Akçaabat-Acısu Köyü Forumu
Duyurular: Akçaabat-Acısu.Com Forumuna Hoşgeldiniz!
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Perşembe, 08.Ocak 2009, 23:08:20


Kullanıcı adınızı ve parolanızı


Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9 10
 71 
 : Perşembe, 09.Ekim 2008, 11:07:34 
Başlatan Sıtkı ÖZKURT - Son mesaj Gönderen: Sıtkı ÖZKURT
Burdur’da tamamlamış olduğum vatani görevim çerçevesinde oradaki komutanımla yaptığımı konuşmaya binaen bu bağlamda kazandığım tecrübeleri, edindiğim izlenimleri ve önerilerimi, ordumuzun ve kurumlarının istikrarlı gelişimine katkıda bulunmak amacıyla bir Analiz ve değerlendirme sunmuştum. Topluma ve ordumuza yarayışlı olması ve umulan olumlu sonuçlara varılması dileklerimle.

Sizinle paylaşmak istedim sadece.


Sayın Komutanım,

Burdur’da tamamlamış olduğum vatani görevim çerçevesinde yaptığımız konuşmaya binaen bu bağlamda kazandığım tecrübeleri, edindiğim izlenimleri ve önerilerimi, ordumuzun ve kurumlarının istikrarlı gelişimine katkıda bulunmak amacıyla sunmak istiyorum.

1. Hazırlık
Ortaya çıkabilecek soruları veya sorunları, henüz silah altına alınmadan önce giderebilmek amacıyla, Silahlı Kuvvetlerin gerekli bilgileri örneğin İnternet gibi bir platform aracılığıyla sunmasını son derece gerekli ve etkili görüyorum. Bu bilgiler en azından aşağıda belirtilen noktaları içermelidir:

Genel:
·   Bağlı olduğunuz konsolosluğa başvuruda bulunurken ibraz edilmesi istenenen belgeler
·   Konsolosluk tarafından başvurunuzun kabul edilmesi halinde yapılacaklar
·   Yükümlülerin ödeme işlemlerinde uyacakları esaslar
·   Dövizli Askerlik Hizmeti’nden yararlananların temel askerlik eğitimi süresince yükümlülükleri
·   Kesin terhis işlemleri
·   Dövizle Askerlik Hizmeti kapsamından çıkarılma

Temel askerlik eğitimini yapmak üzere yurda gelenlerin yanlarında bulundurmaları gereken eşyalar:
·   Silah altına alınırken tarafınıza verilecek eşyalar
·   Yanınızda getirilmesi gerekli olan eşyalar
·   Yanınızda getirilmesi sakıncalı eşyalar
·   Kantinden tedarik edilebilen besin dışı maddeler

Temel askerlik eğitimini yapmak üzere yurda gidiş:
·   Seyahat ve kalacak yer bilgileri (oteller, taksi, uçuş biletleri)
·   Askeriyeye teslim, işlem başlama gün ve saatleri
·   Hırsızlık ve dolandırıcılık olayları ile ilgili uyarı ve bilgiler
·   İbadet imkanları

Programlar:
·   İçtima
·   Temel askerlik eğitimi
·   Konferanslar
·   İstirahat
·   Koğuşlar
·   Mıntıka Temizliği
·   Nöbetler
·   Yemekhane
·   Çarşı izni
·   Kültür Gezileri

Dövizli Askerlik Hizmeti’nden yararlananların temel askerlik eğitimi süresince uymaları beklenen kılık kıyafet kuralları:
·   Temiz ayakkabılar (Ayakkabı bağlarının dışarıdan göze çarpmayacak şekilde bağlanması)
·   Her gün özenli bir yüz tıraşı yapılması
·   Üniformanın temiz ve düzenli görünmesi (Özellikle yaka düğmesinin kapalı olmasına dikkat edilmeli) ve üniformanın özellikle kep olmak üzere her parçasının özenle korunması
·   Saçların çok uzamasına fırsat vermeden belirli aralıklarla kesilmesi
·   Yemekhanede yemek sırasında keplerin baştan çıkarılması

Dövizli Askerlik Hizmeti’nden yararlananların temel askerlik eğitimi süresince uymaları beklenen davranış kuralları:
·   Özellikle üstlerinizin de bulunduğu ortamlarda altüst ilişkisine dayanan davranış kurallarına uyulması (Bacak bacak üstüne atarak oturmamak, eller ceplerde dolaşmamak, çiklet çiğnememek)
·   Sadece siyah tükenmez kalem kullanılması
·   Yatakların koğuşu terk etmeden önce belirlenmiş şekline uygun toplanması

2.) Uygulama
Birliğe teslim günü:
Birliğe teslim günü çerçevesinde ilk gün farklı garnizonlarda birbirine benzer kayıt prosedürleri gerçekleşiyor. Bu kayıt işlemlerinin sorunsuz ve profesyonelce yapılmasını sağlayabilmek için, bugüne kadar uygulanagelmiş kayıt işlem prosedürleri eniyileştirme imkanları doğrultusunda yeniden gözden geçiril-meli. Bu noktada örneğin yönetimsel süreçler de ele alınabilir.

Temel Askerlik Eğitim Planı:
Çok önemli gördüğüm bir nokta, tüm temel askerlik eğitimi sürecinin bir planının yapılmasıdır. Bu plan, tüm tabur komutanlarının katkılarıyla hazırlanmalı, oylanmalı ve uygulamaya konmalıdır. Taburlarda ortak disiplin kurallarının geçerli olmasına son derece dikkat edilmesi ve bu konuda beraberce uygulamaya konmuş plana bağlı kalınması da dikkat çekilmesi gereken bir başka noktadır. Nitekim bir tabu-run yatakhanesinde çay yapılıp ikram edildiğini anlatmak sakıncalı olabiliyor.

Çavuşların eğitimi ve uzmanlıkları:
İlk günlerde ne yazık ki birçok askerin önünde çavuşlar arasında söz düzeyinde tatsızlıklar yaşandı.
Askerliğin henüz ilk günlerinde yaşanan bu tip olaylar şüphesiz ki söz konusu sorumluların uzmanlıkları hakkında olumsuz bir izlenim bırakıyor. Fikir ayrılıkları ilgili kişiler arasında konuşulup bir çözüme ulaştırılmalıdır. Bu tip tatsızlıklar, tüm askerlik sürecine yansıyacak şekilde erlerin çavuşlara karşı duydukları saygıyı olumsuz yönde etkiliyor ve çavuşların işini gereksiz şekilde zorlaştırabiliyor.

Bir disiplin sağlama yöntemi olarak çavuşların erlerine neredeyse aynı anda ve sürekli olarak bağırma-larının etkisinden son derece şüphe ediyorum. Çünkü böyle bir iletişim tarzı zamanla alışkanlığa dönüşür ve amaçlananın tam aksine disiplinin sağlanamamasıyla sonuçlanır. Bunun yerine bağlayıcı belirleyici ve amaca götüren emirler verilmesi ve bu emirlerin yerine getirilmesini beklemek daha mantıklı olur. Askeriye yasalarına uymamak halinde cezai işlem uygulanması yönünde sürekli yapılan tehditler de (üstlerimiz tarafından birkaç kez yapıldı) fikrimce etkili olmuyor, çünkü gerçekten bu yasaların çiğ-nenmesi halinde hiçbir yaptırım uygulanmıyor.

Erler, acemi erlere emir verme hakkına sahip olmamalı. Buna sıkı bir yasak getirilmeli. Kantine verilen toplu siparişler eşitlik adına yasaklanmalı. Askeriye’ ye örnek olmak amacıyla çavuşlar da „sıradan“ erler gibi sıraya girmeliler.

Personel yönetimi o anda görevde bulunan üstlerimizin kişilik yapısına, mizacına, verimli çalışmasına ve motivasyonuna bağlı olarak değişiyor. Kanımca düzenli ve dönüşümlü olarak askeriyedeki yöneticilerin eğitim ve uzmanlıklarını arttırma yöntemlerine başvurulmalı. Bu yöntemler özellikle erler ile olan ilişkileri düzenlemeli. Eğitimler ise uzman personel ya da dışarıdan bir ekip tarafından yürütülmeli.

İçtima:
Ne yazık ki zamanında ve bir tatsızlık yaşanmadan bir tek içtimaya gidildiğini bile hatırlamıyorum. Herşeyden önce günlük içtima başlangıç ve bitiş saatleri, örneğin koğuşlara ve salonlar a asılan duyu-rularla bildirilmelidir. Erlerin buna rağmen bildirilen içtima saatlerine uymamaları veya geçerli bir özür-leri olmaksızın içtimaya gelmemeleri halinde yaptırım uygulanmalı veya ceza verilmelidir. Şu anda kullanılmakta olan içtima sistemi mercek altına alınmalı veya daha etkili bir hale getirilerek (Örneğin: yeni içtima çizelgeleri, bilgisayar sistemi, NATO önerileri ile) yenilenmelidir.

Tesisler:
Sosyal tesislerin bir kısmı ne yazık ki bakımsız bir durumda. Kanımca özellikle dünyanın her yerinden gelen Türk vatandaşlarının vatani görevlerini yaptıkları Burdur’daki tesisler birinci sınıf bir görüntüye sahip olmalıdır. Tüm dünyaya kendini en güzel taraflarıyla tanıtmak ve vatani görevini yapacak yeni nesilleri böylece teşvik etmek Türkiye Cumhuriyeti Devleti için de bir kazanç olarak görülmelidir.

Ortak kullanılan yatakhaneler, dolaplar, duş ve banyoların kapasitesi yetersiz kalmakla beraber tamir ve bakım gerektiren bir durumdalar. Bu durum neredeyse tüm erlerin sağlık ve ruhsal durumlarına kaçınılmaz şekilde olumsuz etki ediyor.

Kantinin şu anda var olan kapasitesinden daha fazla faydalanabilmek için şu öneriyi getirmek istiyorum: Her oturma grubu bir mangaya ayrılsın. Böylece oturma düzeninde her manganın yeri belli olur. Ayrıca sunulan yemek menüsünün niteliğini arttırmak, servis süresini kısaltmak ve fiyatlarını düzenle-yebilmek için askeriyeye bağlı kaliteli bir mutfak kurulabilir.

Tamir ve bakım işleri:
Tamir işleri eğitimsiz erlere bırakılmamalı, çünkü erler tarafından yapılan tamir işleri yetersiz kalıyor. Tamir ve bakım işleri sadece uzman kişiler tarafından yapılmalı (Söz konusu işler dışarıdan bu hizmetleri veren kuruluşlarla ya da oluşturulacak bir askeriye bakım ekibi ile de yürütülebilir). Gerekli bakım araçlarının alınıp hazır bulundurulması (örneğin bir toprak kazma aracı) da önemli bir noktadır.

3.) Sonuç
Zaten kısa bir süre olan 3 haftada en son güne kadar Temel Askerlik Eğitimi’ ne odaklanmak gerektiği kanaatindeyim. Son 2-3 günü konferanslar seminerler ve kültür gezileriyle dolu dolu tamamlamak yerine benim dönemimde olduğu gibi tamir ve alt yapı işleri ile kaybetmek çok yazık. Daha önce “Temel Askerlik Eğitim Planı” başlığı altında belirtmiş olduğum gibi tüm askerlik süreci önceden planlanmalı.

Bilgilendirme ve eğitim amaçlı seminerlerin içerikleri değiştirilmeli ve daha ilgi çekici hale getirilmeli.

Tabur komutanımız eğitim seminerleri sırasında birkaç kez terhis olduktan sonra Burdur’da gördükle-rimizi ve yaşadıklarımızı 3. şahıslara aktarmamamız gerektiğine değindi. Bunun doğru olmadığını dü-şünüyorum. Çünkü birincisi Burdur gibi dünyanın her yerinden Türk vatandaşlarının geldiği bir yerde böyle bir sorunun yeri yok ikincisi de “yasaklamak“ ne psikolojik ne de diplomatik olarak doğru bir ye-tiştirme tarzı değil.

Terhis törenine katılacak erlerin seçilmelerinde rol oynayan ölçütler tüm erlere önceden bildirilmeli.

Ana kantinin açılış-kapanış saatlerinin uzatılması ve ürün çeşitliliğinin arttırılması dileğimizdir.

Saygıdeğer Komutanım, yapmış olduğum bu analiz ve değerlendirmeler asla olumsuz eleştiri olarak anlaşılmamalıdır. Tüm Türk vatandaşlarının içlerinde bulundukları koşulları iyileştirmek adına geliştirilmesinde fayda gördüğüm alanları belirtmeyi bir borç biliyorum. Çavuşların var olan şartlar altında kusursuz bir temel askerlik eğitimi verdiklerini de vurgulamak istiyorum.

Bu bağlamda gösterdiğiniz ilgi için teşekkürlerimi sunarım, efendim.

100. Dönem (2005) – 2. Tabur – 2. Bölük – 1. Takım – 1504
Sıtkı Özkurt
Sistem-Menajeri
Batı-Almanya



Bunun üzerine bana komutandan gelen cevap:

Alıntı
Sevgili sıtkı ,problemin değil çözümün bir parçası
olduğun için öncelikle sana çok teşekkür ederim.Belirttiğin hususları
tekrar gözden geçirip kendi etki alanımdakileri derhal yapacağım ve etki
alanım dışındakileri en yakın amirimden  itibaren sıralı tüm komutanlarıma
muhakkak ileteceğim.tekrar ilgin için teşekkür ederim.görüşmek
dileğiyle..saygılar....

 72 
 : Salı, 07.Ekim 2008, 23:14:49 
Başlatan rabia - Son mesaj Gönderen: rabia
Sevgili Liberal kardeşim sanırım konuyu yanlış anlamışsın. Burada bizzat kendimizi, ortak zaaflarımızı veya hoş yanlarımızı değerlendirecektik... Sonra da dönüp karşımızdakileri eleştirecektik. Yani, iğneyi kendimize batırdıktan sonra çuvaldızı karşımızdakine yöneltecektik...
Liberal kardeşin yaptığı değerlendirmeyi başka bir başlıkta sunarsa yöneticilerimiz sanırım isabetli olur.

 73 
 : Pazartesi, 06.Ekim 2008, 20:40:25 
Başlatan rabia - Son mesaj Gönderen: liberal
Acısu köyünde meydana gelen bir olumsuzluğa dikkat çekmek istiyorum.Bazı yerler var ki camisi yok.Mesela Köseli mahallaei,Melan ile eşek meydanı arası,horeftennesi ile güney mahallesi arasına mutlaka cami yapılmalıdır.Bu noksanlığı nasıl olur da göremezler hala anlayabilmiş değilim.Öyleya!Her mahalle ne güzel camiler yapmış gitmeye yol yok.Son derece sağlıksız.Yaz mevsimlerinde  taharet suyu yok.En gülünç ve acı olan ise cemaat yok.Cemaat olacak meraklı yok.Mevcut camilere acilen imam verilmelidir.Zira boş kalan evler nasıl harap olurlarsa camiler! de öyle.Yani hateme-imam verilmelidir.Köyümüzün muhteremleri çok iyi düşünürler.Bakarsınız çocuğunun uhreviyatından haberi yok ama bir şekilde inanmıştır,cami yaparsam ya da yaptırırsam cenneti yakalarım.Gariban vatandaşların,sabahleyin çocuklara ne yedireceğim diye düşünenlerinden kesilen paralarla,sefa içinde  sözde ibadet yapmayı düşünenlerin cennete gidebileceklerini dünya fikrimle pek doğrulayamam.İnanmam da.Çocuğu eazn okunurken kahvehanede pişpirik oynayan cami sevdalıları her mahalleye birer su deposu yapsaydı onlara saygım çok ama çok olurdu.Bir garibanın çocuğuna okul yardımı yapsaydı aynısıydı,yol için harcama yapsaydı,lojman için yapsaydı,köyün aciliyetine binaen yönetime yardımcı olsaydı yine tamam.Şimdi,ben raşıyı işleyeceğim,raşı mahallesi benim hayatımın çok geçtiği yerdir.Oraya hizmet etmekte zordur.Paylaşımı almakta.Boşaldıkça fuzuli yatırımlar gidiyor oraya.Akçaabatın başka imam boşu olan yeri yok mu da imam veriliyor.Eğer mutlaka imamla kılacak cemaat varsa önce birbirileriyle barışık olmaları lazım.Namaz,cami değildir.Safları sıklaştırmaktır.Kuru kuruya dinin kimseye faydası yoktur.Köyün alacaklarını zamanında ödemeyen,utanarak kılacakların hizmetten nasip almaları da abestir.O imamı köyün merkez camisine lütfen müezzin olarak idame edin de bir iş yapın.O arkadaş orada korkar.Yazıktır.Devlet zenginmiş ama biz fakir.O arkadaş orada kaldıkça bildiğini de unutur.Benden söylemesi.Koryanaya bir camiden fazlası fuzulidir,yanlıştır,gereksizdir,günahtır.Cennete girmenin yolu cami yapmak değil,namaz vaktinde çocuğunun ne yaptığını bilmektir.Tüm köylülerime selam olsun.Onları seviyorum bana kızsalar da.Ama düşünüpte eleştirelim.Ben hazırım cevaplamaya.

 74 
 : Pazartesi, 06.Ekim 2008, 20:38:15 
Başlatan ynsemrebahadir - Son mesaj Gönderen: ynsemrebahadir
Paylaşımı Yaptığım İçin Teşekkür Ediyorum kendime  mad

 75 
 : Salı, 30.Eylül 2008, 10:19:05 
Başlatan akcaabatli - Son mesaj Gönderen: akcaabatli
   Bütün Acısulu'ların ve hemşehrilerimizin bayramını en içten dileklerimle kutlarım.Kaptan BATAR

 76 
 : Cuma, 26.Eylül 2008, 14:08:03 
Başlatan FATİH_in_İST. - Son mesaj Gönderen: FATİH_in_İST.
Başka gömleği yok ki...
 
Ömer bin Abdülaziz hazretleri,
“rahmetullahi aleyh”
öyle âdil idi ki,
 
İkinci Ömer
diye meşhur olmuştu.
 
Onu çekemiyenler, hizmetçisini
kandırarak, Onu zehirlettiler.
 
Zehirin tesiriyle yatağa düştü.
 
Artık son günlerini yaşıyordu ki,
kayınbiraderi geldi
ziyaretine.
 
Halîfenin gömleğini kirlenmiş
görüp, kızkardeşine çıkıştı:
 
- Halîfenin gömleğini görmüyor musun
hemşire?
 
- Ne var gömleğinde abi?
 
- Kirlenmiş, hemen yıka onu.
 
- Peki âbi, yıkıyayım.
 
Ertesi gün geldiğinde, gömleğin yıkanmamış
olduğunu görünce üzülüp sitem etti:
 
- Dediğimi yapmamışsın hemşire.
 
- Evet âbi, yıkayamadım.
 
- Neden?
 
- Başka gömleği yok ki, onu giydireyim de
üstündekini yıkayayım.
 
Kayınbiraderinin getirdiği gömleği giydirip,
Halifenin gömleğini yıkadılar.
 
Evet, koca Halîfe’nin, ikinci
bir gömleği yoktu
 
Halbuki,
teb'asının tamamı zengin
olup, zekât verecek fakir
bulamıyorlardı.

 77 
 : Çarşamba, 24.Eylül 2008, 15:46:19 
Başlatan FATİH_in_İST. - Son mesaj Gönderen: FATİH_in_İST.
Sevinçli bekleyiş

Rebî-ül evvel’in
onikinci Pazartesi gecesi, yer yüzü ve
yedi kat gökler, büyük sevinç içinde
 
Peygamber Efendimizin
“sallallahü aleyhi ve sellem”
teşrifini bekliyordu.
 
Sabaha karşı
beklenen “Nur” doğdu”.
 
Hazret-i Âmine
“radıyallahü anha”
anlatıyor:
 
- O Server’e “sallallahü aleyhi ve sellem”
hamile olduğum günlerde hiç acı
ve elem görmedim.
 
Altı aydan sonra bir ses işittim:
- Ey Âmine! Kime hamile olduğunu
biliyor musun?
diyordu.
 
- Bilmiyorum.
dedim.
 
- Peygamberlerin sonuncusuna hamilesin.
O doğunca, ismini Muhammed koy!
dedi.
 
Çok susamıştım.
Bir kâse “Şerbet” verdiler.
İçtim. Bal’dan tatlı ve serin idi.
 
Pek çok hanım bana hizmet ediyor,
ama onları tanımıyordum.
 
Biri tanıttı kendisini:
- Ben, Firavun’un hanımı Âsiye’yim.
 
Sonra diğeri tanıttı:
- Ben, Meryem binti İmrân’ım.
Bunlar da Cennet hûrileri.
 
Korkudan terlemiştim. Terimden,
nefis misk kokusu
yayılıyordu.
 
O Server “sallallahü aleyhi ve sellem”
doğar doğmaz, mübarek başını
secdeye koyup, şehâdet
parmağını kaldırdı.
 
Bir ses işittim:
- Onu, mağripten meşrika kadar her yerde
gezdirin. Tâ ki, cümle âlem, Onu,
 ismiyle ve cismiyle
tanısınlar!
diyordu

 78 
 : Cuma, 19.Eylül 2008, 15:43:23 
Başlatan FATİH_in_İST. - Son mesaj Gönderen: FATİH_in_İST.
Niçin ayaktasın?

 

Bâyezid-i Bistâmî hazretleri

“kuddise sirruh”

 

Evliyânın büyüklerindendir.

 

Karlı ve dondurucu bir kış gecesiydi ki,

hasta annesi, seslendi yatağından:

 

- Bâyezid, oğlum!

- Buyur anneciğim!

 

- Biraz su verir misin bana!

- Peki anne, derhal!

 

Ve koştu testiye. Ama testi boştu.

 

Kar, soğuk demeyip, koştu Çeşmeye

Suyu doldurup gelinceye kadar

annesi uyumuştu.

 

Uyandırmaya kıyamadı.

Bekledi başucunda.

 

Ama nasıl?

Elinde buzla kaplı testi

 

ve

Ayakta olarak

 

Nice zaman sonra uyandı annesi.

Onu o hâliyle görüp sordu:

 

- Oğlum niçin ayaktasın?

- Sana su vermek için anneciğim.

 

- İyi de, oturup beklesene yavrum.

- Suyu, geciktirmeden hemen vereyim

diye ayaktayım anneciğim.

 

Soğuğun şiddetinden

parmakları testiye

yapışmıştı.

 

Kadıncağız çok duygulandı.

Oğluna sevgiyle baktı, baktı ve;

 

- Yâ Rabbî, ben oğlumdan râzıyım.

Sen de râzı ol!

diye dua etti.

 

Bâyezid,

işte bu anne duâsı ile

Bâyezid-i Bistâmî hazretleri

“rahmetullahi aleyh”.

oldu.

 79 
 : Perşembe, 18.Eylül 2008, 08:43:15 
Başlatan FATİH_in_İST. - Son mesaj Gönderen: FATİH_in_İST.
Hakkımı alın ondan!

 

Bir gün,

Mekke’ye bir yabancı gelip Ebû Cehil’e

bir deve satmıştı.

 

Ancak parasın alamıyordu.

 

Kâbe yanına gidip, yalvardı müşriklere.

Alaya aldılar adamcağızı.

 

Efendimizin "aleyhisselam" evini gösterip;

- Bak, şu evi görüyor musun. İşte o eve git.

O halleder senin işini.

dediler.

 

Gitti garip, açtı derdini

Peygamber Efendimize

 

Resulullah Efendimiz,

“sallallahü aleyhi ve sellem”

- Peki, bekle geliyorum.

buyurdu.

 

Birlikte Ebu Cehl’in evine gidip

çaldılar kapıyı.

 

Ebû Cehil, karşısında

Resûlullah Efendimizi

“sallallahü aleyhi ve sellem”

 

görünce titremeye başladı.

 

- Buyur yâ Muhammed. Bir emrin mi vardı?

- Evet. Ver şu garibin hakkını!

 

- De..derhal. Hemen getiriyorum!

dedi.

 

Ve koşup getirdi parayı.

 

Dönüp giderken, adam teşekkür etti

Resulullah Efendimize

“sallallahü aleyhi ve sellem”

 

Sonra gidip, müşriklere de

teşekkür etti.

 

Ancak inanamadılar:

- Ne? Yoksa aldın mı paranı?

 

- Evet. Hem de hiç zahmetsiz aldım.

 

Bir müddet sonra

Ebû Cehil kâfiri

geldi oraya.

 

Merakla ona döndüler:

- Yâ Ebâ Cehil! Gerçekten parayı

verdin mi adama?

 

- Mecbur kaldım arkadaşlar. Yanında

“korkunç bir canavar vardı”

Vermeseydim parçalayacaktı

beni.

 80 
 : Perşembe, 18.Eylül 2008, 00:04:06 
Başlatan şahinkaya06 - Son mesaj Gönderen: şahinkaya06
Bu konuyu uzun zamandır aklımda tartışmaya açmak istiyordum ancak,bir türlü vakit bulamadım.Aslında vakit bırakmadım.Bu aralar da bu şovmenler iş başına geçince yazının zamanı geldiğini düşündüm.Şimdi bu şovmenler kim diye merak ediyosunuz.Bunlar herkesi güldüren şovmenlerden değiller,bilerek ve yaşayarak tereddütsüz "müslümanım" diyebilenleri güldüren şovmenler.Artık isim verelim;   1-Zekeriya Beyaz(pardon profmuşşş) biggrin
2-Yaşar Nuri ÖZTÜRK(kesin bilmiyorum ama sanırım hemşerimizmiş,en üzücü tarafıda buya)
Şimdi ortaya basın bir konu atıyor,tüm dünyada islam alimleri tek noktada fetva veriyor,sayın Bardakoğlu da öyle ama gelin görünkü bu şovmenler güldürebilmek için;"bu alimler bu gün tersinden kalktılar,böyle şey kur-an da yazmıyor,dinde yeri yoktur" diyorlar.Nasıl oluyor da onca islam alimi tersinden kalkıyorda,bu şovmenler düz kalkıyor biggrin
Proff Zekeriya bey diyorki;"başı örtmek kur-an da yazmıyor,sağlığada zararlıdır"
Allah tan korkar insan,çok iyi biliyorki kur-an namahrem yerlerinizi örtün ve nasıl örtüneceğiniz konusunuda açıklıyor.İncelemesine anlatmasada Efendimiz yorumlamıştır onuda mı yok sayarsın Proff Zekeriya bey..Kur-an elbette ki herşeyi iğneden ipliğe en ince ayrıntısına kadar anlatmıyor,anlatsaydı zaten kur-an sayfaları bir o kadar daha fazla olurdu.Ama sana Peygamber gönderdi,emirlerini yorumlaması ve bizlere anlatması için.Korkarım bu şovmenler ileride ne gibi iddalarla gelecekler karşımıza.Yaşar Bey de aynı şekilde her alimin tersince bir çok iddalar atmıştı ortaya,üzüldüğüm tarafı bizim veya bir başkasının doğruyu anlatamadığı öğretemediği kardeşlerimiz Prof luklarına aldanıp onlara inanıyor ve kaybediyorlar.Şovmenlikte iyi para var sanırım önceki gösterilerinden kaldırdıkları bitince tekrar gündeme geldiler yine kaç gündür kanallarda,bu parada bitince yine bir başka saçma iddalarla karşımızdalar kesin.Ben inanmıyorum,asla da inanmam kendi kanatimce dinden çıkmışlardır.Elimden geldikçe de şovmenliklerinden etkilenen gördüğümde müdahale ederek doğruyu anlatmaya çalışıyorum.Proff olamadım ama bu iddaların doğrusunu bilmek içinde Prof olmaya gerek yok.Normal bir mü'min müslümanlık nasıldır,konuları islama göre yorumlamak nasıldır biliyor zaten.Ben derim ki,gelin bu şovmenlere inanan değil de onlara gülenlerden olalım thumbup  biggrin biggrin

Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9 10
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

© Akçaabat-Acısu.Com
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM