rabia
VIP
 
Karma: +0/-0
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 133
|
 |
« Yanıtla #15 : Cumartesi, 26.Ocak 2008, 23:18:40 » |
|
KÖYÜN AKILLI DELİSİ
(Kesinlikle o zamanki köyün delisinin deli mi olduğunu, kim olduğunu hatırlamıyorum. İsmini de hatırlamıyorum ama en tatlı ve kafamı karıştıran anılarımdan biridir bu...Burada sözü edilen deli, benle akran da olabilir, benden bir kaç yaş büyük de. Onu, o olaydan sonra da bir daha hiç görmedim. Zaten görsem de görmezden gelirdim... Nedenini okuyunca anlayacaksınız zaten...) Özellikle ilk ve ortaokullu yıllarımda, hafta sonları ve diğer tatillerde köye gitmek en büyük heyecanımdı. O zamanlarda, köye bir tek araç çalışırdı, ki o da kamyon veya kamyonet gibi bir şeydi. Sabahın çok erken saatlerinde Akçaabat'a iner, akşam üzeri de neredeyse getirdiklerini alır götürürdü. Köyde orta okul olmadığından, orta okullu ve liseli gençler, (ne yazık ki aralarında tek kız çocuğu yoktu), arabaya öyle bir doluşurlardı ki, doluşmayıp da ne yapsın garipler, annemle bana yer kalmazdı. Ne kadar erken çıksak da, annem, rahmetli, tombiş bir kadın olduğundan hızlı yürüyemez ve araba biz oraya varamadan yükünü almış olurdu. Nadiren de olsa, arabada kendimize yer bulduğumuz zamanlar ne sevinirdim anlatamam... İşte bu şanslı zamanlarımdan biriydi sanırım, arabada yer oldu ve köye gidebildim. Arkadaşlarım bile olmuştu köyde... Bir iki gün de olsa kaynaşır, hoşça vakit geçirirdik. Çoğunu unuttum, unutmadığım arkadaşlarımdan biri Emine... Kimlerin Emine'si olduğunu da biliyorum ama onu şimdi söylemeyeceğim. Anlatacağım anı onunla ilgili, rencide edici bir anı da değil aslında ama isterim ki, o kendisi bu anıyı okusun ve "aaa unutmamııışş" desin... Hatta bana atma türkü bile atardı Emine; "Kapısının önünde / Arpa attım kuşlara / Yazdığın türküleri / Okut arkadaşlara veya, "Anam beni vay olsun / Cuma(ğa) gelmedi mi / Rabia veremlerin / Daha tükenmedi mi? (Bu türküyü attığı zamanı çok iyi hatırlamıyorum, köye cumadan çıkabildiğim için söylediydi bunu sanırım) Yine hep birlikte dereye inmiş, ayaklarımızı suya salmış lak lak ediyoruz. Köyün o zamanki delisi de gelmiş, uzaktan uzağa bizi kesiyor. Emine ona sataşmak istiyor: "Habu gızi verelım mi sana" diyor, deli kabul etmiyor beni ama lafı da uzatmıyor, "ı-ıh" demekle yetiniyor. Emine'yi şeytan dürtmüş bi kere, vazgeçmiyor, "Niye yaa bak ne güzel şeher gıcuğazi... Bak, fistani da ne güzel" diye eğleniyor aslında. Deli, "Bak Emine rahat dur, bi laf derım sağa, çekı da gidemezsın oni" diyor. Emine daha çok gaza geliyor bu kez, "Niye almaysın ula, bundan iyisini mi bulacan baksana ne güzel ayakkabilari var" diyor. O, "Bak diycuğum sağa bi laf, çekı da gidemiycesın oni, rahat dur diyrim sağa" diyor ona. Emine bir gaflette bulunup, "Allah Allaaah, ne diycen da çekı gidemiycum oni, de bakayım" diyooor. Ben o zaman "hakkaten köyün delisi buysa, akıllısı kim acaba" diye düşünmüştüm vallaha..." Pen seni alacoğum seniiii"
|