vampire kardeşim güzel noktalara değinmiştir saygı duyuyorum
öncelikle nokta dergisinin hangi kuruluşlara çalıştığını araştırmasını rica ediyorum
ergonokon da içeri alınan sinan aygünden ümit sayın gibi bazı isimlerin üniversitelerde vermiş
olduğu seminerlere bizzat katılmış birisi olarak
ergonokon diye adlandırılıp milletin gündeminde ciddi zaman alan sahte bir kurum ortaya çıkmıştır
bu kuruluşu finanse ediyor diye içeri alınan kişiyi gördük
sigortasını dahi ödeyemeyen bir adam çıktı
ne trajı komik ...
net görmek lazım
star, sabah, zaman, bugün vb gazeteleri ele alıp okuduğunuzda hepsinde de türkçemiz çok geniş ve
içerisinde çok eş anlamlı kelime barındırdığını görürsünüz
hep aynı şeyleri yazıyorlar....
taraf gazetesine bakarsanız ve hürriyet gazetesine dine ve askere karşı garip bir tutum içerisinde
akşam milliyet vb gazetelere bakarsanız somut deliller ve sessiz bir bekleyiş
cumhuriyet gazetesine bakarsanız ii prim yaptı ve vatanı seviyoruz koruyucusu biziz imajını zedelemedi
ama ne olduğunu ne olacağını söyleyen yok
gündemi bütün şekilleriyle takip edin arkadaşlar
netten veya gazeteden
tek bir kaynak örneğin nokta dergisi gibi şeyleri okuyup kalmayın
rezil olursunuz yani
sadece bir grubun borazanlığını yapmış olursunuz
onu zaten yapan o kadar çok kişi var ki
farkınız olsun
ne olacağını hep beraber göreceğiz
ama tek bildiğim birşey var
yıllar önce duyduğum bir cümleydi bu sanırım çok doğru söylenmiş bir söz
tarih 2002 ve ... tarihleri arasındaki türkiyeyi ve yöneticilerini çok acı yargılayacak
umarım biz çok şey kaybetmeyiz....
başkada bu konu hakkında şu anda söyleyecek birşeyim yok
eğer yazıyı tüm okumuşsanız teşekkürler
| Akçaabat-Acısu Köyü Forumu |
|
Cumartesi, 22.Kasım 2008, 14:45:26
|
|||
|
|||
| Duyurular: Akçaabat-Acısu.Com Forumuna Hoşgeldiniz! |
| Ana Sayfa | Yardım | Ara | Takvim | Giriş Yap | Kayıt |
|
91
: Perşembe, 10.Temmuz 2008, 06:49:41
|
||
| Başlatan Sıtkı ÖZKURT - Son mesaj Gönderen: wolf_man_z | ||
|
92
: Perşembe, 10.Temmuz 2008, 06:39:11
|
||
| Başlatan Sıtkı ÖZKURT - Son mesaj Gönderen: wolf_man_z | ||
|
Operasyon bence sahte değil gerçek ancak seninde dediğin gibi uykuda olan milletimizi dahada uyandıracak bir tetikleme gördüğüde aşikare ben bu aperasyona şöyle bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum Nokta dergisinin darbe günlükleri diye bir haber çıkarması ve bunu kanıtlaması dahilinde başlayan ve koca nokta dergisinin kapanması ile olayın büyüyeceği sinyali aslında verilmişti Bu aslında sarıkız darbesini planlayanların direktifleri ile devlet içinde devletleşmeye çalışan ve genelde ülkücüleri hep kendi rezilliklerini örtmek için kullanmaya çalışan yani kendileri haltları yiyor vatan sevdalısı ülkücüleri suçluyorlardı bu sefer öyle edemediler geçmişteki gibi . vsvsvs |
||
|
93
: Perşembe, 10.Temmuz 2008, 06:32:36
|
||
| Başlatan şahinkaya06 - Son mesaj Gönderen: wolf_man_z | ||
|
bu formatı sevdim
![]() ad: Zafer soyad: BOSTAN kimlerden: Kasapoğulları (BOSTAN) meslek: ÖĞRENCİ nerden: ANKARA doğum yılı:1986 yeterli mi ki:D |
||
|
94
: Salı, 08.Temmuz 2008, 15:29:26
|
||
| Başlatan şahinkaya06 - Son mesaj Gönderen: dilan_ | ||
|
selamunaleykum, sitenize yeni üye oldum..çok güzel..emeği geçenlere teşekkürler..ben dilan..
|
||
|
95
: Çarşamba, 02.Temmuz 2008, 08:57:24
|
||
| Başlatan Sıtkı ÖZKURT - Son mesaj Gönderen: Sıtkı ÖZKURT | ||
|
Laik cumhuriyeti savunan ve sömürüye karşı çıkan tüm yurtseverler bu darbenin hedefidir!
Tam 13 aydan beri soruşturulan ve iddianamesi bir türlü hazırlanamayan Ergenekon davasında 6 ıncı gözaltı dalgası yaşandı. Ülkemizde büyük bir hesaplaşma yaşanıyor. Gözaltına alınanların hepsinin hükümete muhalif kişiler olması, burada asıl hedefin Ergenekon değil hükümet muhalifi çevreler olduğu izlenimi yaratıyor. Aynı gün, bir yanda Yargıtay Başsavcıyı Anayasa Mahkemesine AKP’yi kapatmanın gerekçelerini anlatırken, öte yanda 20 küsur kişinin tutuklanması manidar karşılandı. Garip bir durumla karşı karşıyayız. Ergenekon soruşturması ise farklıdır. Savcıların kendi başlarına hazırladıkları ve düğmeye bastıkları bir incelemedir. Ergenekon soruşturması kelimenin tam anlamıyla büyük bir komplodur. AKP’nin kapatılma davasına karşılık başlatılmıştır. Gözdağı vermek için düğmeye basılmıştır. 13 aydan beri iddianamesi dahi hazırlanamamıştır. Oysa arka arkaya 6 tutuklama dalgası yaşanmıştır. Saygın isimler tutuklanmıştır. Kimi serbest bırakılmış, ancak bazıları, iddianame olmamasına rağmen hala içerde tutulmaktadır. Bu isimlerin hemen hemen hiçbiri, terör örgütüne üye olacak, silahlı eylemlere katılacak veya darbe yaptıracak insanlar değillerdir. Yaptıkları, yasal muhalefetten başka bir şey değildir. Yapılan sorgulamaların büyük bölümü, gazete kupürleri veya açıkça yapılmış konuşmalara dayandırılmıştır. Sanki “Siz AKP’yi kapatın, bizim de ne yapacağımızı görün” deniyormuş gibi bir hava esiyor. Bu gelişmeler ne yazık ki, Türkiye’nin giderek muz cumhuriyetine benzemesine yol açıyor. Yeterli delil vardı ki onca kişi tutuklandı. O deliller dava açmak için niye yeterli olmuyor? Kimseler yerinden kıpırdamıyor. Her birimiz, film seyreder gibi seyretmekle yetiniyoruz. Emin olun, bir süre sonra duvara çarptığımız zaman, iş işten geçmiş olacak… “Bu Ergenekon değil, Başbakan’ın kişisel davasıdır.” Gazeteciye kelepçe vurulması. Gözaltına alınmaların biçimi... Ve benzer uygulamalar adalete çoktan gölge düşürdü. AKP iktidarı, ABD ve AB desteğiyle ulusal güçlere karşı bir darbe yürütüyor. Cumhuriyetçiler, demokratlar, yurtseverler, Atatürkçüler... Laik cumhuriyeti savunan ve sömürüye karşı çıkan tüm yurtseverler “bu darbenin hedefi”dir. Gözaltına alınanlar arasında yer alan Erol Mütercimler’in bir zamanlar Fethullah Gülen ekibine yakın durduğunu, hatta STV’de programlar yaptığını anımsatmak isterim. Kim finanse ediyor bunları! Bunlar hep Soros'un ortaklarıdır. Açıkca söylüyorlar zaten, gizlemiyorlar. Bu adamlardır Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef gösterenler. Bu kadar mı kendilerinden geçtiler. Hurşit Tolon'un Mustafa Balbay'ın ne ilgisi var çetelerle. Hedefleri Türk ordusudur, Cumhuriyetimiz, Atatürk'dür. Bu topraklarda kaç bin yıldır kurulan devlet geleneğimizdir. Peki şimdi sırada kim var?.. |
||
|
96
: Pazartesi, 30.Haziran 2008, 13:03:00
|
||
| Başlatan FATİH_in_İST. - Son mesaj Gönderen: FATİH_in_İST. | ||
|
Sen bunun için yaratılmadın! Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri küçükken, tarlaya, çift sürmeye gitti bir gün. Öküzün kuyruğundan tutunmuş gidiyordu ki, hayvan dile gelip seslendi ona: - Ey Abdülkâdir! Sen bunun için yaratılmadın! Korktu ve koşarak eve geldi:. - Anneciğim! İzin verirsen, Bağdat'a İlim tahsil etmeye gideceğim. Annesi; - Peki evlâdım. Çok iyi olur. dedi. Koltuğunun altına "Kırk altın” dikti ve - Haydi yolun açık olsun. Allaha emânet ol. Sakın yalan söyleme! dedi. Abdülkadir, “Peki anneciğim!” dedi. Elini öpüp, Çıktı yola. Kervan “Hemedan”ı yeni geçmişti ki, eşkıyâlar kestiler önlerini. Ve kimin nesi varsa, gasbettiler. Sıra “Abdülkadir”e gelmişti ki eşkıyâ reisi sordu: - Senin neyin var çocuk? - “Kırk altın”ım var efendim. - Yâ, nerde peki? - Koltuğumun altında dikili. Söylediği yeri söküp, buldu altınları. - Çocuk, niçin doğruyu söyledin? Demeseydin, biz bulamazdık bunları. - Ben, anneme, “Hiç yalan söylemiyeceğim!” diye söz vermiştim. - İyi ama, altınlarından oldun. - Olsun efendim. Birkaç altın için anneme verdiğim sözden dönmeye değer mi? Reis başladı ağlamaya: - “Eyvah! Ben de Rabbime söz vermiştim”. O'na hep “Kulluk” yapacaktım. Ama “Eşkıyâlık” yaptım. dedi. Ve oracıkta “Tövbe etti” Adamları da onu görüp tövbe ettiler. Aldıkları malları iâde edip, eşkıyâlığı terkettiler. |
||
|
97
: Cumartesi, 21.Haziran 2008, 08:55:03
|
||
| Başlatan FATİH_in_İST. - Son mesaj Gönderen: FATİH_in_İST. | ||
|
En büyük şeref Uşak Evliyâsından “Hasan Hüsâmeddin Uşâkî hazretleri” bir gün sevdiklerine; - Kardeşlerim, kul için en büyük şeref, “Sahibinin emirlerini yapmak” “O'na itâat etmektir” buyurdu. Sonra şunu anlattı onlara: “Cebrâil aleyhisselâm” iki rekât namaz kıldı. Bu namazını “Dört bin senede tamamladı” ve; “Benim bu kıldığım namaz gibi bir namaz kılan daha var mı?” diye geçirdi içinden. Cenâb-ı Hak; - Ya Cebrâil! “Muhammed ümmetinin” “Her türlü kusur ve noksanla” ve “dünyâ düşüncesiyle kıldıkları iki rekat namaz”, benim indimde, senin bu namazından, çok daha “kıymetli ve makbuldür” buyurdu. Cebrâil aleyhisselam sordu: - Hikmeti nedir yâ Rabbî? Hak teâlâ cevabında; - Çünkü onlar, “Nefis ve şeytanın gösterdiği mânilere rağmen” ve “türlü türlü dünyâ işleri arasında” benim emrimi düşünüp kılıyorlar. Seninse böyle mânilerin yoktur buyurdu. Ve buyurdu ki: - Benim nazarımda, “Mâniler arasında yapılan ibâdet”, “hiç mâni olmadan yapılan ibâdetten” “çok daha Kıymetlidir”. |
||
|
98
: Cuma, 20.Haziran 2008, 08:28:21
|
||
| Başlatan FATİH_in_İST. - Son mesaj Gönderen: FATİH_in_İST. | ||
|
Üç altın'ın hesabı Hazret-i Alî, bir gazâdan zaferle dönmüş, ganîmet olarak aldığı “birkaç çuval “Altın ile” Resûlullaha geldi ve; - Duanızla zafer müyesser oldu ya Resulallah! dedi. Peygamber Efendimiz duâ buyurdular ve o altınları bitirinceye kadar, “avuç avuç gazilere dağıttılar” Hazret-i Alî’ye, “Sadece “Üç altın” verdiler. Diğer gâzilere beşer onar avuç verirken, “kendisine sadece “üç altın” vermesinin sebebini merak etti. Ama “Elbet bir hikmeti vardır” diye düşündü. O gece rüyasında, “Mahşer meydanını gördü” Herkesten, dünyâda kazandığı malın hesabı soruluyordu ince ince. Nihayet sıra Ona gelince; - Yâ Alî! Sen de şu üç altının Hesâbını ver bakalım! dediler. Hazret-i Alî sıkıldı, bunaldı. Ve kan ter içerisinde uyanınca; - "Çok şükür Rüyâymış!" dedi kendi kendine. Sevinmişti. Sabah erkenden koştu Resûlullah’ın huzuruna. Efendimiz Onu görünce, sordular: - Yâ Alî! Ben mi anlatayım, sen mi anlatacaksın? - Allah ve Resûlü daha iyi bilir. - Yâ Alî! Üç altının hesâbını veremedin değil mi? - Evet yâ Resûlallah. - Ya daha çok olsaydı ne yapacaktın? - Senin her yaptığın güzel, her işin hikmetlidir yâ Resûlallah. Canım sana fedâ olsun! dedi, ve “Sevinç içerisinde” ayrıldı huzurdan. |
||
|
99
: Perşembe, 19.Haziran 2008, 08:40:47
|
||
| Başlatan FATİH_in_İST. - Son mesaj Gönderen: FATİH_in_İST. | ||
|
Hac sevabı kazandı Allah dostlarından Abdullah bin Mübârek, Hacca gider. Hac bitince, bir rüyâ görür. Şöyle ki; Gökten “iki melek” inmiş, hasbihâl ediyorlar: - Bu sene, kaç kişi Hacca geldi? - Altıyüz bin kişi. - Kaçının Haccı kabul oldu? - Hiçbirinin. Ama Şam'da, “Ali bin Muvaffak” diye biri var ki, o, gitmeden “Hac sevabı”nı kazandı. İbni Mübarek, rüyânın burasında uyanır. Doğruca Şam’a gidip, çalar bu zatın kapısını ve rüyâsını anlatıp sorar: - Arkadaş, sana Hac sevabı kazandıran iş nedir? O anlatır: - Ayakkabı tâmircisiyim. Otuz yıldır Hacca gitmek istiyordum. Bu sene yol parasını tedârik ettim, ama gidemedim. - Neden? - Çünkü çok fakir bir komşum vardı. Bir gün evine gittim. Odada “Et kokusu” duydum ve şaka yollu; - Et pişiyor galiba. İkram et de yiyelim! Deyiverdim. Âaah! Demez olaydım. Garip, başladı ağlamaya. Ve anlattı: - Çocuklar üç gündür aç. Günlerce iş aradım, bulamadım. Yol kenarında, bir “Ölü hayvan” gördüm. Zarûret kadar kesip eve getirdim. Pişen, o ettir. Bunu öğrenince yüreğim sızladı. Büyüklerimizin; “Bir muhtâca yardım etmek, nafile ibâdetten daha sevaptır” sözünü hatırladım. Yol parasını verdim ona. “Abdullah bin Mübarek” bunları dinler. - Çok iyi yapmışsın, der. Ve “ağlayarak” çıkıp gider. |
||
|
100
: Çarşamba, 18.Haziran 2008, 08:32:18
|
||
| Başlatan FATİH_in_İST. - Son mesaj Gönderen: FATİH_in_İST. | ||
|
Hem ağladı, hem güldü Peygamber Efendimiz, ölüm hastalığında iken, “Hazret-i Fâtıma'yı huzuruna çağırdı bir gün. Gelince, Onu sînesine çekip, gizlice birşeyler söyledi kulağına. Hazret-i Fâtıma çok üzüldü. Ve ağlamaya başladı kederinden. Sonra da başka birşey söyledi. Bu defa da sevinip, güldü. Âişe vâlidemiz de oradaydı. ve gördü Onun bu halini. Garibine gitmişti. Sordu hemen: - Aynı anda hem ağlamak hem gülmek olur mu yâ Fâtıma? - Neden ağladım, biliyor musun yâ Âişe? - Hayır, neden ağladın? - Babam, önce; “Ben vefat edeceğim” dedi. Ona üzülüp, ağladım. - Peki niye güldün? - Sonra da bir “Müjde” verdi bana, - Ne müjdesi yâ Fâtıma? - “Ehl-i beytimden, bana ilk gelen sen olacaksın!” dedi. Ona güldüm. |
||




