. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Bizden işitip de başkalarına aynen bildiren kişinin yüzünü Allah ak etsin! Kendisine bildirilen niceleri vardır ki, işitenden daha kavrayıcıdır."
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.
Bir ışık ister misin? Âişe vâlidemiz anlatıyor:
Bir gün kandilimizin yağı kalmamıştı. O akşam, Resûlullah eve gelince,kendilerine arzettim.
Buyurdular ki:
- Yâ Âişe! Bir ışık ister misin ki,ona yağ ve fitil îcabetmesin?
- İsterim yâ Resûlallah! dedim.
O zaman bana bakıp, “tebessüm buyurdular”.O anda hânemiz birden aydınlandı.“Nur” kapladı her yeri.
Dikkat ettim, o “Nur”, Resûlullah’ın mübarek dişleri arasından saçılıyordu.Öyle aydınlık olmuştu ki, o ışıkta
Bâzımız “ip eğirdik”, bâzımız da “iğneyle dikiş diktik”.
Yine Resûlullah Efendimiz hazret-i Âişe'nin evine geldiler bir gün.
Âişe vâlidemiz,
“Resûlullah”ın nur cemaline bakıp gülümseyince, Resûlullah sordu:
- Niçin gülersin yâ Âişe?
- Yâ Resûlallah, sen gelmeden az önce, elimdeki “İğnem” yere düştü. Ne kadar aradımsa da bulamamıştım.
- Şimdi buldun mu?
- Evet. Sen içeri girince, oda öyle aydınlandı ki, iğneyi rahatlıkla gördüm ve aldım.Onun için gülüyordum.
O zaman Resûlullah Efendimiz ağlamaya başladılar.
Bu defa Âişe vâlidemiz meraklandı:
- Niçin ağlarsınız yâ Resûlallah?
- Mahşeri hâtırladım da.
- Mahşeri mi?
- Evet. Bâzı kimseler, o gün benim cemâlimi hiç göremeyecekler. Onların hâline ağlıyorum.