmeler olmaktadır. Ben, konuyu dile getirdiğim ilk günden beri, bu konu bir kaç yıl konuşulup tartışıldıktan sonra, haraketlilik başlar demiştim. Arsası hazır, ‘eski bina yıkılsın ve yenisi geniş bir alana iyi bir plan kapsamında yapılsın’ görüşü artık benimsenir oldu. Ben de köyde bizim cami mahallesindeki köyümüzün en eski tarihi evlerinden olan evimin taşlarını, Hacı Cemal Durmuş’un bir süre önceki Avrupa ziyareti sırasında yayla camisinin kullanımına söz verdim. Çalışmalar başlayınca ev yıkılıp taşları yayla camisinde kullanılacaktır. 
     Artık ilerideki yıllarda, yaşlılarımızın da bir an önce görmekte sabırsızlandığı Acısu Balıklı Yayla Camisi’nin yapımına, oluşturulacak deneyimli bir ekip sorumluluğunda inşallah başlanabilecektir. Buna öncülük edebilecek büyüklerimiz mevcut. Bu deneyimli insanlarımız yaşlanıyor, hastalanıyor, ömürleri uzun olsun hepsinin. Bu tecrübelerden yararlanmak yanlış mı olur?

Karadağ

Öncelikle Karadağ yayla festivalleri, temmuz ayının ilk haftalarında bir kaç yıldır düzenli olarak yapılmaktadır. Bu şenlikler yörenin tanınması, tanıtılması, gelişmesi bakımından çok güzel ve önemli bir gelişme.  Bütün yayla şenlikleri, festivalleri de bu anlamda çok önem taşımaktadır. 
     Ancak yıllardır Cuma ziyaretleri olur Karadağ’a. Bu ziyaretlere çok sayıda Acısulu katılmaktadır. Karadağ çok sayıda tek katlı evlerle doldu, bir yaylaket oldu. Fakat ne camisi, ne hizmet veren marketleri, bakkalları hiç de Karadağ’ın olması gereken yansımaları değil. Halen seneler öncesi gibi… Bir iki yeni dükkan eklendi gibi, ama hayır, yeterli değil. Yani Karadağ böyle olmamalı. 
     Bu konuya yöre halkı, yetkililer mutlaka bir bakmaları gerekir. Kısacası Karadağ çok daha iyi şeyler hakediyor. Turizm ve yayla ürünleri bakımından da çok şeylerin yapılabileceği yörenin çok güzel bir dağı, hak ettiği günleri bekliyor…

Acısu Köyü Balıklı Spor Tesisleri

Balıklı Obası spor sahası olarak düzenlendi. Kenarları alçak bir perde beton döküldü. Kenar demirleri dikildi. Muhtar Tahsin Çelik’ten aldığımız bilgiye göre, demirlere şimdi de tel örgü çekilecek ve saha çimlendirilecek. Ancak daha tuvalet, duş, giyim ve yönetim odaları gibi hizmet binalarına ihtiyaç vardır. Yani henüz altyapısı yapılmadı. Bütün bunlar tamamlandıktan sonra örneğin; bazı spor klüplere belirli dönemlerde kiralanması vb… gibi çok yönlü hizmete açık olması mümkün olabilecek. Kısacası Acısu Köyü Balıklı Spor Tesisleri’nin spor hizmetine açılması ve sporseverlerle yüzünün güleceği günleri bekliyor…

Yaylalar yaylakent oldu

Sadece bizim yaylamız değil ama, Karadeniz’in bütün yaylalarında  artık eski yaylalar küçük küçük yaylakentlere dönüşüyor. Bilinen yasa çıkmamıştı ama, yöre insanının haklı olarak yaylalara ilgisi oldukça artmış durumda. Yollar yapılıyor, evler yapılıyor, dükkanlar açılıyor, turizme yönelik haraketlilikler devam ediyor. Bunun önüne geçmek mümkün değil. Hal böyle olunca, genelde deniz kenarları ve büyük kentler için söylenen çarpık yapılaşma yerine, yöreye ve hava koşullarına uygun daha güzel ve düzenli yerleşim tercih edilmeli ve yönetimler de bilinçli ve uzun vadeli bir çozüm noktasında yardımcı olmaları gerekir. Kısacası planlı, projeli işler, çalışmalar daha uzun vadeli olacaktır.

Maloz’daki Türk Bayrağı

Güzel ve gurur verici bir çalışma oldu. Uzaklardan bile görünmekte, izlenmekte, konu edilmekte, sorulmakta ve konuşulmaktadır. Kısacası ses getiren bir çalışmadır. Bu yıl bir kaç yerde bu tür çalışmaları gördük. Niye olmasın? Yakın gelecekte, Bayraklı Maloz Kayası’na ya da Bayraklı Maloz Mağarası’na gezi, yürüyüş, izleme noktası, havayı fişek gösterileri, Ramazan top atışı, çay bahçesi vb… adlandırmalarla, hizmetlerin verileceği günler hiç de uzak değil.

Raşısırtı Eşek Meydanı Sanayi Alanı

Bu konudaki haberi sitemizin başka bir bölümünde okuyabilirsiniz. Bu yaz konuştuğumuz Şinik Belediye Başkanı Ahmet Marufoğlu, çok uğraştıklarını ve sonunda başardıklarını anlatıyordu. Bu projeye karşı çıkan kişilerin sayısı birkaç kişiyi geçmez. Her çalışmada olduğu gibi, özellikle köy yollarındaki çalışmalarda yol vermeyen, karşı çıkan kişiler olmakta, bizim köyde de geçmişten beri ve halen olduğu gibi. Bu insanlar eninde sonunda kötülüğüyle kalırlar. Hizmete, gelişmeye, ilerlemeye, çağdaşlaşmaya karşı çıkanlara ne denir bilemem. Üstelik bu karşı çıkanlar, gelen hizmetten en çok yararlanan insanlar olmaktadır da. Böyle garip ve çelişkili bir durum işte, ne demeli?

Bir önceki yazımızda dile getirmeyi arzu ettiğimiz konuları sıralamıştım ama bu yazımızda da ne yazık ki hepsine yer veremedik. Ne yapalım, gelecek yazıda devam edeceğiz artık.

Bayram üzeri görüşmek dileğiyle, esenliklerler diliyoruz.



Ali DURMUŞ (Eğitimci, Dil ve Kültür bilimci)
a.durmus61@gmail.com
  

Başkasına Gönder Başkasına Gönder | Yazarlar İndeksine Dön ]