Akçaabat-Acısu Köyü Forumu
Duyurular: Akçaabat-Acısu.Com Forumuna Hoşgeldiniz!
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Pazartesi, 01.Aralık 2008, 20:33:38


Kullanıcı adınızı ve parolanızı


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Eleştiri-Özeleştiri  (Okunma Sayısı 852 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
rabia
VIP
***

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 134


Üyelik Bilgileri
« : Salı, 06.Mayıs 2008, 00:04:15 »

Bu köşede Koryanalılar olarak kendimizi sorgulamamızı istiyorum. "Kendimizi" diyorum, lütfen dikkat, çünkü bana eleştiriye tahammülümüz yokmuş gibi geliyor. Fazla duygusal, alıngan ve de eleştiriye kapalıyız. En azından ben böyle olduğumuzu düşünüyorum. İnatçılığımızı ise hiç sıraya koymuyorum.
Eleştiri deyince bir çok kimsenin aklına olumsuzlukların sayılıp dökülmesi geliyor ya, eski adıyla "tenkit" bu demek değildir. Olumlu ve olumsuz yönleriyle değerlendirmedir kısaca.
"Durduk yerde bu da nerden çıktı" diye düşünenler olabilir, ama durduk yerde çıkmadı. Bugüne kadar forumdaki tartışmalardan, eh, bu topluluğun bir üyesi olarak da yaşadıklarımdan çıkardığım sonuç bu.
Ben kendimi eleştirerek ilk uygulamayı yapayım; duygusalım, evet. En çok mücadele ettiğim yönümdür bu. Özellikle olduğumun aksini düşünen insanlar karşısında çabuk pes ederim, küser, bir kenara çekilirim. Oysa doğrunun bu olmadığını da bilirim. Eleştiriye açığım desem şimdi bu durumda kim inanacak buna? (Kadir İnanır diyen var mıııı?) Ben... Çünkü örnek verilmeden, isnat edilenler mesnetten yoksunsa böyle davranıyorum ben. Ama, "şunu şöyle yaptığın ya da söylediğin için böyle düşündüm" dendiği zaman tepkim aynı olmuyor. Yani, "bu, budur bu" anlayışı beni itiyor, kilitliyor.
Eleştiriye bayılıyorum. Aslında gerçekçi, ve gerekçeli yapıldığında insanı daha üretken kılar diye de düşünüyorum. Hatamı bana söyleyen kişi düşmanım olamaz. Neden mi? Düşman, hatayı söylemez, söylemez ki düzeltesin... Daha çok hata yapmanı bekler, bundan da keyif alır. Dosttur hatayı söyleyen. Ama gelin görün ki bunun tersini düşünenler, kendi dokunulmazlıklarını ilan ederken, dostlarını da zor durumda bırakıyorlar. Ben hata düzeltici bir yapıya sahip olduğumdan, hatayı gördüğüm yerde düzeltme gereği duyuyorum. Orada da alınganlara toslayıncaaa, tası tarağı topluyorum. Haa alınganlığım hiç yoktur, olmamıştır da.
Düşünmeden savunmaya geçen insanımız da bir hayli çok. Yapılan değerlendirmeye karşı çıkmayı bellemişse
bundan vazgeçirilemeyen pek çok insanla tanıştım. Hatta, o diyelim ki sizden olumsuz bir eleştiri bekliyor, siz de yapılan işi beğendiniz, eleştiriniz de haliyle olumlu oldu. Karşınızdaki beynini olumsuza kodladı ya, dinlemiyor sizi ve gardını alıp, savunmaya çekilebiliyor. Artık siz kendinizi paralayın, bunu ona anlatamıyorsunuz... İşte beni çıldırtan insan tipi... Ve evet bu durumda benim elimden gelen yalnızca çekip gitmek oluyor...
İnatçılık... Bizim sülalenin çok inatçı olduğu söylenir, nedense ben kendimi pek de inatçı olarak nitelemem. İnatçılıkta tavan yapan kardeşlerim vardır ama. Ve amcam, ölünceye kadar aya çıkıldığına inanmadı, "Kışın in cin top attığında çıktılar Gavur dağına, sandiler ki gittuk aya, ulaa aya gidilı miii? Aydır bi nur dobi, nasi gidecekle oriye" dedi de geri adım atmadı... Ama zaman zaman anam mı daha inaat babam mı diye çok düşünmüş, bir türlü karara varamamışımdır. Çünkü bana anam daha inatmış gibi gelmiştir...
Hodri meydan! Burada eleştiri öze yapılır, kimse kimseyi eleştiremez ama!

 

Moderatöre Bildir   Logged

R.Maltaş
Hasan (karadeniz)
Gedikli
**

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 82


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Pazartesi, 12.Mayıs 2008, 17:49:52 »


Evet, bencede guzel bir dusunce. Isteyen, elestiri ve ozelestirilerini buraya yapar artik. Isteyen tabi. Bir sey insanin icinden geliyorsa yapacak, gelmiyorsa zoraki olmuyor…
Rabia hanim, denecek ne varsa hepsini soyledi saydi. Gercekten de oyle ‘bu, budur bu’ anlayisi hele bu zamanda gecerliligini yitirdi. Biraz daha kollektif, dusuncelere acik olmak gerektigini dusunuyorum bende. Bizler yanliz yasamiyoruz bu dunyada ve herkes bizim gibi dusunmek zorunda degil.
Ben kendimi pek elestirilere kapali tuttugumu sanmiyorum. Yoksa ordan oylemi gorunuyor, onuda bilemem.
Duygusallik yokmu? Var.
Ama asiri duygusalliga oyle bakmiyorum. Asiri duygusallik baska bir sey… tedavi edilmesi gereken bir olay bence.
Sonucta; alinganlik, küskünlük artik cagimiza uymuyor.
Benim icin onemli olan biraz daha ozverili davranmak. Sadece burasi icin degil, guncel yasamimizda da biraz daha ozverili olmam gerektigine inaniyorum.
Dunyada buyuk basarilar elde etmis insanlar bile, bir cok alanlarda ozveri-fedakarlik ederek cokca basarilara imza atmislardir, diye dusunuyorum. Dunya bunun ornekleri ile doludur.
Tabi ki, her seyide ozverilerle kazanamiyoruz; bir yerden sonra verilen fedakarlik insanin kendi ozunu yitirmesine de neden olabiliyor.!
Yani, sonucta; ben, her ne arar isem kendimde ariyorum; en buyuk savasi kendimle veriyorum…Ben farkinda olmadan, beni yoneten bilinc altindaki olumsuz dusuncelerden kendimi soyutlayarak yasamaya cabaliyorum… Elestiriyorum, elestirdigim gibide elestirilere acik durmaya calisiyorum… Boyle olmasi gerktigine inaniyorum.
Butun bunlar bir ozelestiri olarak kabul gorurumu.? O nuda bilmiyorum…
Moderatöre Bildir   Logged
cagatay_61
Müdavim
***

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 210


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Cuma, 16.Mayıs 2008, 02:30:39 »

Yanlızca çok sevip, değer verdiğim insanlar beni üzerse küserim, alınırım, moralim bozulur.. Onun haricinde küsmem, çünkü takmam... Öz eleştiriyi severim, bir çok zamadna kendi kendime yaparım, bu saaatte ayakta durmamaı bile sorgularım, "Acaba şimdi buraya yorum ayzacağıma ders mi çalışmalıyım?" diye kendi vicdanımda oyalanırım.

Arkadaşlarımın eksik yönlerimi söylemeleri hoşuma gider, tabi bunu yeri ve zamanında aynı anda uslubuna göre yapmalı... bazı eleştiriler tozunu kaçırıp, ahtta içine nefis karışıp vur vurabildiğin kadar, fırsat bu fırsat diye insanın üstüne gelinmez.. eleştiri de öz eleştiride bilinçli ve akıl ve mantığa uygun yapılmalı.

Belkide ani kızgınlığım, gelip geçici olması bir artı sayılabilir, arkadaşlarıma çok güvenmem olumsuzlukalrım arasında gösterilebilir, malumunuz bu devirde "babana bile güvenme" derler ya...

Öz eleştiriyi yapabilmek bence bir marifettir..
Moderatöre Bildir   Logged

ALLAH cc TÜRK İSLAM ALEMİNİ KORUSUN VE YÜCELTSİN
liberal
Çaylak
*

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Pazartesi, 06.Ekim 2008, 20:40:25 »

Acısu köyünde meydana gelen bir olumsuzluğa dikkat çekmek istiyorum.Bazı yerler var ki camisi yok.Mesela Köseli mahallaei,Melan ile eşek meydanı arası,horeftennesi ile güney mahallesi arasına mutlaka cami yapılmalıdır.Bu noksanlığı nasıl olur da göremezler hala anlayabilmiş değilim.Öyleya!Her mahalle ne güzel camiler yapmış gitmeye yol yok.Son derece sağlıksız.Yaz mevsimlerinde  taharet suyu yok.En gülünç ve acı olan ise cemaat yok.Cemaat olacak meraklı yok.Mevcut camilere acilen imam verilmelidir.Zira boş kalan evler nasıl harap olurlarsa camiler! de öyle.Yani hateme-imam verilmelidir.Köyümüzün muhteremleri çok iyi düşünürler.Bakarsınız çocuğunun uhreviyatından haberi yok ama bir şekilde inanmıştır,cami yaparsam ya da yaptırırsam cenneti yakalarım.Gariban vatandaşların,sabahleyin çocuklara ne yedireceğim diye düşünenlerinden kesilen paralarla,sefa içinde  sözde ibadet yapmayı düşünenlerin cennete gidebileceklerini dünya fikrimle pek doğrulayamam.İnanmam da.Çocuğu eazn okunurken kahvehanede pişpirik oynayan cami sevdalıları her mahalleye birer su deposu yapsaydı onlara saygım çok ama çok olurdu.Bir garibanın çocuğuna okul yardımı yapsaydı aynısıydı,yol için harcama yapsaydı,lojman için yapsaydı,köyün aciliyetine binaen yönetime yardımcı olsaydı yine tamam.Şimdi,ben raşıyı işleyeceğim,raşı mahallesi benim hayatımın çok geçtiği yerdir.Oraya hizmet etmekte zordur.Paylaşımı almakta.Boşaldıkça fuzuli yatırımlar gidiyor oraya.Akçaabatın başka imam boşu olan yeri yok mu da imam veriliyor.Eğer mutlaka imamla kılacak cemaat varsa önce birbirileriyle barışık olmaları lazım.Namaz,cami değildir.Safları sıklaştırmaktır.Kuru kuruya dinin kimseye faydası yoktur.Köyün alacaklarını zamanında ödemeyen,utanarak kılacakların hizmetten nasip almaları da abestir.O imamı köyün merkez camisine lütfen müezzin olarak idame edin de bir iş yapın.O arkadaş orada korkar.Yazıktır.Devlet zenginmiş ama biz fakir.O arkadaş orada kaldıkça bildiğini de unutur.Benden söylemesi.Koryanaya bir camiden fazlası fuzulidir,yanlıştır,gereksizdir,günahtır.Cennete girmenin yolu cami yapmak değil,namaz vaktinde çocuğunun ne yaptığını bilmektir.Tüm köylülerime selam olsun.Onları seviyorum bana kızsalar da.Ama düşünüpte eleştirelim.Ben hazırım cevaplamaya.
Moderatöre Bildir   Logged

liberal
rabia
VIP
***

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 134


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Salı, 07.Ekim 2008, 23:14:49 »

Sevgili Liberal kardeşim sanırım konuyu yanlış anlamışsın. Burada bizzat kendimizi, ortak zaaflarımızı veya hoş yanlarımızı değerlendirecektik... Sonra da dönüp karşımızdakileri eleştirecektik. Yani, iğneyi kendimize batırdıktan sonra çuvaldızı karşımızdakine yöneltecektik...
Liberal kardeşin yaptığı değerlendirmeyi başka bir başlıkta sunarsa yöneticilerimiz sanırım isabetli olur.
Moderatöre Bildir   Logged

R.Maltaş
liberal
Çaylak
*

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Perşembe, 09.Ekim 2008, 19:06:58 »

Selamlar herkese,ben genel olarak irdelenmesi gereken ve devam edilmemesi gerekenleri
yazmaya çalıştım.Çocuğunu Tekirdağa,torununu başka uzak yerlere gönderen bir kişinin ne kadar cahilce davrandığını anlatmak istedim.Bunlara dur diyecek birilerini kafir diye addedeceklerdir.Kimseler dur diyemez.Neden ama neden?Çocuklarımız uzaklarda rahat mı edecek?Almanyaya giymiş,emekli olmuş,günahlarından arınmak için yeni günah işliyor,Osman hoca müdahale ettiyse de anlayabilen olmadı.Neden su sorunu var hala,neden sağlık ocağı balıklıya göre,hatta değil bile bunu böyle söylemek bile balıklıya hakarettir.Neden lojman yok,dışarıdaki köylülerimize bile bakmaz hale gelmiş köyümüz.Bursadan köye gelen insanlarımıza bile yeni nesildir ki tanımayabilir ama burada serzenişte bulunuyorlar.Onlar için bir plan düşünülebilir.Onlar ya da biz,eğer orada kalsaydık ekmeği çok daha fazlaya bölecektik.Ayrıldıkta suç mu oldu?Köyümüzün itibarını dışarıda duymak kadar güzel bir şey olamaz.Ama aslını unutuyor gibi gözüküyor.Uyurken içmeyenler varmış,burada birbirimizden pek haberdar olamıyoruz ama oradan oluıyoruz,zira devamlı sormaktayız.Bursada zaten daha kötüsü olamaz,alkol üzerine yarışa birilerinin girmeye cesareti olamaz buradakilerle,sülalecilik te cabası,notere onaylatmaya kadar varacak gibi,birbirinin kardeşleri sülaleciliği,ayrımcılığı daha doğrusu bana göre ne kadar cahil olduklarını belgelemeye çalışıyorlar.Bunları yazmak birilerine göre ayıp,birilerine göre yanlış,esas yanlışın kendilerinin yaptıklarını anlayabilmeleridir.Neyse yine yazacağım,kızsalarda.Gerçekleri bilmeli çözmeliyiz.Bu sülalecilik işi iyice azıttı,köyün büyükleri seyretmeyi seviyor galiba,sakın ha birisi benim sülalem için bir harfi irdelemesin! Hiç sabredemem,bütün sülaleler aynıdır,hepsi, birbirinden iyidirler.bu mesajım o sülalecileredir.Makyaja hiç gerek yok,çünkü zaman daralıyor.Yetişen nesile iyi bakmamız lazım,yoksa geleceğin Koryanası istediğimiz gibi olmayabilir,saygılarımla.Birhan KORYANALI
Moderatöre Bildir   Logged

liberal
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

© Akçaabat-Acısu.Com
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM