Navigation

flag-turkish flag-german flag-english
Kullanıcı çevrimiçi: 7

Akçaabat-Acısu Mh. Forumu Sal?, 21.Ekim 2014, 20:21:02 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.


Kullanıcı adınızı ve parolanızı
Duyurular:
Akçaabat-Acısu.Com Forumuna Hoşgeldiniz!
 
 
Ana Sayfa Yardım Ara Takvim
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Azerbaycan da Türklük Bayramında Alparslan Türkeş ve Elçibey  (Okunma Sayısı 2230 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cagatay_61
Aktif Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 216


Üyelik Bilgileri
« : Pazar, 18.May?s 2008, 12:09:44 »


 AZERBAYCAN'DA TÜRKLÜK BAYRAMINDA RAHMETLİ TÜRKEŞ VE ELÇİBEY     

  Doç. Dr. Hanım Halilova'nın yazısı: Sovyetler Birliğinde Moskova, Nazım Hikmet’i her zaman methederdi. Gazeteler onu bir kahraman gibi göstermeye çalışmaktaydı. Türk kelimesi yasak olmasına rağmen...

yalnız Nazım Hikmet’e Türk denilmekteydi. Alparslan Türkeş hakkında ise “faşist Türkeş” diye yazılar yazılmaktaydı. Nazım Hikmet’e Türk denildiği için onu çok merak ederdik. Türkiyeli bir Türk nasıl olur, oralardan bir Türk’ü görmek isterdik.

Yalnız bildiğimiz bir düşünce vardı. Nazım Hikmet Ruslara çok yakın olduğu için Ruslar onu methetmektedirler. Bu da bizi çok üzmekteydi. Rusların Alparslan Türkeş’e faşist demeleri bizi çok sevindirirdi. Çünkü, Ruslar Türkeş’e faşist diyorlarsa, demek ki Alparslan Türkeş bir kahramandır. Yani, Rusların Türkler hakkında söylediklerinin biz tersini düşünürdük.

Azerbaycan’da özgürlük mücadelesi veren bizler, Alparslan Türkeş’i gıyaben tanımaktaydık. Onun 1944’te Türkiye’nin dışında da Türklerin olduğunu söylemesi sonucunda cezaevine konulduğunu bilmekteydik. Bu nedenle Türkeş bizim için efsanevi bir liderdi.

Ebulfez Elçibey o zaman Azerbaycan Halk Cephesinin lideriydi. Haziran ayında cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacaktı. Elçibey de cumhurbaşkanlığına adaydı. 30 Nisan’da Elçibey beni yanına çağırdı ve 2 Mayıs’ta Alparslan Türkeş’in ve T.C. Başbakanı Süleyman Demirel’in Azerbaycan’a geleceğini söyledi. Türkeş Bey’in Türk dünyasına ilk kez gelişiydi. “Süleyman Bey Başbakan olduğu için onu bu hükümet (eski komünistler) protokole uygun karşılayacaklar, Türkeş Bey’i ise karşılamayacaklar. Biz Türkeş Bey’i en güzel şekilde karşılamalıyız. 3 Mayıs’ta da Azatlık Meydanı’nda ilk defa Azerbaycan’da Türklük bayramı için miting yapılacak ve Türkeş’i de orada konuşturacağız” dedi.                                                                                                 

 Elçibey beni, Alparslan Türkeş’i karşılama hazırlıklarını yapmak ve miting teşkil etmek için görevlendirdi. Ben çok sevindim. Hemen bütün kadınları çağırdım. Önce bulunduğumuz Halk Cephesi’ni düzene soktuk. Evlerimizden halılar getirdik, her yere döşedik. Türkeş Bey’i havaalanından almak için 300 araba ve her arabaya 2 bayrak (Azerbaycan ile Türkiye Bayrakları) ayarladık. Havaalanına geldiğimizde aramızda 8 milletvekili bulunmasına rağmen yalnız Elçibey’i VİP’e aldılar. Bunların hepsi bilinçli yapılmaktaydı. Amaçları Türkeş Bey karşılanmasın ve “bak yıllardır Türk Dünyası için ömrünü verdin seni karşılayan bile olmadı” havasını yaratmaktı. O zaman havaalanını Rus askerleri korumaktaydı. Biz VİP’ in kapısından içeri baktığımızda eski komünist partisinin kadınlar kolunun başkanını ve ona yakın olan birçok milletvekilini gördük. Hepsi T.C. Başbakanını karşılamaktaydılar. Ben ve İskender Bey VİP yetkilisi ile görüşmek istediğimizi söyledik. Yetkili bir Rus askeri bizimle görüştü. Ben “Herkes içerde biz neden içeri alınmıyoruz?” diye sordum. Yetkili onların milletvekilleri ve dernek başkanları olduğunu söyledi. Ben de Halk Cephesi’nden yetkili 8 milletvekilinin olduğunu ve Sovyetlerin dağılmasından hemen sonra kurulmuş olan Azerbaycan Kadın Hukukları Müdafaa Cemiyeti Başkanı olduğumu söyledim. Ben; “Bizi Türkeş Bey karşılanmasın diye içeri almadığınızı biliyoruz” dedim, “Türk dünyasının lideri Alparslan Türkeş Azerbaycan’ a ilk defa geliyor, biz onu mutlaka karşılamalıyız. Bu nedenle size düşünmek için 10dk. zaman veriyoruz. Bizden 10 kişiyi içeri almazsanız, burada ortalık karışır. Sonuç kötü olur.” Böyle deyince Rus askerleri ve yönetici bizden korktular, 5 dakika sonra yönetici bizden 10 kişi, 8 milletvekili, dernek başkanı olan beni ve yardımcımı içeri aldılar. Türkeş Bey’i taşıyan uçak indi. Elçibey, Türkeş Bey’le görüşmek üzere beni iki defa Türkiye’ye göndermişti. Dolayısıyla ben Türkeş Bey’i tanıdığım için uçağa gittim, uçağın kapısını açtım ve Türkeş Bey’le uçaktan indik. Türkeş Bey Elçibey ile konuşmadan birbirlerine sarıldılar. İkisinin de gözlerinden yaş akmaktaydı. Çünkü yıllarca mücadelesini verdikleri olay gerçekleşmişti.  Türkeş Bey herkesle görüştükten sonra içeri götürdük. Orada çok değerli şairimiz Bahtiyar Vahapzade ile görüştü. Süleyman Demirel’in uçağı indiğinde herkes onu karşılamaya gitti, ben gitmedim. Türkeş benim de karşılamaya gitmemi istedi ben Türkeş’i yalnız bırakmayacağımı söyledim. Protokol gereği karşılamaya gitmem gerektiğini söyledi. Ben de Türkeş Bey’den çok uzaklaşmadım bir kenarda durdum. O zaman Memmedali BAYAR Türkiye Büyükelçiliği’nde müsteşardı, Süleyman Demirel ile bana yaklaştı ve Süleyman Demirel’e “Hanım HALİLOVA, kadın hareketinin lideri” olarak takdim etti. Süleyman Demirel geldikten sonra biz Alparslan Türkeş’i çok büyük törenle Halk Cephesi’ne götürdük.

3 Mayıs’ta Alparslan Türkeş’i görmek ve konuşmasını dinlemek için 1 milyon kişi Azatlık Meydanı’na Türklük Bayramı mitingine geldi. Benim yerim Türkeş’in ve Elçibey’in arasında idi. Herkes parmakları ile bozkurt işareti yapmaktaydı. Türkeş Elçibey’e bu işaretin anlamını sordu. Elçibey bu işaretin Türklük işareti olduğunu, Göktürklerden geldiğini, Gagavuzlar, Çuvaşlar ve bütün Türklerin işareti olduğunu söyledi. Türkeş Bey çok beğendi ve işareti yapmak istedi, zorluk çekti. Ben onun parmaklarını düzelttim. 2 parmağının kurdun kulaklarını, eğilmiş parmaklarının ise yüzü olduğunu söyledim. Çok beğendi. Bu işareti Azerbaycan’dan MHP’ye getirdi ve sembol yaptı.

Türkeş ve Elçibey Türklük konusunda çok kıymetli konuşmalar yaptılar. İnsanların heyecanları meydanları dalgalandırdı. 4 Mayıs’ ta Türkiye Büyükelçiliği’nin açılışında Süleyman Demirel ve Ebulfez Elçibey konuşmalar yaptılar. Açılıştan sonra Süleyman Demirel Halk Cephesi’ni ziyaret etti ve Elçibey’e altın bir tabanca hediye etti. Bu durum Rusya’nın dikkatinden kaçmadı ve Elçibey cumhurbaşkanı olmasın diye Rusya’ya kaçmış olan eski Cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov 13 Mayıs’ta özel helikopterle Azerbaycan’a getirildi. 14 Mayıs’ta Parlamentoda darbe yapıldı. 12 Mayıs’ta Kafkas Müslümanları Şeyhi Allahşükür Paşazade beni makamına davet etti. Rusya’nın Mutalibov’u getireceğini, parlamentoya darbe yapacağını ve özgürlük mücadelesi veren insanları tutuklayacaklarını veya sürgüne göndereceklerini, beni ise koruyabileceğini yani gizleyebileceğini söyledi. Ben ona çok değerli bilgiler için teşekkürlerimi bildirdim ve herkes gibi ölüme hazır olduğumu, mücadeleye başlamadan önce kefenimizi boynumuza sardığımızı söyledim. 14 Mayıs’ta Mutalibov Parlamentoda bağıra bağıra Halk Cephesi’nin liderlerini hedef alan bir konuşma yaptı. O konuşma televizyonlarda canlı yayınlandı.

Halk Cephesi Yönetim Kurulu hemen toplandı. Tofik Kasımov ve başkaları Türkiye Büyükelçiliğine sığınılmasını, bir kısım ise yer altı Halk cephesi teşkilatı olarak çalışılmasını istedi. Biz her zaman Elçibey’i korumakta idik. Onun toplantıya katılmasını istemedik. Onun yardımcısı İsa GAMBER Bey başkanlık yapmakta idi. Biz birkaç kişi, Ben İskender Bey mutlaka parlamentoya yürüyüş yapmamız gerektiğini söyledik. Bazıları yürüyüş yaparsak bizleri öldüreceklerini söylediler. Ben yürüyüş yapmasak da bizleri öldüreceklerini, hiç olmazsa Parlamentonun karşısında ölürsek bütün Azerbaycan’ın ve Dünya’nın ayağa kalkacağını ve Mutalibov’ u kovup Azerbaycan’ın bağımsızlığa kavuşacağını söyledim. Beni İsa GAMBER de destekledi. 15 Mayıs sabah 10.00’da Parlamentoya yürüyüş kararı aldık. Elçibey de onayladı. Hemen miting yapmamız gerekiyordu ve mitingde parlamentoya yapacağımız yürüyüşü açıklayacaktık. Azatlık meydanını Rus askerleri ablukaya almışlardı. Bu nedenle mitingi Halk Cephesi’nin karşısında yapmaya karar verdik.

Bir saat içinde binlerce insanımız Halk Cephesinin karşısına toplandı. Biliyor musunuz? Biz Halk Cephesinin karşısına insanları nasıl topladık? Yine Türkiye bizim imdadımıza yetişti. Ben de Mehter Marşlarının kaseti vardı. Onu hemen yüksek sesle çalmaya başladık. İnsanları marşları duydukça tanıdıklarına haber vererek kadın-erkek binlerce kişi Halk Cephesi binası önüne toplandı. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti başkanı Haydar Aliyev Halk Cephesini telefonla arayarak bizim yanımızda yer aldığını ve Mutalibova karşı olduğunu bildirdi.

İlk konuşmacı bendim. Konuşmamı Halk Cephesinin balkonundan yaptım. “Özgürlük mücadelemiz bugünden itibaren başlıyor. Ya azatlık ya ölüm” dedim. Gece yarısı Elçibey Mitingde 15 Mayıs’ ta Parlamentoya yürüyüş yapacağımızı açıkladı. Miting bittikten sonra ben hanımlarımıza; ölüme gidiyoruz, yürüyüşe katılmadan önce abdest alın ve en güzel kıyafetlerinizi giyin” dedim.15 Mayıs’ ta sabah saat 10:00’ da binlerce insan protesto için Halk Cephesi’nin önüne toplandı. Halk Cephesi’nden hanımların önde değil, ortada yürümeleri kararı çıktı. Ben hanımlarımızı orta sıralara yerleştirdim. Liderler ise önde gidiyordu. Onların önünde ise zırhlı bir araba, üstünde iki kişi ayakta durarak biri Kur’an-ı Kerim diğeri ise bayrağımızı yükselterek, mehter marşları eşliğinde yürüyüş yapmaktaydık.

Parlamento binası önüne geldiğimizde Rus askerleri tarafından halkın üzerine ateş açıldı. Birkaç kişi yaralandı, iki kişi öldü. Protesto yürüyüşü yapan kişilerden bazıları yere uzandı, birçoğu ise liderlerimizi yalnız bırakarak panik içinde birbirini ezerek geriye koştular. Bir an düşündüm. Eyvah mahvoldu bağımsızlık mücadelemiz şimdi liderlerimizi de öldürecekler, yine Moskova kazanacak. Yere düşmüş bayrağımızı aldım benim teşkilatımda mücadele veren kahraman hanımlardan Melahat Hanım’a (20 Ocak 1990’da Rus Tankları Azerbaycan’ a girdiğinde Rusları protesto ederken yaralanmıştı, sonra ise Karabağ’ da Ermenilerle savaşırken şehit düştü.) verdim. Parlamentoya koşmasını ve bayrağımızı Parlamentoya asmasını söyledim. Melahat Hanım bayrağı elimden aldı ve parlamentoya koştu. Ben ve hanımların hepsi onun arkasından “Elçibey’e Özgürlük” sloganları atarak koştuk. Erkekler kadınların Parlamento binasına koştuklarını görünce dönüp arkamızdan koştular. Melahat Hanım bayrağımızı parlamentoya astı. Halk parlamentoyu ablukaya aldı. Bir grup arkadaşımız televizyona girdi, bir grup ise Milli İstihbarat binasını girdikten sonra televizyondan istibdatı bastırdıklarını söylediler. Parlamentonun önünde üç gün miting yapıldı. Gece-gündüz halkımız parlamentoyu korudu.

Yine Ruslar Mutalibov’ u helikopterle Moskova’ya kaçırdı. Milletimiz birlik içinde Moskova’nın yaptığı oyunu bozdu. Haziran ayında cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı ve Elçibey halk tarafından cumhurbaşkanı seçildi.
Moderatöre Bildir   Logged

ALLAH cc TÜRK ve İSLAM ALEMİNİ KORUSUN veYÜCELTSİN
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2008, Simple Machines