| Cehennemin Dibi Bile Az! |
Yazar:![]() Necati GEDİKLİ (Eğitimci) ![]() Tarih: 23.06.2007 Puan: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Okunma Sayısı: 615 Kelime Sayısı: 633 | 2007 Dünya Mevlana Yılı olarak ilan edilmiş. Dünyanın birçok ülkesinde Mevlana tanıtılıyor. "Ne olursan ol, yine de gel!" vecizesiyle özdeş olan Hoşgörü (Toleranz) anlatılıyor, etkinlikler düzenleniyor. Gerçekten de insan sevgisi denince akla Yunus Emre'nin gelmesi gibi, hoşgörü denince de Hacı Bektaşi Veli'yi ve Mevlana'yı hatırlıyoruz. Tarihimizde ve kültürümüzde var olan bu değerlere günümüz penceresinden bir göz atalım istiyorum. Gün geçmiyorki bizi yönetenlerin arasında bir tartışma, atışma, paylama çıkmasın. Her biri kendi safından saldırıyor. Konuşurken işaret parmakları havada , hepsi de tek doğrunun kendi doğrusu olduğundan emin ve herkesi bu yönde ikna etmeye, hatta zorlamaya kararlı. "Sen öyle düşünüyorsan bu senin bileceğin iş" gibi bir açık kapı bırakabilme efendiliği gösterme konusunda bir tek örnek bulmak mümkün değil. Kapılar ya kapalı, ya da çarparak kapatılmakta. Açıksa bile; " kardeşim ya içeri, ya dışarı" tarzında bir eda hakim. Kısacası " bizden isen gel, değilsen cehennemin dibi bile az!". Bu hoşgörüsüzlük atmosferi o kadar şiddetlendi ki, sıradan insanların bu konuda zirvedekilerden daha olumlu olduklarını, yukarıların ise aksine dibe vurduklarını düşünüyorum. Kavgalar, seçimler, küfürler, hiç birinin diğerine tahammülü kalmamış. Yani biri şaşırıp ta iyi niyetle "nasılsın arkadaş" dese, diğerinin en iyi cevabı; "asıl sen Nasılsın, en Nasılı sensin, senin gibi Nasıllı da Nasırlı da görülmemiştir, ben çook iyiyim, sen kendine bak, zamanı gelince göreceğiz kim daha Nasılmış!" olur herhalde. Zirvedeki bu kavgalar yıllardır süregeldiği için toplum üzerinde çok yıkıcı etkileri oldu. Bu iklimin hakim olmadığı alan kalmadı sanki! Politikada, futbolda, trafikte, sokakta, çarşıda, hatta sıradan insan ilişkilerinde bile. Kimsenin "Öteki" ile ilgili hiç bir şey duyası yok. Bizim gibi sıradan insanlar arasında da ayrışmalar yaşanıyor. Farklı düşünmeyi, farklı giyinmeyi, farklı yaşam tarzı benimsemeyi, kısacası farklı olan hiç bir şeyi hoşgöresimiz gelmiyor. Bunda kuşkusuz üst taraflardaki gerilimlerin payı var. Ama sebep sadece bu da değil. Değişen zaman da bencilliği körüklüyor. Bir zamanlar ayranını, tuzunu, şekerini, yağını, gazyağını paylaşan bizler artık bir başkasına minnet etmemeyi öğrendik. Maddi yönden başkalarına muhtaç olmayacak düzeylere geldik. Hepimiz ağayız, paşayız ve bununla da övünüyoruz. Bu arada da o güzelim insani değerlerimiz kaçtıkça kaçıyor maalesef. Toplumumuzdaki kamplaşmalarda da yanlız kalmamak için herkes bir safa geçiyor. Bölündükçe bölünüyoruz, yanlızlaştıkça yanlızlaşıyoruz. Tespit etmeye çalıştığım günümüzdeki durum kuşkusuz özlenen bir tablo değildir. İlerisinin ne olacağını da kestirmek güç. Sanki toplum olarak insan ilişkileri konusunda dibe vurmuş gibiyiz. Bu konuda modaya da uyup bir de Avrupa'ya bir göz atalım istiyorum. Oralarda yaşayan insanlarımızın da bu konuda deneyimleri ve söyleyecek şeyleri vardır mutlaka. Gönülden sevmek kendiliğinden oluşan bir şeydir. Hissedilmezse oluşmaz. Bir başkasını sevmek veya sempatiyle bakmak zorunlu bir şey de değildir zaten. Ama farklı olanı hoşgörmek veya alanını daraltmamak zorunluluktur. Avrupa'da bu anlayış toplumun en alt tabakasında bile hakim. Sokakta veya ahalinin toplandığı yerlerde, şenliklerde, iş yerlerinde veya birebir karşılaşmalarda saç renginizden tutun da aksanınıza kadar farklı olduğunuz anlaşılır. Kimilerinin sempati ile bakmadıklarını, hatta hiç ilgilenmediklerini hissedersiniz. Ama nadir istisnalar hariç hiç bir alanda, farklı olduğunuzdan dolayı dezavantajlı duruma düşürülmezsiniz. Okulda, devlet kapısında, işinizde veya sosyal hayatta. Kısacası Avrupa'yı, kendi içinde de sevgisini sunma konusunda son derece cimri, ama hoşgörü göstermeyi toplumlarının temel değerlerinden saymış, özümsemiş ve bunu yaşamakta olan bir toplum olarak değerlendirdiğimi söylemeliyim. Her şeye rağmen burada, ülkemizde geleceğe umutla bakmak istiyorum. Artık toplum olarak şunu anlamaış olmalıyız: Toplumumuzda, çevremizde, mahallemizde etrafımızda farklı düşünen, farklı yaşayan insanlar var. Hiç birinin diğerine üstün olmasına, hakim olmasına, yönlendirici olmasına gerek yok. Farklı olmak kötü bir şey değildir. İnsanın doğasında vardır. Kötü olan farklılıkları hoş görememektir. Toplumumuzda kökleri var olan Mevlana anlayışının yeniden gönlümüzde taht kurabilmesi için de yine toplum önderlerine örnek ve önder olma konusunda çok iş düşmektedir. Günümüzde bu konuda ışıklar kararmış gibi gözükse de ben iyimserliğimi koruduğumu belirtmek istiyorum. Çünkü toplum olarak biz bu hoşgörü tecrübesini en güzel şekliyle yaşamış bir milletiz. Bunun bütün izlerinin silinmiş olması mümkün değil. Çocuk büyüten bir ebeveyn olarak geleceğe umutla bakmak istiyorum. Necati GEDİKLİ (Eğitimci) sema_gedikli_16@hotmail.com |
[
Yorum: Cehennemin Dibi Bile Az!
Gönderen karadeniz Tarih: 23.06.2007, 16:06
Puanım:



(10 / 10)
Dogru söze ne denirki, sanki kanayan yaraya parmak basmis gibi oldun, eline saglik hocam..
h.demirdag/hollanda
Gönderen karadeniz Tarih: 23.06.2007, 16:06
Puanım:




(10 / 10)Dogru söze ne denirki, sanki kanayan yaraya parmak basmis gibi oldun, eline saglik hocam..
h.demirdag/hollanda
Yorum: Cehennemin Dibi Bile Az!
Gönderen djxardahan Tarih: 06.12.2007, 18:12
Puanım:



(10 / 10)
helal olsun baba çok güzel yazmışsın
Gönderen djxardahan Tarih: 06.12.2007, 18:12
Puanım:




(10 / 10)helal olsun baba çok güzel yazmışsın





