Akçaabat-Acısu Köyü Forumu
Duyurular: Akçaabat-Acısu.Com Forumuna Hoşgeldiniz!
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Pazartesi, 01.Aralık 2008, 22:25:49


Kullanıcı adınızı ve parolanızı


Sayfa: 1 2 [3]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: BİR HADİSTE SEN EKLE..  (Okunma Sayısı 7839 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cagatay_61
Müdavim
***

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 210


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #30 : Pazartesi, 28.Ocak 2008, 05:16:42 »

Allah Resulu Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

''Benden sonra, erkeklere, kadınlardan daha zararlı bir sınama nedeni bırakmadım!''

Üsame Radıyallahu Anh. Buhari.
Moderatöre Bildir   Logged

ALLAH cc TÜRK İSLAM ALEMİNİ KORUSUN VE YÜCELTSİN
cagatay_61
Müdavim
***

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 210


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #31 : Pazartesi, 28.Ocak 2008, 05:19:57 »

Allah Resulu Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

''Kocası yanında bulunmayan kadınların yanına sakın girmeyin. Çünkü şeytan kanınızın dolaştığı yerde dolanır.''

Cabir Radıyallahu Anh. Tirmizi
Moderatöre Bildir   Logged

ALLAH cc TÜRK İSLAM ALEMİNİ KORUSUN VE YÜCELTSİN
cagatay_61
Müdavim
***

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 210


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #32 : Pazartesi, 28.Ocak 2008, 05:24:02 »

Kadının, kocasının erkek akrabalarıyla ıssız yerde beraber bulunmaları soruldu.

Allah Resulu Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

''Onlarla yanlız kalması ölümdür'' buyurdu.

Ukbe Radıyallahu Anh. Buhari
Moderatöre Bildir   Logged

ALLAH cc TÜRK İSLAM ALEMİNİ KORUSUN VE YÜCELTSİN
cagatay_61
Müdavim
***

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 210


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #33 : Salı, 29.Ocak 2008, 13:45:16 »

Allah Resulu Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

''Müminin sezgisinden sakının. Çünkü O, Allah ın nuruyla bakar.''

Ebu Ümame Radıyallahu Anh. Taberani.
Moderatöre Bildir   Logged

ALLAH cc TÜRK İSLAM ALEMİNİ KORUSUN VE YÜCELTSİN
cagatay_61
Müdavim
***

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 210


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #34 : Salı, 29.Ocak 2008, 13:50:08 »

Allah Resulu Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

''Ey Ali, şu üç şeyi sakın geçiktirme; Vakti gelince namazı, hazırlanınca cenazeyi, dengi gelince kız evlendirmeyi.''

Ali Radıyalluhu Anh. Tırmizi.
Moderatöre Bildir   Logged

ALLAH cc TÜRK İSLAM ALEMİNİ KORUSUN VE YÜCELTSİN
cagatay_61
Müdavim
***

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 210


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #35 : Salı, 22.Nisan 2008, 10:39:42 »

Değerli Arkadaşlar her gün e-mail adresinize bir hadisi şerif gönderilmesni istiyorsanız http://www.ankebut.net/ adresine sadece mail kaydı yaptırmanız yeter. her gün farklı Hadis i şerifleri mailinizden okuyabilirsiniz. Bana uzun zamandır bu mailler geliyor, sizinle paylaşmak istedim.

Not: Amacım reklam yapmak değildir, sadece kişilerin bu güzellikten yararlanmalarını sağlamaktır. Sadece mail kaydı ile her gün Hadis i Şerif ler mail adresinize gönderiliyor.
Moderatöre Bildir   Logged

ALLAH cc TÜRK İSLAM ALEMİNİ KORUSUN VE YÜCELTSİN
cagatay_61
Müdavim
***

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 210


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #36 : Salı, 22.Nisan 2008, 10:46:44 »

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kıyamet yaklaştığında müslümanın rüyası yalan çıkmayacak. Sizin en doğru rüya göreniniz, en doğru söyleyeninizdir.
Rüya üç kısımdır: Allahtan müjde olan doğru rüya, şeytanın sizi üzmek için gösterdiği rüya, kişinin kendi kendine konuştuğu şeylerden ileri gelen önemsiz rüya.
Eğer biriniz, hoşlanmadığı bir rüya görürse, hemen kalkıp namaz kılsın ve o rüyayı kimseye anlatmasın."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî

dikkatimi çekti, bazı kadınların rüyaları çıkıyor, birde şu sözü söylerler, "bir tek öleceğim günü bilmiyorum"

Moderatöre Bildir   Logged

ALLAH cc TÜRK İSLAM ALEMİNİ KORUSUN VE YÜCELTSİN
şahinkaya06
Global Moderator
*****

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 211


DERVİŞOĞLU


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #37 : Cumartesi, 26.Nisan 2008, 15:08:25 »

Sayın Kerem öyle birine hiç raslamadım dolayısıyla bişey söyleyemem.Öyle birisi için ne söylenebilir bilmiyorum.Öğrenirsek paylaşırız.saygılar.
Moderatöre Bildir   Logged

dervişoğlu hüseyin şahinkaya
"Bugün ölecekmiş gibi ahirete,hiç ölmeyecekmiş gibi Dünya'ya çalışın"
ALLAH CÜMLEMİZİ SALİH KULLARINDAN EYLESİNN.
FATİH_in_İST.
Çaylak
*

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 33


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #38 : Cumartesi, 07.Haziran 2008, 08:46:44 »

. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Bizden işitip de başkalarına aynen bildiren kişinin yüzünü Allah ak etsin! Kendisine bildirilen niceleri vardır ki, işitenden daha kavrayıcıdır."
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

Bir ışık ister misin?

Âişe vâlidemiz anlatıyor:
Bir gün kandilimizin yağı kalmamıştı. O akşam, Resûlullah eve gelince,kendilerine arzettim.
Buyurdular ki:
- Yâ Âişe! Bir ışık ister misin ki,ona yağ ve fitil îcabetmesin?
- İsterim yâ Resûlallah! dedim.
O zaman bana bakıp, “tebessüm buyurdular”.O anda hânemiz birden aydınlandı.“Nur” kapladı her yeri.
Dikkat ettim, o “Nur”, Resûlullah’ın mübarek dişleri arasından saçılıyordu.Öyle aydınlık olmuştu ki, o ışıkta
Bâzımız “ip eğirdik”, bâzımız da “iğneyle dikiş diktik”.
Yine Resûlullah Efendimiz hazret-i Âişe'nin evine geldiler bir gün.
Âişe vâlidemiz,
“Resûlullah”ın nur cemaline bakıp gülümseyince, Resûlullah sordu:
- Niçin gülersin yâ Âişe?
- Yâ Resûlallah, sen gelmeden az önce, elimdeki “İğnem” yere düştü. Ne kadar aradımsa da bulamamıştım.
- Şimdi buldun mu?
- Evet. Sen içeri girince, oda öyle aydınlandı ki, iğneyi rahatlıkla gördüm ve aldım.Onun için gülüyordum.
O zaman Resûlullah Efendimiz ağlamaya başladılar.
Bu defa Âişe vâlidemiz meraklandı:
- Niçin ağlarsınız yâ Resûlallah?
- Mahşeri hâtırladım da.
- Mahşeri mi?
- Evet. Bâzı kimseler, o gün benim cemâlimi hiç göremeyecekler. Onların hâline ağlıyorum.
Moderatöre Bildir   Logged
FATİH_in_İST.
Çaylak
*

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 33


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #39 : Pazartesi, 09.Haziran 2008, 08:29:27 »

. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Bizden işitip de başkalarına aynen bildiren kişinin yüzünü Allah ak etsin! Kendisine bildirilen niceleri vardır ki, işitenden daha kavrayıcıdır."
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

Bir ışık ister misin?

Âişe vâlidemiz anlatıyor:
Bir gün kandilimizin yağı kalmamıştı. O akşam, Resûlullah eve gelince,kendilerine arzettim.
Buyurdular ki:
- Yâ Âişe! Bir ışık ister misin ki,ona yağ ve fitil îcabetmesin?
- İsterim yâ Resûlallah! dedim.
O zaman bana bakıp, “tebessüm buyurdular”.O anda hânemiz birden aydınlandı.“Nur” kapladı her yeri.
Dikkat ettim, o “Nur”, Resûlullah’ın mübarek dişleri arasından saçılıyordu.Öyle aydınlık olmuştu ki, o ışıkta
Bâzımız “ip eğirdik”, bâzımız da “iğneyle dikiş diktik”.
Yine Resûlullah Efendimiz hazret-i Âişe'nin evine geldiler bir gün.
Âişe vâlidemiz,
“Resûlullah”ın nur cemaline bakıp gülümseyince, Resûlullah sordu:
- Niçin gülersin yâ Âişe?
- Yâ Resûlallah, sen gelmeden az önce, elimdeki “İğnem” yere düştü. Ne kadar aradımsa da bulamamıştım.
- Şimdi buldun mu?
- Evet. Sen içeri girince, oda öyle aydınlandı ki, iğneyi rahatlıkla gördüm ve aldım.Onun için gülüyordum.
O zaman Resûlullah Efendimiz ağlamaya başladılar.
Bu defa Âişe vâlidemiz meraklandı:
- Niçin ağlarsınız yâ Resûlallah?
- Mahşeri hâtırladım da.
- Mahşeri mi?
- Evet. Bâzı kimseler, o gün benim cemâlimi hiç göremeyecekler. Onların hâline ağlıyorum.

Susuzluktan ölecek olsan

 
Şakîk-i Belhî rahmetullahi aleyh,

Allah dostlarından bir

büyük Velî’dir.

 
Halîfe “Hârun Reşîd”, bir gün

bu zâta;

 
- Bana nasîhat eder misin,

diye ricâ etti.


“Büyük Velî”, cevâben;

- Ey Hârun! Düşün ki, bir çölde yalnız kaldın.

Harâretten için yanıyor. Susuzluktan ölmek

üzere iken, biri “Soğuk su" ile gelip;

“Bu suyu satıyorum!”

dese. Ona ne kadar

mal verirsin?

diye sordu.

 
Hârun Reşîd;

- Ne isterse veririm,

dedi.

 
- Servetinin yarısını verir misin?

- Elbette. Ben ölürken, servetin

adı mı olur?

 - Pekâlâ, suyu içtin ve kandın. Fakat dışarı atamıyor,

sancıdan kıvranıyorsun. O sırada biri gelip;

“Ben seni bu dertten kurtarırım!”

dese ve karşılığında servetinin

öbür yarısını istese,

verir misin?

 
Halîfe tereddüt etmeden;

- Mecburen veririm,

dedi.

 
Hazret-i Şakîk;

- Öyleyse servetinle övünemezsin,

çünkü bütün servetinin değeri,

“bir içimlik su kadar”

bile yokmuş!

buyurdu.
Moderatöre Bildir   Logged
FATİH_in_İST.
Çaylak
*

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 33


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #40 : Salı, 10.Haziran 2008, 08:20:50 »

. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Bizden işitip de başkalarına aynen bildiren kişinin yüzünü Allah ak etsin! Kendisine bildirilen niceleri vardır ki, işitenden daha kavrayıcıdır."
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

Bir ışık ister misin?

Âişe vâlidemiz anlatıyor:
Bir gün kandilimizin yağı kalmamıştı. O akşam, Resûlullah eve gelince,kendilerine arzettim.
Buyurdular ki:
- Yâ Âişe! Bir ışık ister misin ki,ona yağ ve fitil îcabetmesin?
- İsterim yâ Resûlallah! dedim.
O zaman bana bakıp, “tebessüm buyurdular”.O anda hânemiz birden aydınlandı.“Nur” kapladı her yeri.
Dikkat ettim, o “Nur”, Resûlullah’ın mübarek dişleri arasından saçılıyordu.Öyle aydınlık olmuştu ki, o ışıkta
Bâzımız “ip eğirdik”, bâzımız da “iğneyle dikiş diktik”.
Yine Resûlullah Efendimiz hazret-i Âişe'nin evine geldiler bir gün.
Âişe vâlidemiz,
“Resûlullah”ın nur cemaline bakıp gülümseyince, Resûlullah sordu:
- Niçin gülersin yâ Âişe?
- Yâ Resûlallah, sen gelmeden az önce, elimdeki “İğnem” yere düştü. Ne kadar aradımsa da bulamamıştım.
- Şimdi buldun mu?
- Evet. Sen içeri girince, oda öyle aydınlandı ki, iğneyi rahatlıkla gördüm ve aldım.Onun için gülüyordum.
O zaman Resûlullah Efendimiz ağlamaya başladılar.
Bu defa Âişe vâlidemiz meraklandı:
- Niçin ağlarsınız yâ Resûlallah?
- Mahşeri hâtırladım da.
- Mahşeri mi?
- Evet. Bâzı kimseler, o gün benim cemâlimi hiç göremeyecekler. Onların hâline ağlıyorum.

Susuzluktan ölecek olsan

 
Şakîk-i Belhî rahmetullahi aleyh,

Allah dostlarından bir

büyük Velî’dir.

 
Halîfe “Hârun Reşîd”, bir gün

bu zâta;

 
- Bana nasîhat eder misin,

diye ricâ etti.


“Büyük Velî”, cevâben;

- Ey Hârun! Düşün ki, bir çölde yalnız kaldın.

Harâretten için yanıyor. Susuzluktan ölmek

üzere iken, biri “Soğuk su" ile gelip;

“Bu suyu satıyorum!”

dese. Ona ne kadar

mal verirsin?

diye sordu.

 
Hârun Reşîd;

- Ne isterse veririm,

dedi.

 
- Servetinin yarısını verir misin?

- Elbette. Ben ölürken, servetin

adı mı olur?

 - Pekâlâ, suyu içtin ve kandın. Fakat dışarı atamıyor,

sancıdan kıvranıyorsun. O sırada biri gelip;

“Ben seni bu dertten kurtarırım!”

dese ve karşılığında servetinin

öbür yarısını istese,

verir misin?

 
Halîfe tereddüt etmeden;

- Mecburen veririm,

dedi.

 
Hazret-i Şakîk;

- Öyleyse servetinle övünemezsin,

çünkü bütün servetinin değeri,

“bir içimlik su kadar”

bile yokmuş!

buyurdu.
Beni kabul ediniz!

 

Peygamber Efendimiz dâr-ı bekâya göçünce,

eshâb-ı kirâm, Hazret-i Ebû Bekr'i

halîfe seçtiler.

 

Hazret-i Sıddîk, halifelik yaparken,

 bir yandan da ticaret yapıyordu.

 

Sahâbenin seçkinleri arzettiler:

- Yâ emîrel müminin! Senin ticaret yapmana

râzı değiliz. Devletin işleri

aksayabilir

 

Cevaben;

- Geçim için çalışmaya mecburum,

buyurdu.

 

- Sana maaş bağlayalım.

 

- Olabilir.

 

Ve günlük,

“İki dirhem ücret”

tayin ettiler.

 

Ama Halîfe, bu rakamı “Çok” buldu.

 

 “Bir dirhem, iki dank”a

indirdiler.

 

O zaman kabul edip, bıraktı ticâreti.

 

Ancak aldığı ücretleri harcamaz,

bir kutuda biriktirirdi.

 

Vefâtı yaklaşınca, hazret-i Âişe'yi çağırıp,

döktü o kutuyu önüne.

 

Hazret-i Âişe sordu:

- Bunlar nedir babacığım?

 

- Beytülmaldan aldığım ücretler.

Ölürsem “Ömer”e götür. Dağıtsın

fukaraya.

 

Vefat edince, hazret-i Âişe o kutuyu alıp,

yeni Halîfenin huzuruna vardı ve döktü

o paraları önüne.

 

“Hazret-i Ömer” sordu:

- Bunlar nedir yâ Âişe?

 

- Babamın beytülmal'dan aldığı ücretler.

Bana vasiyet etmişti. Fukaraya

dağıtacakmışsınız.

 

“Hazreti Ömer” ağlayarak;

- Ey Ebû Bekr kardeşim! Senin gittiğin yoldan

kim gidebilir? Bize, çok ağır bir yük

bırakıp vedâ ettin!

dedi.

 

O kadar ağladı ki, gözyaşlarından,

mübarek sakalları

ıslanmıştı.
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: 1 2 [3]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

© Akçaabat-Acısu.Com
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM