Akçaabat-Acısu Köyü Forumu
Cumartesi, 22.Kasım 2008, 08:37:14 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve parolanızı
Duyurular: Akçaabat-Acısu.Com Forumuna Hoşgeldiniz!
 
  Ana Sayfa Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
  Mesajları Göster - ziraatci.M.DOĞAN
Sayfa: [1] 2 3 ... 7
1  TARIM / Ziraat / Ynt: Fındık Bahçesi Olanların Dikkatine!!! : Cuma, 16.Mayıs 2008, 17:01:48
Değerli fındık yetiştiren arkadaslar malumunuzdur ki fındıklarınızda gördüğünüz ara ara kurumuş fındık dalları vardır.Gözlemlerim sonucu bu dalların bir tür zararlı tarafından meydana geldiği kanaatine vardım.Eğer teşhisim doğruysa fındık bahcelerinizi bir felaket beklemektedir.Yayla ormanlarımızdaki ağaclarımızı kurutan zararlının bır benzeri olduğunu düşünüyorum.

Gerekli yerlere müraacat edip önleminizi alınız.
saygılar.ziraatci.M.DOĞAN
2  GÜNCEL-DÜŞÜNÇE (Serbest Kürsü) / Güncel / Kimin Ormanı Kime Satılıyor? : Cuma, 16.Mayıs 2008, 16:53:12
 
  Ormanlarımızın üstünde dolaşan karabulutlar dağılıp dağılıp toplanıyor. Bu karabulutlar keşke yağmur olsa düşse, yeraltı sularımızı ve derelerimizi suyla doldursa. Maalesef bu karabulutlar, ormanı işgal eden “uyanık” -dilim varmıyor- “vatandaşlar” ve ormanları tehdit eden yasal düzenlemeleri ve girişimleri harekete geçirenler. Ormanlar anayasamızın güvencesiyle bütün vatandaşların adına ve onların yararına devlet tarafından işletiliyor. Bu işletme anlayışında orman sadece bir odun ve kereste kaynağı değil. Bizim adımıza devlet topraklarımızı erozyondan korumak, bize su sağlamak, iklim değişikliğine neden olan karbonu depolamak ve temiz hava vermek, bizim yaşamımızın garantisi olan biyolojik çeşitliliği korumak ve gelecek kuşaklara azalmadan, bozulmadan aktarmak için ormanları korumakla sorumlu. Bizim, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceği için ormanı korumakla görevli olan devlet, maalesef 2/B diye bir sınıfa izin vermiş. Orman Kanunu’nun 2. maddesinin “B” bendi uyarınca, “31.12.1981 tarihinden önce orman vasfını bilim ve fen bakımından kaybettiği”, “tarım ve hayvancılıkta kullanılmasında yarar bulunduğu”, “köy, kasaba ve şehir yapılarının toplu halde bulunduğu” saptanan yerler, ormancılık rejimi dışına çıkarılabiliyor. Oysa, bizim için odun ve keresteden çok daha büyük değeri olan ve üstün kamu yararı için korunması gereken ormanlarımızın 2/B adı altında orman dışına çıkarılmasına izin veren bu yasa maddeleri ve düzenlemeler acilen kaldırılmalı.

Üstün kamu yararı adına 2/B’ye olanak veren yasa maddelerinin ortadan kaldırılması gerekirken ve bu konuda hükümete önemli görevler düşerken, TEMA Vakfı gönüllüleri bu hafta beyninden vurulmuşa dönüyor. Mayıs 2003’den beri TEMA Vakfı’nın da içinde bulunduğu Ormanlarımıza Sahip Çıkalım Birliği’nin önderliğinde süren mücadele ile 2/B orman arazilerinin satılması ihtimali ortadan kalkmışken, 4 yıl sonra satış tekrar gündeme getiriliyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Çelik Kurtoğlu’nun dediği gibi “2/B arazilerinin satışı aslında vatandaşların tümünün mülkiyet hakkına tecavüzdür. Kamunun yıllardır süregelen kadastro çalışmalarının sonuçlandırılamaması yüzünden uyanık bireylerin orman arazilerini işgal etmeleri ödüllendirilmek istenmektedir. Kamu otoritesi kendi ihmali ile ortaya çıkan durumu temel bir hukuk ihlali ile kapatmak niyetindedir.” İhmal, temel hukuka aykırı bir biçimde “çözülecekse” kanunlara uyan vatandaşların devlete güveni kalır mı? Böylesine bir uygulama anarşi ve talanın vizesidir.

Peki bu fiili durum ne olacak? Ormana kurulmuş, kimi yerde tapusu bile verilmiş, dört kez el değiştirmiş, suyu elektriği getirilmiş “orman içi” kentler, kasabalar ne olacak? Ne olması gerektiği konusunda TEMA Vakfı’  nın somut ve uygulanabilir önerileri var: 2/B işgalcilerinden hemen 5 yıl geriye yönelik ecrimisil, yani kamu mallarını fuzuli işgal edenlerden alınan ücret, tahsil edilmeli. Nasıl, 1960’larda kat mülkiyeti ve 1980’lerde devre mülk kavramları medeni hukuka getirildiyse aynı şekilde, satış haricinde ücret karşılığı süreli kullanım mülkiyetleri getirilmelidir.

Ormanlar milletindir, kimin ormanını kime satıyorsunuz?
3  TARIM / Ziraat / bunları bilirseniz belki birgün lazım olur diye... : Salı, 06.Mayıs 2008, 19:23:28
Elektrik çarpması: Aceleyle ve düşünmeden yapılan hareketler, elektriği en çok kızdıran şeyler. Şakadan ve sululuktan hiç hoşlanmayan elektrikle muhatap olunduğunda son derece dikkatli, özenli ve ciddi davranmak gerekiyor. Şöyle ki;

-Bir kere voltaj ne kadar yüksekse tehlike de o oranda artar.
-Su elektrik akımını en fazla ileten maddelerin başında gelir, kuruyken iletken olmayan tahta, plastik gibi şeyler bile ıslak olduklarında iletken olurlar, sakın güvenmeyin.
-Saç kurutma makinesi, su ısıtıcı gibi aletleri banyo küvetinin ve lavabonun yakınlarına koymayın.
-Islak zeminlerde ve ortamlarda elektrikli cihaz çalıştırmayın.
-Prizlere mümkünse emniyet kapağı taktırın.
-Yuvasından çıkmış, telleri açıkta olan prizleri mutlaka tamir ettirin.
-Ekmek kızartma aletini kahvaltı masasına koymayın, içinde sıkışan dilimi çatal, bıçak gibi metal nesnelerle çıkarmaya kalkışmayın.
-Ütü yaparken kablonun sıcak bölgeyle temas etmemesine dikkat edin.
-Bir de yağmurlu ve fırtınalı havalarda sakın uçurtma uçurmayın, çünkü ıslanan uçurtma ipi iletken hale gelir ve açık bir elektrik kablosuna temas ettiğinde, elektriği, ipi tutan kişinin üzerine boşaltabilir.

Kesikler: Ekmek keserken sevgilini düşünmek, salata doğrarken konser biletini nasıl koparacağının hesabını yapmak, konserve açarken filmi kaçırmamak için aceleci davranmak… Bunların hepsi "acısı günlerce süren kesikler" olarak geri dönüyor. "İyi de sürekli 'şimdi ekmek kesiyorum, şimdi de domatesi soyuyorum, işte bu da salatalık, bakınız ince ince kıyıyorum' şeklinde bir dikkat göstermemiz mümkün değil, ayrıca da çok sıkıcı" diyorsunuz, öyle mi? Peki o zaman, bu dikkatsizliğinize ve hazır cevaplığınıza ceza olarak, bu kez sizi kurban seçiyoruz. Buyurun bakalım, elinizi kestiniz:

-Kesilen yerin üzerini mutlaka çok temiz, mümkünse hijyen bir gazlı bezle 5-10 dakika sıkıca bastırın.
-Yaranın üzerini tamamen saracak şekilde bir plaster yapıştırın veya bir başka gazlı bezle sıkıca bandaj yapın.
-Kanayan bölgeyi mutlaka yükseğe kaldırın, bacağınızdaysa eğer yere yatıp duvara dayayın.
-Eğer bandajdan kan sızıyorsa üzerine tekrar bandaj yapın, ama ilkini sakın çıkarmayın, kanama tekrar başlayabilir.
-Kanama tamamen (ama tamamen!) durduktan sonra yarayı sabunla yıkayarak temizleyin.
-Varsa oksijenli suyla da temizledikten sonra bir yara bantıyla kapatın, yoksa suyla temas eder ve yaranız geç kapanır.

-Güneş yanığı: Düşünmesi bile kötü değil mi? Bronzlaşalım derken ipin ucunu kaçırdığımız an feci bir acıya ve Freddy Krueger'ı aratmayacak türden bir görüntüye sahip oluyoruz, üstelik birkaç gün boyunca. Bir kere yoğurt, salça, macun gibi karışımlara hiç yüz vermeyin ve eczaneye gidip iyi bir yanık kremi alın. Ama alana kadar yapmanız gereken bir-iki şey var:

-Sıcaklığı ve ağrıyı azaltmak için bir havluyu soğuk suya batırıp yanık bölgelere kompres yapın.
-Kaybedilen suyu geri kazanmak için bol bol su için.
-Yanık kreminizi aldıktan sonra düzenli olarak yaralı bölgeye sürün ve serin bir odada istirahat edin.
-Acıya dayanamıyorsanız doktorun önereceği bir ağrı kesici kullanın .
-Bir daha da güneşin altında bu kadar kendinizi kaybetmeyin, neymiş bronzlaşacakmışız
4  GÜNCEL-DÜŞÜNÇE (Serbest Kürsü) / Güncel / 1 mayıslar.... : Cuma, 02.Mayıs 2008, 17:23:12
Osmanlı Devleti döneminde işçi örgütlenmesinin en gelişmiş olduğu yer Selanik'ti ve 1911 yılında burada tütün, liman ve pamuk işçileri, 1 Mayıs gösterisi düzenleyerek bu günü kutladılar.
1912 yılında İstanbul`da ilk defa 1 Mayıs kutlaması gerçekleşti.
1923 yılında 1 Mayıs günü yasal olarak "İşçi Bayramı" ilan edildi.
1924`te hükümet kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını yasakladı.
1925`te çıkan Takrir-i Sükun Yasası, İşçi bayramını kutlamayı yasakladı ve uzun yıllar bu yasak geçerliliğini korudu.
1935 yılında 1 Mayıs`a "Bahar ve Çiçek Bayramı" adı verildi ve ücretsiz tatil günü ilan edildi.
Türkiye Cumhuriyeti döneminde işçi hareketleri yüzyılın ikinci yarısından itibaren ivme kazandı.

1976 yılında uzun yıllar sonra ilk defa geniş katılımlı 1 Mayıs kutlaması Taksim`de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu`nun organizasyonu altında gerçekleşti.
1977 yılında İstanbul Taksim Meydanı'nda yaklaşık 500 bin kişiyle en geniş katılımlı 1 Mayıs toplantısı düzenlendi. Ancak, göstericilerin üzerine ateş açıldı ve göstericilerden 34'ü, yaralanarak ve üstlerine ateş açılması sonucu çıkan izdihamda ezilerek öldü. 1977 yılının 1 Mayıs günü, tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak geçti
1979`da Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul`da miting yapılmasına izin vermedi, sokağa çıkma yasağı ilan etti. Buna rağmen İstanbul sokaklarında yüzbinlere ulaşan rakamlarla korsan 1 Mayıs kutlandı.
1981`de Milli Güvenlik Konseyi 1 Mayıs`ı resmi tatil günü olmaktan çıkardı.
1989`da trafik polisinin açtığı ateş sonucu işçi Mehmet Akif Dalcı yaşamını yitirdi.
1996`da Taksim Meydanı'nın yasaklı olduğu gerekçesiyle Kadıköy`de düzenlenen 1 Mayıs kutlamalarına yaklaşık 150 bin kişi katıldı. Eylemin ilk dakikalarında polisin silahsız göstericilere açtığı ateş sonucu 3 kişi hayatını kaybedince, Kadıköy`de büyük bir kitlesel isyan gerçekleşti. Bu olaydan sonra Kadıköy 2005 yılına kadar 1 Mayıs kutlamalarına yasaklı kaldı. Ayrıca telsizinin sesini açık unutan bir sivil polisin göstericiler tarafından oldukça şiddetli bir şekilde dövülmesini Star TV`nin naklen duyurması ve bir başka yerde polislerin eğlenerek seyrettiği bir linç girişimini de naklen yayınlamasıyla hafızalara kazındı.
2006 yılında en geniş katılımın yaşandığı ilçe Kadıköy oldu. Çeşitli sendikalar ve gruplar saat 12:00 sularında Rıhtım Caddesi`ne yürüdü. Düzenlenen miting sonrası saat 16:00 sularında gruplar tamamen dağıldı.
2007 yılında 1 Mayıs'ı tekrar Taksim'de kutlayarak aynı zamanda 1977'de olan olayları anmak isteyen grupları polis silah, biber gazı, gaz bombası kullanarak durdurmaya çalıştı. 100'den fazla kişi yaralandı.Valiliğe göre 580, diğer kaynaklara göre 700'e yakın gözaltı gerçekleşti. İbrahim Sevindik adındaki bir vatandaş hayatını kaybetti.
2008 Nisan'ında, 1 Mayıs'ın "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edildi.
2008 yılında sendikaların hükümetle 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlama konusunda uzlaşamaması sonucunda sendikalar, Taksim'e yürüme kararı aldı ve bazı sol görüşlü partiler de bu yürüyüşe katılacaklarını açıkladı. Bunun üzerine, güvenlik güçleri bir gün öncesinden hazırlıklara başladı ve sabah 06:30'dan itibaren Şişli'de, Osmanbey'de, Pangaltı'da, Nişantaşı'nda, Okmeydanı'nda, Dolapdere'de ve Kurtuluş'ta olaylar çıktı. Polis; bu olaylar sırasında biber gazı, gaz bombası, tazyikli ve boyalı su kullandı. CHP milletvekili Mehmet Ali Özpolat, sıkılan biber gazı nedeniyle kalp spazmı geçirdi. Okmeydanı'nda Burhan Gül isimli 19 yaşında bir genç, başından plastik mermiyle vurularak yaralandı. Ayrıca Ankara'da Sıhhiye Meydanı'nda yapılan kutlamalarda da olaylar çıktı ve polis, göstericilere gaz bombalarıyla müdahale etti.
5  TARIM / Ziraat / patates yetiştiren arkadaşlara duyrulur.. : Pazar, 27.Nisan 2008, 17:14:59
 Patates yetiştiren arkadaşlarım;patates yaprak verip veya çiçek açmış ise aşağıdaki hastalıklar için ilaclama yapmalısınız.Aksi halde ürün kaybına neden olacaklardır.İlaclama hakkında bilgi için köyümüzün sitesinden ulaşabilirsiniz bana.saygılar..

 Erken yaprak yanıklığı.......
 Patates böceği..................
 Patates güvesi.................
 Patates mildiyösü...........
6  TARIM / Ziraat / Ynt: kivi yetiştirenlerin dikkatine!! : Pazar, 27.Nisan 2008, 17:01:03
Kivi yetiştiren arkadaşlar geçtiğimiz yıllara nazaran bu yıl 25 Nisan İle 10 Mayıs tarihleri arasında tozlanma işleminin tamamlanması beklenmektedir.Yani daha erken döllenme olacaktır dolayısıyla bakım işlemlerini daha erken yapmalısınız.

ziraatci.M.DOĞAN
Saygılar.
7  TARIM / Ziraat / Ynt: fındıkcılar dikkat... : Pazar, 27.Nisan 2008, 16:48:03
NİSAN

Fındık dalları artık yeşermeye, bahçeler yemyeşil bir örtüye bürünmeye başlamıştır. Fındık çotanakları da bu aydan itibaren belirmeye başlar.

Genelde fındık bahçelerinde Fındık Kozalak Akarı ile ilaçlı mücadelenin yapılabildiği dönem bu aydır. Ocak başına ortalama 30 kozalak var ise yeni sürgünlerde dipten itibaren 3. yaprak geriye devriliyorsa derhal ilaçlanmaya başlanmalıdır. Böylece Fındık Filiz Güvesi ile de mücadele edilmiş olur. Çünkü, fındık filiz güveleri de kışı kozalakların içinde geçirirler ve ilkbaharda yeni gelişen tomurcuklarla sürgünlerde galeri açarak kurumalarına neden olurlar. İlaçlama 15 gün sonra tekrarlanırsa daha iyi sonuç alınır. İlaç atılan bahçelere 30 gün süre ile hayvan sokulmamalıdır.

Son yıllarda özellikle urlu ve şekilsiz iç fındık zarar şekliyle tanınan ve halk arasında pis kokulu böcek olarak bilinen Fındık Yeşil Kokarcası zararının yoğun olduğu bahçelerde kışlamış erginlere karşı İlaçlı mücadele Nisan ayının ikinci yarısında yapılır.

Sabahın erken saatlerinde 10 ocak silkelenmeli ve en az 1 kışlamış ergin düşerse ilaçlama dekara 8-10 lt su atılarak yapılmalıdır.

Azotlu Gübreleme geçmişse, bu ay içinde de kullanılabilir. Unutulmamalıdır ki, doğan fındığı dalda tutmak ve onu beslemek insanların elindedir.

Zirai mücadelede başarı; hedef zararlıya etkili ilacın önerilen dozda ve zamanda kullanılmasıyla mümkündür.

MAYIS

Tüm canlıların kış uykusundan çıkıp faaliyete geçtiği, fındık çotanaklarının irilip dane içlerinin oluşmaya başladığı bu ayda fındığın zararlıları da zarar vermeye başlamışlardır. Bu bakımdan mayıs ayındaki zararlı mücadelesine önem verilmelidir.

Bir çiftinin yaklaşık 200 meyveye zarar veren, fındığın en yaygın zararlısı olan Fındık Kurdu ile mücadele danelerin mercimek iriliğine ulaştığı bu ayda yapılır. Bunun için; sabahın erken saatlerinde dallar 3x3,5 metre boyutunda beyaz bir beze silkelenerek Fındık Kurdu erginlerine bakılır. Eğer her 10 ocaktan en az 3 ergin böcek düşüyorsa kesinlikle ilaçlama yapılmalıdır.

Fındık kurdu için çok çeşitli ilaçlar varsa da; gerek çevreye ve özellikle kuşlarla arılara zarar vermemek için sulandırılabilir ilaçlar kullanılmalıdır. İlaçlama ocağın tacını aşmayacak ve yaprakların altlarını kaplayacak şekilde yapılmalıdır. İlaçlanan bahçeye üç hafta hayvan sokulmamalıdır.

Tavsiye edilen azotlu (yazlık) gübrenin ikinci yarısı bu ayın sonlarına doğru ilk yarısındaki gibi (mart ayında) uygulanır.

Fındık bahçelerinde; yapraktan verilen mikro (iz) element içeren yaprak gübreleri, mayıs- temmuz ayları arasında 15-20 gün ara ile 2-3 defa uygulanmakta olup, ilk uygulamasına ise bu ayın sonlarına doğru başlanılmaktadır.

İlaçlama yapılan bahçeye belirtilen süre içinde hayvan sokulmamalı ve bahçedeki meyveler iyice yıkanmadan kesinlikle yenmemelidir.

8  GÜNCEL-DÜŞÜNÇE (Serbest Kürsü) / Güncel / Ynt: ÇOCUK MESELESİ : Cumartesi, 26.Nisan 2008, 16:36:08
Açıklamakta fayda var ben nüfus hareketlerine dikkat etmeliyiz dedim.
kurtuluş savaşında herturlü insan bu vatan için öldü.genci yaşlısı,yoksulu,zengini,aç olanı,tok olanı.Kimsenin bakamayacağı çocuğu dünyaya getirmeye hakkı olamadığı gibi doğacakları da yok edemez.Adına ne derseniz deyin.
9  DİĞER / Diğer Konular / Ynt: Kadınlar için sağlıklı saçlara sahip olmak bukadar kolay: : Cumartesi, 26.Nisan 2008, 12:02:59
yardımcı olduysam ne mutlu bana saygılar..herzaman için herşey için sizler için burdayım.
10  GÜNCEL-DÜŞÜNÇE (Serbest Kürsü) / Güncel / Ynt: ÇOCUK MESELESİ : Cumartesi, 26.Nisan 2008, 11:59:38
Öncelikle sunu belirtmek isterim gerek çoçuk sayısı veya çoçuk yapılmalı mı yapılmamalı  mı tartısmasından önce şunu çok iyi bilmemiz gerek birçok avrupa ülkesi dısardan çalıştırmak için insan ithali yapıyor.Bu dünya cennet değil ki herşey çok güzel olacak kimse sıkıntı cekmeyecek böyle bir dünya yok diye neden yasamımızı kısıtlayalım.Tamam kötrollü bir sekılde hareket etmekte fayda var fakat kendimizden çok ülkemizin vatanımızın geleceği önemlidir.Bir ülke insan işgücüne ihtiyac duymaya başladığında telafisi zaman alıcı ve ülke bütünlüğü açısından sıkıntı doğar.Farklı insan gruplarının oluşumu engellenemez.Bu açıdan kendi ırkımızı ve insanımızı herzaman korumalı ve kollamalıyız.Hem çoğunluk bakımından hem de insan hakları bakımından.İnsanlarımız geçim derdi olur diye ülke nufusunun dengesinin bozulması hiç mantıklı ve akıllıca birşey değil.

saygılar..ziraatci.M.DOĞAN
11  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Eğitim ve Öğretim / Ynt: Nasıl bir eğitim istiyoruz? : Perşembe, 17.Nisan 2008, 11:44:45
1-Öğrencilerimizin daha istekli olmaları için öğrencilerimiz üniversitelere gezilere,eğitim konferanslarına götürülerek daha bilinçli olmaları sağlanabilir.Türkiye de çeşitli dallarda yarışmalara öğrenciler yönlendirilerek hazırlanmalarına olanak sağlanmalı.

2-Öğrencilerimiz liseye veya üniversiteye girerken iyi yölendirilmeleri gerekir.İnanıyorum ki bir çok öğrencimiz bilinçsiz veya istemediği lise ve üniversitete okuyor.Bu tür seçimlerde öğrencilerimizin daha bilerek hareket etmelerini sağlamalıyız.

3-Köyümüzden dısarda olup okuyan herkesden yararlanılmalıdır.Köyümüzde olupta üniversite bitiren herkesten yararlanılmalıdır.İnanıyorum ve tahmin ediyorum ki herkes elinden geleni yapacaktır.Köyümüzün okumuş insanlarıyla iletişim kurulmalıdır.Aynı şekilde maddi olarak ta yardım edebilecek insanlarımızda mevcuttur.

4-Baska yerdeki insanlarımız bulundukları yerdeki eğitim ve öğretim birimleriyle iletişim kurarak öğrencilerimizi 
bu yerdeki insanlarla tanısma ve eğitim gezisine(eğitim kampı)na götürebilir.Böylece daha etkili ve kalıcı bir öğrenme sağlanır.sosyal olarakta öğrenciler gelisir.

5-Köy derneklerimiz yukarda bahsettiğim işlemlerin yapılması için olanak arac gerec sağlayabilir.İnsanlara görev ve yetki vererek yönlendirebilir.İş adamlarımız da maddi olarak olanak ve destek vermeleri sağlanabilir.

Saygılarımla Ziraat Mühendisi Muammer DOĞAN
12  GÜNCEL-DÜŞÜNÇE (Serbest Kürsü) / Güncel / TÜRKİYE SADECE 1 DK‏ : Perşembe, 17.Nisan 2008, 11:12:01
 2012  OLiMPiYATLARIiCiN iSTANBUL 9 ADAY SEHiRDEN BiRi...ŞU ANDA  iSTANBUL
         OYLAMADA BIRINCI DURUMDA!...
          MOSKOVADANSADECE 50.000 OY  ÖNDE...
               1 DAKiKANIZI AYIRIP OY VERIN LÜTFEN, SADECE ASAGIDAKI adresi girin ve ,
                iSTANBUL KUTUCUGUNU SEÇiP VOTE'YE TIKLAYIN...
     

 http://www.cnn.com/2004/SPORT /01/16/olympic.bids
13  GÜNCEL-DÜŞÜNÇE (Serbest Kürsü) / Güncel / akdeniz üniversitemizdeki olayın ÇARPTIRILMASI‏ : Perşembe, 17.Nisan 2008, 11:09:06
Akdeniz üniversitesinde yaşanan olaylar ne sağ-sol,ne türk-kürt ne de ülkücülerin kavgasıdır.Yaşanan olaylar pkklı öğrencilerle,vatanını ve bayrağını seven tüm öğrencilerin onurlu mücadelesidir.Ancak satılmış medya pkk nın sözcüsü gibi konuşmaktadır.Oyunlara gelmeyelim.Karşı grubun solcu öğrencilerle bir bağlantısı yoktur..pkklı mağdur değil,teröristtir.Lütfen herkes bunu bilsin.NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!ATAM İZİNDEYİZ..!


Ben bir akdeniz üniversitesi mezunu olarak bu konunun bilinmesini istiyorum.
14  GÜNCEL-DÜŞÜNÇE (Serbest Kürsü) / Güncel / Ynt: SİYASET : Perşembe, 17.Nisan 2008, 11:02:26
    DOĞAN HER yeni bebek, göğü yıldızlarla, zemini çiçeklerle süslenmiş güzelim bir dünyaya açar gözlerini... Her biri günün her bir anında, eşsiz bir âlem önümüze sunulur. Dağı deresi, gölü denizi, yıldızı ayı, kelebeği arısı ile; eşsiz bir âlem bize gülümser durur.

   Ne var ki, insan hem görmezden gelir; hem de görmez. Göğe bakar, yeri unutur. Yere bakar, göğü unutur. Göklerin azamet ve haşmet delilleri karşısında hayrete düşer; ayak bastığı yeri unutur. Yere dönüp gündelik işlerin hırgürü içine dalar, göklerin varlığını bile unutuverir.

   "Her bir adam vatanıyla, milletle, hükümetle alâkadardır"? tesbitinin sahibidir. Bu alâkadarlığın, insanın fıtratı icabı olduğunu tesbit etmiştir. Bunca insanın vatanla, milletle ilgili öylesi bir değişmeyle alakadar olmasında bir problem görmez. Ama "Ne olursa olsun"un ardında bir problem vardır. Vatan ve Hükümet âlemini, kâinatla beraber düşünememe kâinat içindeki her bir daireyi kainat Sahibinin varlığının şuurunda olarak bakamama problemi vardır.

    O yüzden, "Dine zarar gelmesin, ne olursa olsun" diyenlere öncelikle kâinatı nazarar verir. Arı vızvızları ile yıldız uğultularının iç içe karıştığı koca kâinata dikkatleri çeker. Cemiyet hayatını, hükümeti, rejimi, devlet idaresini, işte öylesi bir kâinat tablosuyla tahlil eder.

   Din bütün siyasetlerin üstündedir.. siyaset ise herşeyin içinde olan fakat ayrı ayrı herşeyi barındıran insan ların eğitimini sağlayan insanları yönlendiren gruplaştran bir etkinliktir..yenilenmenin şartıdır.
 
15  TARIM / Ziraat / Ynt: küresel ısınma bizi nasıl etkileyecek! : Perşembe, 17.Nisan 2008, 10:18:42
      Karadenizde küresel ısınma varmı yokmu tartısması çok mantıksız.Köylerimizde şimdiden susuzluk var biliyormusunuz.Eski yaşantılarını hatırlayanlar bilirler yaz oldumu susuzluk olmuyordu,şimdi oluyor.Peki yapacak bişey varmı dersek artık yok öylesine tahrip etmişiz ki doğayı telafisi zor artık.Sadece elimizde kalanları daha dikkatli ve özverili kullanalım.Toprağımızı ve ormanımızı canımız gibi koruyalım.Unutmayalım ki ne olursak olalım,nerde yaşıyorsak yaşayalım,toprağa ve onun nimetlerine herzaman her koşulda ihtiyacımız var..
Sayfa: [1] 2 3 ... 7
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!