Akçaabat-Acısu Köyü Forumu
Duyurular: Akçaabat-Acısu.Com Forumuna Hoşgeldiniz!
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Pazartesi, 01.Aralık 2008, 20:10:23


Kullanıcı adınızı ve parolanızı


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ergenekon - Akp Kapatma Davası - Ekonomi  (Okunma Sayısı 193 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
wolf_man_z
Gedikli
**

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 85


Üyelik Bilgileri WWW
« : Salı, 29.Temmuz 2008, 10:40:46 »

UMARIM SAÇMALAMAYIP BU KONUNUN KİLİTLENMESİNE NEDEN OLMAZSINIZ
bu makalede uzun süreden beri takip ettiğim ergenokon olayı hakkındaki oluşan görüşlerime yakın görüşler yakaladım ve belirtmek istedim
bir yazar makalesidir...

Ergenekon operasyonu, 2009-2012 arasında gerçekleşecek küresel siyasi, ekonomik ve ekolojik krizler nedeniyle devlet katında bazılarının kaçınılmaz gördüğü) kontrollü darbe/kriz yoluyla devleti ve milleti dönüştürme projesine zemin hazırlamaktadır ve bu yönüyle esas maliyeti gizlerken; Ergenekon soruşturması topluma sahte bir ferahlık ve demokrasi havası üfleyen bir klimadır.


En önemlisi, Ergenekon operasyonu, bütün sanıklar beraat etse bile başarıya ulaşacak şekilde kurgulanmıştır.

 

Soruşturmadan bağımsız olarak daha şimdiden devlet içindeki küresel planla asenkron kadroların tasfiyesi ve yeni sermaye dağılımıyla birlikte, yeni devlet dengelerinin kurulması misyonunda yol katetmiştir.


--------------------------------------------------------------------------------

Daha iyi anlamak için “Ergenekon” operasyonu ile soruşturmasını ayrıştırmamız gerekiyor. (Ayrıntılı analiz için bkz. Ergenekon’un Arkasındaki Mutabakatlar-Behiç Gürcihan”)


Tanımlamak gerekirse; Ergenekon operasyonu bir sarmaşıksa, soruşturma bu operasyonun çevresinde dolandığı budaktır.


Ergenekon operasyonunu “Yeni Devlet” yürütür; soruşturma ise bu devletin payelendirdiği birkaç güvenlik ve yargı bürokratı ile medya üzerinden yürür.

 

Ergenekon operasyonu, Yeni Devlet’in müttefikleri ile anlaştığı rota üzerinde buz kırma operasyonudur; soruşturma ise o kırılan buzların bazı rakı ve şerbetlere “demokrasi” adı altında meze yapılmasıdır.

 

Ergenekon operasyonunu kurgulayanlar,  tutuklananlar üzerinden esas hedefler ile pazarlık masasına oturup operasyonu ‘derinleştirirken’, Ergenekon soruşturmasında tutuklananlar üzerinden hedef dağıtılır, etki sığlaştırılır…

 

Ergenekon operasyonu, uzun vadede bir sermaye dağılımı operasyonudur. 28 Şubat benzeri…Tek fark, 28 Şubat sadece M tipi cemaatın operasyonuyken, bu kez M tipinin yanına F tipi de eklenmiştir.


Ergenekon soruşturması sonrasında ise olsa olsa birkaç kişinin banka hesabı şişecek; Çamlıca emlak piyasasında kıpırdanmalar yaşanacaktır.


Ergenekon operasyonunu yürütenler, İstanbul’un da, Ankara’nın da güç labirentlerine fazlasıyla hakimdir ve o yüzden kabuğu meyvesinden zor inceldiğinde soyulabilmektedir. İçeri alınanlardan bazıları Başbakan veya halef/selef genelkurmay başkanları arasında ‘mek parmak’ kaldığı halde, dışarıdakiler “demokrat”, içeridekiler “darbeci” olabilmektedir.

 

Tuncay Güney’in asıl hamilerinden birinin Fenerbahçe Orduevi’ndeki varlığına dokunulmazken, diğer paşaların ofisine ve koluna girilebilmektedir.

 

Post-modern Mahir Kaynak’a dönüşen Özden Örnek ve post-modern “entelektüel” Hilmi Özkök’ün el üstünde, diğerlerinin el altında tutulması bundandır.

 

Neticede, “Yeni Devlet” dünyanın en ahlâksız çıkar orjilerinin yaşandığı Ankara ve İstanbul’dan cımbızla seçtiği portreleri soruşturmayı yürütenlerin önüne atmıştır.

 

Albümün tamamı, operasyonu yürütenlerin elindedir; seçme fotoğraflar ise soruşturmayı yürütenlerin…

 

Ergenekon operasyonunu yürütenler, taktik ve stratejik hedeflerine ulaşıp ulaşmamakla ölçerler başarılarını; soruşturmayı yürütenler “kaç çete yakalandı, kaç kişi tutuklu,  kaç vaka çözüldü” şeklindeki adli istatistikleriyle…

 

Bu yönüyle Ergenekon bir suşi bardır. Soruşturma ise, ilgili ilgisiz farklı etlerin bol garnitürle dürümlendiği bir ocakbaşıdır.


Ergenekon operasyonunu yürütenler, Güler Kömürcü’nün kolundaki “Agarta swastikası”ile hangi işadamı  konseyine “sizi sobeledim” mesajını verdiğini çok iyi bilmektedir. Soruşturmayı yürütenler ise Agarta konusunda  Gobi çölündeki kervanlar kadar bihaberdir.

 

“Agarta” operasyonu, yürütenler açısından bir kilit kelime; soruşturmayı yürütenler açısından ise bir kilittir.

 

Medya; Ergenekon operasyonu ile soruşturma arasındaki tampon bölgedir. Bazen kontrolsüz bir şekilde daralan bu tampon bölgenin bekçileri niteliklerine göre ya soruşturmayı yürütenlerle, ya operasyonu yürütenlerle muhataptır. Şamil Tayyar, ne bilmediğini bilmeyen çapıyla soruşturmayı yürütenlerin; Yasemin Çongar, Pentagon-CIA ve tabii Genç Öncü-Moskova-Vera Tulyakova’nın sofrası günlerinin tecrübesiyle operasyonu yönetenlerin muhatabıdır.

 

12 Eylül darbesinin övücüsü Nazlı Ilıcak’ın Çiller’e “Bu vatan için kurşun atan da, yiyen de “ vecizini sunan Mümtazer Türköne’nin  “demokrat” olarak pazarlanabilmesi ancak bu travesti medya ortamında mümkündür.

 

Ergenekon operasyonunu yürütenler medyanın üst düzeyini ve patronları, soruşturmayı yürütenler muhabirleri ve köşe yazarları üzerinden yönlendirir.


Ergenekon operasyonu son günlerde Türkiye’de kozmik şekilde artan uyuşturucu operasyonları, PKK içindeki çözülme, Alman dağcıların kaçırılması (Alman devlet dengelerinde, Alman istihbaratını, Alman Emniyeti karşında zor durumda bırakan bir operasyondur.) İran- ABD eksenindeki gelişmelerden, hatta yıllardır nerede saklandığı bilindiği halde yakalanamayan Karadziç’in sonunda yakalanmasından bağımsız okunamayacak bir küresel operasyondur.


Ergenekon soruşturması ise; AKP içindeki dengeler (Çiçek-Fırat) ekseni; kapatma davası, Erdoğan- Başbuğ buluşmasından bağımsız okunamayacak bir yerel operasyondur.


Ergenekon operasyonu, 2009-2012 arasında gerçekleşecek küresel siyasi, ekonomik ve ekolojik krizler nedeniyle devlet katında bazılarının kaçınılmaz gördüğü) kontrollü darbe/kriz yoluyla devleti ve milleti dönüştürme projesine zemin hazırlamaktadır ve bu yönüyle esas maliyeti gizlerken; Ergenekon soruşturması topluma sahte bir ferahlık ve demokrasi havası üfleyen bir klimadır.


En önemlisi, Ergenekon operasyonu, bütün sanıklar beraat etse bile başarıya ulaşacak şekilde kurgulanmıştır.

 

Soruşturmadan bağımsız olarak daha şimdiden devlet içindeki küresel planla asenkron kadroların tasfiyesi ve yeni sermaye dağılımıyla birlikte, yeni devlet dengelerinin kurulması misyonunda yol katetmiştir.

 

“Demokrasi” üfüren Ergenekon klimasının önünde oturup ferahladığını zannedenler, küresel ısınmanın esas Ergenekon tsunamisinin çoktan yola çıktığının farkında olmayanlardır.


İllüzyon sona erdiğinde, illüzyonist sahnede kalmaya devam edecektir.

 

Daha da tecrübe kazanmış olarak…
Moderatöre Bildir   Logged

hayat daima güzeldir ama yaşamasını bilene
wolf_man_z
Gedikli
**

Karma: +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 85


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #1 : Salı, 29.Temmuz 2008, 10:44:20 »

GAZETELERDEN ROPÖRTAJLAR...
Doğu Perinçek cezaevinden VATAN’ın sorularını yanıtladı

Ergenekon soruşturmasında tutuklanan İşçi Partisi Genel Başkanı Perinçek, “6-7 Eylül, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül, Ergenekon operasyonu yanında çocuk oyuncağı kalır” dedi

Ergenekon operasyonu kapsamında terör örgütü kurma iddiasıyla 21 Mart’ta gözaltına alınıp, 24 Mart’ta Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne konan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, VATAN’ın sorularını yanıtladı. Ergenekon örgütünün en tepe noktasında olduğu iddia edilen Perinçek’e, sorularımız görüş günlerinde avukatı Mehmet Aytekin kanalıyla iletildi:

Ergenekon ya da yeni adıyla “Agarta” operasyonu nedir?

Bunun yanıtını, İtalyan savcı İstanbul’a geldiğinde verdi: “Gladyo, ABD-CIA güdümlüdür. ABD, NATO ülkelerini bu örgütle denetim altında tutar muhaliflerini bu örgütle bastırır.” Amerika, Kuzey Afrika’dan Orta Asya’ya 24 ülkenin sınırlarını ve rejimlerini değiştireceğim diye ilan etti. Adına Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) dedi. Gladyo şu an Türkiye tarihindeki en büyük işini yapıyor ve Ergenekon operasyonu, Gladyo’nun kendisidir. Gladyo’nun Türkiye tarihindeki en kapsamlı ve en derin operasyonudur. 6-7 Eylül 1955, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 operasyonları Ergenekon Operasyonu yanında çocuk oyuncağı kalır. Yaşadığımız olay, 12 Mart ve 12 Eylül operasyonlarının devamıdır.

12 Mart ve 12 Eylül’ü Ordu yapmamış mıydı? Ergenekon Operasyonu, TSK’nın üst düzey komutanlarını hedef almıyor mu?

12 Mart ve 12 Eylül’ün Amerikan güdümlü paşalarını değil, Atatürk’ün generallerini! Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’i de bir gladyo uygulamasıyla katletmediler mi? Bu kez başka bir Jandarma Komutanı ve Ordu Komutanı hapse atıldı. Türkiye’nin ve Türk ordusunun 1990’lı yıllarda yaşadığı yeni mevzilenmeyi anlamadan, hiçbir olayı açıklayamayız.

Türkiye’yi sarsan cinayetler sizle anılıyor?

ABD Türkiye’deki gladyonun operasyon merkezini de polisin içine kaydırdı. Polis içindeki yuvalanma, orduya karşı operasyon yapan bir örgüt haline getirildi ve bugün de işini yapıyor. İzliyor, dinliyor, topladığı bilgileri “Darbe Günlükleri” haline getiriyor Trabzon’da örgütlediği sözde haber elemanları ile Santoro Papazını ve Hrant Dink’i katlediyor.

Bütün bunları polis içindeki gladyo mu yapıyor?

Arkasında ABD var, en önemlisi bu. Bugün ABD’nin NATO ülkelerinde örgütlediği derin devleti bunlar oluşturuyor. Tayyip Erdoğan bizim saptadığımız tam 31 konuşmasında “ABD’nin BOP Eşbaşkanı” olduğunu ilan etti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da bir bir saptadı bunu.
Moderatöre Bildir   Logged

hayat daima güzeldir ama yaşamasını bilene
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

© Akçaabat-Acısu.Com
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM