| İş Hukukunda Kıdem Tazminatı ve Hukuki Niteliği |
Yazar:![]() Metin KÖSE (Avukat) ![]() Tarih: 11.06.2007 Puan: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Okunma Sayısı: 1448 Kelime Sayısı: 1899 | GENEL OLARAK Kıdem tazminatı, hukuki literatürde değişik görüşlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Bunları sadece başlık olarak vermek istiyorum: Bu görüşlerin kendi içinde haklı açıklamaları olmakla birlikte Öğretide ve Yüksek Yargıtay uygulamalarında kendine özgü bir kurum olduğu görüşü kabul görmektedir. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 19.02.1980 tarih 1980/1075-1278 sayılı kararında; “Kıdem tazminatının esas itibariyle işçinin işyerinde sadakatle çalışarak, hizmet etmesi nedeni ile yıpranması karşılığı geleceğini güvence altına almaya yönelik olduğunu” kabul etmiştir. Gerçekten de, kıdem tazminatı kendine özgü bir karaktere sahiptir. Genel ve tenkin anlamdaki tazminata ilişkin kurallar bu tazminata uygulanamaz. Zira, ne işverenin kusuru ne de işçinin kusursuzluğu koşuluna dayanmayan bir tazminat türü olan kıdem tazminatı, ayrıca, işçinin herhangi bir zarara uğraması şartına da bağlı değildir. Kıdem tazminatının gerçekleşme koşulu ve miktarı doğrudan yasayla belirlenmiştir. Kısacası kıdem tazminatı “İş Hukukuna Özgü” bir tazminattır. KIDEM TAZMİNATINA HAK KAZANMA ŞARTLARI GENEL OLARAK Öte yandan, işçinin bir yıl veya daha fazla kıdemli olduğu işverene bağlı çalışması sırasında işyerinde veya dışında herhangi bir sebeple ölümü halide mirasçılarına kıdem tazminatı ödenecektir. İşçilerin kıdem sürelerinin tespitinde; aynı işverene bağlı olmak şartıyla fasılalı olarak hizmet akitlerinin yeniden akdedilmesi halinde değişik işyerlerinde çalışmaları ile yenkesak aynı işyerinde çalışmaları, kıdem tazminatına hak kazanılması yönünden önemli değildir. Doğal olarak, fasılalı çalışmalarda askıda olan çalışılmayan süreler kıdem süresine eklenmeyecektir. Kıdem tazminatına hak kazandıran en önemli sebeplere; işçinin önelsiz feshi, işverenin ise, sağlık ve zorlayıcı sebeplerle hizmet sözleşmesini feshetmesini belirtmek gerekir. -BİR TAM YIL ÇALIŞMA ŞARTI Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 10.11.1995 tarihli bir kararında, kamu kurumlarında resmi giriş bildirgesinde işe başlanılan tarihin açıkça gösterilmesi karşısında tanık anlatımlarına dayanılarak daha önceki bir tarih esas alınarak kıdem tazminatına karar verilmesini hatalı bulmaktadır. Kıdeme Esas Sürenin Hesabı a-Tek işyerinde çalışma: Kıdem tazminatında esas alınan, toplu sözleşmedike mevsimlik çalışmaların bir yıl sayılacağı hükmü, İş Hukukundaki kıdem tazminatının tam yıl dolmasıyla hak kazanılacağı ilkesiyle örtüşmemektedir. Bu nedenle mevsimlik çalışmaların bir yıla tamamlanması gerekir. Kısmi çalışmalarda da kıdem tazminatı bir tam yıl hizmet ile gerçekleşir. İşçi başlangıçtakısmi de olsa tüm çalışma günlerinde işini yerine getirmiş iken daha sonra işyerinin başka bir yere nakli sonucu ortaya çıkan durum sonucu haftalık 5 gün 5 saatlik çalışma, 2 gün 2,5 saat olarak yapılması uygun görüldüğünde, çalışma bir tam yılı doldurduğu takdirde kıdem tazminatına hak kazanır. Kısmi çalışma yapanın düşük ücret aldığı göz önüne alınarak aylık ücretine göre kıdem tazminatı hesaplanır. Hizmet bütünlüğü içindeki ayrı ayrı hizmetler birleştirilerek kıdem tazminatı hesabında göz önüne alınır. Şayet hizmet akdi feshedilmeden girdi çıktı işlemi yapılarak çalışmada kesinti olmaksızın kıdem tazminatı adı altında bir ödeme yapılmış ise, bu takdirde kıdem tazminatı avansı nedeniyle tüm süre birlikte değerlendirilir. İşçinin hastalık ve kaza gibi nedenlerle işine gidemediği, istirahatli sürelerin, işçinin ihbar önelini 6 hafta aşmasına kadar geçecek süre kıdemden sayılır. Bu süreyi aşan süre kıdem hesabında dikkate alınmaz. İş verenin anılan süre sonunda iş feshetmemiş olması raporlu geçen sürenin tamamının kıdem tazminatı hesabına dahil edilmesini gerektirmez. Hizmet akdinin askıda bulundğu süreler kıdem süresine dahil edilemez. Grevde geçen süreler bu nedenle kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamaz. Tutuklulukta geçen süre de hizmet süresinden sayılmaz. Bu süre içinde işverenin yarım ücret ödemiş olması sonucu değiştirmez. b-Bir işyerinde veya aynı işverenin değişik işyerlerinde çalışma Kıdem tazminatından fesih tarihinde işveren sıfatı taşıyan gerçek veya tüzel kişi sorumlu olur. Bu düzenleme özel nitelik taşıdığından Borçlar Kanunun m. 179. un uygulama olanağı bulunmamaktadır. -HİZMET SÖZLEŞMESİNİN İŞ KANUNUNA TABİ OLMASI -ERKEK İŞÇİNİN ASKERE GİTMESİ Öte yandan işçinin askere gidişi işyerini terkinden kısa ve makul bir süre içinde olmalıdır. Ancak İşçinin askeri birliğe teslim işyerinden ayrıldıktan bir yıldan daha fazla süre sonra gerçekleşmiş olması durumunda anılan dönemler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. -İŞÇİNİN YAŞLILIK MALÜLLÜK VEYA TOPTAN ÖDEME ALMAK AMACIYLA HİZMET AKDİNİ FESHİ Diğer taraftan yaş dışında diğer koşullar gerçekleştiğinde 4447 sayılı Kanuna göre işyerinden ayrılan işçi yaşlılık aylığı almaya başlamamış olsa da kıdem tazminatına hak kazanır. Ancak bu hakkın sadece ilk işyerinden ayrılırken kullanılması gerekir. Zira yaş dışındaki koşulların gerçekleşmesin o işyerinde oluşmuştur. Daha sonraki işyerinde çalışma yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışması gibi sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışanlara kıyaslanması esastır. -BAYAN İŞÇİNİN EVLENMESİ -İŞÇİNİN ÖLÜMÜ Arz etmiş olduğum bilgiler kıdem tazminatı ve kıdem tazminatına hak kazanmaya dair genel prensipleri ortaya koymaktadır. Her olayda işveren ve/veya işçi açısından şartların ayrı ayrı değerlendirilmesi ve kanun maddelerinin somut olaya tatbiki gerekir. Çünkü özünde her vakıa, mahkeme huzurunda görülmeye başladığı andan itibaren hukuki vasıflandırmaya tabi olacağı gibi mevzuatın da amaca yönelik yorumu yapılarak karar verilecektir. Yukarıda da belirttiğim üzere, Kıdem Tazminatı Borçlar Kanunu 125. maddesine göre on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faize hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan hakları saklıdır. Burada hatırlatılması gereken bir diğer husus da İş Kanunu hükümlerine göre hesap edilen kıdem tazminatı gelir vergisinden muaf olduğudur.(Gelir Vergisi Kanunu m.25/7) Belirtmiş olduğum hususların önemi, işten ayrılırken veya işveren tarafından ister yazılı olsun isterse şifahi, iş akdinin sona erdirildiği durumlarda, işçinin haklarını alması safhasında önem kazanmaktadır. Şöyle ki, işe başlanıldığı tarih itibariyle işveren tarafından resmi kurumlara (sosyal sigortalar, vb.) gerekli bildirimlerin yapılması/yaptırılması ve primlerin ödenip ödenmediği hususlarına riayet edilip edilmediğinin takibi son derece önemli olduğu gibi aksine davranış hukuki ve cezai yaptırıma tabidir. Teknolojinin artı bir getirisi olarak artık bütün kamu ve özel kurumlar internet sayfaları aracılığı ile ortak bilgi paylaşımını sağlamaktadır. Bir işverene bağlı olarak, işçi statüsünde çalışmaya başlayan işçi de kendine ait sosyal güvenlik kurumlarına dair bilgileri Sosyal Sigortalar Kurumu’nun adresinden kolaylıkla öğrenmeleri mümkündür. Keza iş ve/veya işveren ile ilgili şikayet ve benzeri talepleri İş Güvenliği Müfettişliklerine yazılı olarak her zaman için iletebilme haklarının mevcudiyetini de ifade etmek istiyorum. Adı geçen sorunlar, emeklilik aşamasında eksik primler, isim yanlışlıkları, eksik tazminatlar veya benzeri sorunların düzeltilmesi ancak ve ancak İş Mahkemelerinde açılan davalar ile çözülebilmektedir. Ülkemizdeki genel bürokrasi ve Adliyelerin üzerindeki iş yükünün ağırlığı birlikte değerlendirildiğinde davaların sonuçlandırılmaları için geçen süre iş sahipleri açısından kısa olmayabiliyor. Bu durum ise hak sahipleri açısından maddi ve manevi zararlara yol açtığı herkesin malumudur. Bu nedenle hak sahiplerinin öncelikle kendi yasal haklarının ve sorumluluklarının çerçevesini belirleme konusunda yaklaşım göstermeleri esastır. Saygılarmla. KAYNAKÇA : Metin KÖSE (Avukat) av.metinkose@gmail.com |
[






