Ankara'dan Türkiye'ye Bakış - 1


Yazar:



Ali DURMUŞ (Eğitimci, Dil ve Kültür bilimci) biyografi

Tarih: 19.05.2007

Puan:

Okunma Sayısı: 355

Kelime Sayısı: 816

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

2007 yılının ilk aylarını oldukça üzüntülü geçirdik, geçirmekteyiz. Aramızdan ayrılan insanlarımız ve hastalıklar… İki kez Türkiye’ye gittik ve son gidişimizde 41 gün kaldık. Bu zamanın büyük bir bölümünü babamın hastalığı nedeniyle Ankara’da geçirdik. Bu arada köylülerimizden değerli Prof. Dr. Musa Doğan ve Prof. Hanımı ile, ayrıca Yarbay Hüseyin Durmuş, Osman ve Hüseyin Bahadır ve Cemal kızı Fatma Durmuş ile görüşme fırsatımız oldu. Onlara  ve ayrıca telefonla arayan herkese buradan teşekkür ediyoruz. Bu vesile ile yurdun çeşitli yerlerindeki bütün hastalara da acil şifalar diliyor ve aramızdan ayrılanları da burada bir kez daha rahmetle anıyoruz.

         Ankara’da sağlıkla ilgilenirken, öyle bir siyasi haraketlilik içine düştük ki sormayın. Tabiki medyamız da uzun bir süre bu haberlerle programlarını doludizgin sunma şansı elde ettiler.  Burası Başkent Ankara! O kadar olacak elbette. Siyaset ve mitingler… Bütün bunlar iyi mi kötü mü, yoruma açık konular. Her ne kadar demokraside bunlar olağan olarak karşılansa da, yanıt ve yorum herkese göre farklı olacaktır. Bize göre biraz da ne kaybettik, ne kazandık, uluslararası arenada durumumuz ne oldu, ona bakmak gerekir.

         Başkent Ankara’da siyaset konuşuyor, diyor herkes. Doğru da diyorlar elbette. Ona da  eyvallah, çoğu insanın kullandığı tabirle. Hadi bunu anladık, ama anlamadığımız bir çok konu var, örneğin: bir akşam, geç vakitte hastaneden bellidir. gektiar mnular. elbette. Siyaset ve mitingler...ben kac adet  otele gidiyordum. Yaşlı taksici amca, hararetli anlatıyordu. Bir siyasi parti sempatizanı yaşlı amcanın başka görüşlere, partilere ya da farklı oluşumlara hiç tahammülü yoktu, anladığım kadar. Ben 28 yıldır Hollanda’da ikamet etmekteyim, ama bu durum beni Lisedeki siyasi yıllara, 70-80 arası yıllara götürdü. Geçen bu süre içinde Türkiye’de insanların siyasetteki eski kutuplaşma ve aşırılıklarının zaman içerisinde yumuşadığını, daha doğrusu normalleştiğini sanıyordum. Başka bir deyişle, siyasi görüş ve yaşam tarzlarına karşı anlayış, saygı ve sevgi.

         Diğer taraftan bu aşırılık, fanatiklik sadece siyasette değil, sanki yaşamın her alanında mevcut gibi geldi bize, özellikle de sporda. Bir takımın tarafları, diğer takımın taraftarına tahammül gösteremiyor. Böyle bir şey olabilir mi? Nerde kaldı, anlayış, saygı ve sevgi? Hani futbol ne içindi, spor ne için yapılıyordu? Ne oldu ki? Evet, Ankara’da herkes siyaset konuşuyor, siyaseti izliyor. Hepsi güzel ama her şeyin bir yolu yordamı, ayarı var. Ne yazık ki bu ayar çoğu zaman ortadan kalkar oluyor ve bundan da ne yazık ki yine halk, insanlar, Türkiye zarar görüyor.

         Aslında ben hiç bir zaman siyaseti sevmedim, ama dedik ya başkent Ankara’da siyaset konuşulur ya, biz de daha çok izlemeyi yeğledik. Türkiye’nin Avrupa ve dünya ülkeleri arasında yalnız bırakıldığını zaten herkes biliyor. Değerli Prof. Musa Doğan dab u durumu çok güzel özetliyordu. Siyaseti Türkiye’nin geleceği ve hızlı ilerleyişine yönelik geliştirmek galiba en iyi çözüm olsa gerek. Ama siyasetçilerimiz ne yazık ki farklı anlayışlarını değiştirmekte zorlanıyorlar.

         Kendini geliştirmiş bir çok Avrupa ülkesinde ise siyaset bir meslek olarak kabul edilir, kadrolar zamana göre yenilenir ve bizdeki gibi siyasete bir giren bir daha bırakmaz kuralı işletilmiyor. Diğer taraftan milletvekili, bakan vs… herkesin görevi belirlidir, ama Türkiye’deki gibi sınır tanımazlık ve her şeyi yapmak mükellefliği anlayışı söz konusu değildir.

         Başkent Ankara’da siyaset konuşulur dedikten sonra biraz da sağlık konusuna değinmek istiyoruz. Gelişmeleri uzaktan izlesek de Türkiye’deki en önemli konulardan biri de sağlık olduğunda hemfikiriz. Bir çok ünlü tıp fakültesi ve hastaneler mevcut, örneğin: Hacettepe Tıp Fakültesi Hastanesi, Ankara Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi, Yüksek İhtisas, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA), Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi ve bunun gibi. Bu büyük hastanelerin yanında Nümune gibi bir çok normal devlet hastaneleri var. Nerdeyse her köşe başında, her semtte özel hastaneler mevcut, bir semtten örnek: Özel Çankaya Hastanesi, Kavaklıdere Umut Hastanesi, Kudret Göz Hastanesi, Akay Hastanesi ve bir çoğu gibi… Kalite, hizmet, servis vb.. başkent Ankara’ya yakışır şekilde çok daha ilerde ve Avrupa düzeyinde, hatta daha da ilerde demek çok mümkün. Özel hastaneler Karadeniz’deki özel hastanelerle kıyaslamak mümkün değil. Avrupa’da sağlık sektöründe son yıllarda gözle görülür ölçüde gerilemeden söz etmek mümkündür. Türk vatandaşlarda olduğu gibi yabancılar bile özellikle Türk doktorlarını tercih ediyorlar artık.

         Bunlar güzel gelişmeler de, ben sözü Ahmet adlı bir arkadaşın önerisine getireceğim: Karadeniz’de özellikle Trabzon için, milletvekili adaylarından somut bazı şeyler istemek gerekir: Örneğin, her branjdan alanında başarılı uzman doktorların Trabzon’a da getirilmesi ve ordaki insanlara hizmet sunmaları, diyordu. Benim anladığım kadar, önemli hastalıklar için Ankara ya da İstanbul’a gitmek gerekiyor. Oysa o kadar hastaların Ankara ya da İstanbul’a sürüklenmeleri yerine, çeşitli dallardaki başarılı doktorların Trabzon’a getirilmesi elbette iyi bir çözüm olabilir. Bu yöre insanlarının buna hakkı yok mu? Siyasetçilerin vatandaştan oy isterken mutlaka bu ve buna benzer Kardeniz insanı ile ilgili sorunlara çözüm olabilecek somut plan ve projelerle vatandaştan oy istemeleri çok mantıklı olacaktır. Karadeniz insanının öyle boş sözlere değil, gerçekleşebilecek plan ve proeleri desteklemeleri gerekir. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

         Sonuç olarak eski partizanlıkları, siyasetçilerin boş laflarını bırakıp, bilinçli ve geleceği görebilen seçmenler olarak, bölgeye gerçekten yararlı işler yapacak insanları seçmeleri gerekir. Bu, seçmenin elinde. Yani eskiden beri siyasetçiler seçmeni değiştirme yerine, seçmen insanlar siyasetçileri değiştirsin. Bu daha mantıklı değil mi?

         19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramınızı kutlar, esenlikler dileriz. Devamı için gelecek yazımızda buluşmak ümidiyle…



Ali DURMUŞ (Eğitimci, Dil ve Kültür bilimci)
a.durmus61@gmail.com
  

Başkasına Gönder Başkasına Gönder | Yazarlar İndeksine Dön ]