Akçaabat-Acısu Köyü Forumu
Cumartesi, 22.Kasım 2008, 09:28:23 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı ve parolanızı
Duyurular: Akçaabat-Acısu.Com Forumuna Hoşgeldiniz!
 
  Ana Sayfa Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
  Mesajları Göster - kurdoglu
Sayfa: [1]
1  ACISU KÖYÜ ve ACISULULAR / Acısu Köyü / Ynt: Koryana'nın Geleceği Üzerine : Salı, 17.Haziran 2008, 12:50:27
 thumbup 16.06.08 'de cenaze munasebetiyle Trabzonda bulundum. Bir iki saatligine de olsa koye ve yaylaya ciktim. Yollarda ve baska alanlarda  hissedilir iyilestirmeler mevcut. Muhtari ve ekibini gercekten takdir etmek lazim. Yaylada amator manada da olsa turizm adina hareketlenmeler vardi. Profesyonel manada bir seylerin olabilecegine dair umutlarim artti. Ammmaaaa,  neden insanlar ihtiyaclarini karsilayacakları bir harcama yapmazlarda dunyanin borcuna girip cok katli beton binalarla dokuya ve kulture zarar verirler (bilirimde) bilemem..... question       Bu konunun onundekı en buyuk engel mevcut dokuyu ortadan kaldıran bu uygulamalar,...yazıkk.    crash
2  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Eğitim ve Öğretim / Ynt: Nasıl bir eğitim istiyoruz? : Cumartesi, 03.Mayıs 2008, 11:05:31
Uzun bir aradan sonra herkese merhabalar..
Eğitim konusuna çok  önem verdiğimden düşüncelerimi paylaşmadan edemeyecegim. Herkes güzel şeyler yazmiş. Herkesin düşünceleri çok guzel. Burada eğitimle öğretimi gece ile gündüz gibi (bir bütün olsalarda) ayrı tutumak gerektiğini düşünüyorum. Belki sözel zekası güçlü olanlar daha ileri teoriler tanımlayabilir;  ama sahip olduğum matematiksel zekanın bir ürünü olan mekanik düşünce;  eğitimin,  çocuk doğmadan çok daha öncesi, hatta anne ve baba adayları evlenmeden, beslenmeleri ile başlar, diyor. Legal olarak, müspet manada doğru beslenme bireyin anotomik ve metafiziki yapısında birebir etkili etkili olduğu için ilişki içeriside olduğu insanlarıda müspet veya menfi manada doğru orantılı olarak etkileyecektir. Bireyin buna dikkat edebilmesi, ancak konuyu idrakı ile mümkündür. Belki konu başlığının açılmasında ki amaç başka. Ama eğitime başlanacaksa, başlanacağı segment ilköğretim değil, anne-baba adayları olmalı. Çünkü çocuklar  okula başladığı yaşta (öğretimcilerin affına sığınarak söylüyorum) eğitimin %95 i anne-baba tarafından verilmiş oluyor,  öğretim başlıyor. Türkiye genelinde olduğu gibi, Acısu köyünde de  bunun daha çok önem arzettiğini düşünüyorum. Türkiye'nin geleceği için bu çok önemli.
Hiç unutmadığım bir chın atasözü var.
"bir yıl ürün almak istiyorsan tarlanı bakımlı güzel ek;
eğer on yıl  ürün almak istiyorsan ağaç dik;
ama çok daha verimli, yüzyıllarca ürün almak istiyorsan insanları eğit ."
3  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Eğitim ve Öğretim / Muhendis, tekniker, teknik ogretmen ve teknik eleman egitimi alan arkadaslarin d : Pazartesi, 14.Mayıs 2007, 10:52:08
Muhendis, tekniker, teknik ogretmen ve teknik eleman egitimi alan arkadaslarin dikkatine

Turkiye de muthis bir eleman acigi var, biliyormusunuz.Yeni mezun olmus veya olacak iseniz siz buna nekadar hazirsiniz?
Turkiye`ye 1983 Ozal iktidarindan sonra baslayan bir teknoloji ve bilgi akisi baslamistir. O doneme kadar 100% imali Turkiye de gerceklesen bir urun asagi yukari yok gibidir. Cunku Ataturk`un olumunden sonra gelen iktidarlar her nedense laiklik ilkesi uzerinde cok durmuslar, ama daha onemli olan bagimsizligin geregi devletcilik ilkesini hic dusunmemislerdir.  `83  Ozal iktidarindan sonra bu misyonu ozel sektor ustlenmis veya sorumluluk gunluk ihtiyaclar dogrultusunda ozel sektore kaymistir ki; bu is devletin icerisinde devleti somuren bir hal almisti.
Bu ozel sektorlerin var olabilmeleri, gunun sartlarinda yasayabilmeri ve gelecekte de varligini devam ettirebilmeleri icin uc ana unsur soz konusudur. Bunlardan birincisi pazar payi, ikincisi uretim teknolojisi, ucuncusude bu teknolojiyi bilen ve kullanan kalifiye eleman pozisyonudur.
Turkiye bulundugu cografi ve jeopolitik konum nedeniyle Avrupa ve Asyaya hitap edebilecek bir pazarlama durumu ve Avrupadan istedigi teknolojiyi getirebilecek pozisyona gelmistir. Geriye tek sey kaliyor, kalifiye eleman durumu. Sirketlerin buyuk bir kismi bu isi kendi bunyelerinde buyuk paralar harcayarak cozmektedirler. Cunku aradigi elemani bulamamanin sikintisi var. Devlet lise ve universitelerinde bu egitimler genel, yuzeysel, pratigi olmayan cok yetersiz bir sekildedir. Bu sartlar altinda is bireyin kendisinin bu sartlar altinda ne kadar yeterli oldugunu sorgulamasina dusmekte, kendi imkanlariyla kendisini yetistirme yoluna gitmektedir.  Yani kendi ilgi ve istekleri dogrultusunda uzmanlasmasini kendisi yapacak, kendisini kesinlikle suyun akisina  birakmayacaktir.
Kendinizi mesleginizin uygulama alanina bu sekilde hazirlamazsaniz isiniz gercekten cok zor. Ama gunumuz satlarinin geregini yerine getirseniz her sey cok kolay..........
4  ACISU KÖYÜ ve ACISULULAR / Acısu Köyü / Ynt: Koryana'nın Geleceği Üzerine : Pazartesi, 30.Nisan 2007, 12:18:12
Arkadaslar ;
   Turizm;  icgudu ve dusuncelerinizle cektiginiz ve belleginize yerlestirdiginiz,  o kelimeyi duyunca gozunuzun onune getirdiginiz fotograf degildir. Turizme o fotograftan bakarsaniz ifade ettiginiz konuyla alakasi olmayan baska manalar ortaya cikar. Turizm de konu; mevcut orjinal degerlerinizi anlayabilecek, onlari sizinle paylasmak isteyecek birileriyle sizin paylasmanizdir. Yani paylasilmak istenen deger sizdedir. Siz onlara kendinizi sunacaksiniz. onlar size kendilerini sunmayacaklar. Bunun aksine siz kaybedersiniz, onlar kazanir. Koryana koyu`nun iklimi ve cografi sartlari sizin dusundugunuz manzaralarin gerceklesmesi icin imkan vermez. Yani orasi hic bir zaman bir Oludeniz olamaz. Benim bahsettigim cevheri cevher haline getiren iklim sartlari ve cografi yapidir.  Bunu idrak edebilmek icin olaya bu pencereden dogru aciyla bakmak gerekir.
    Insanlarin bozulmasi nedenine gelince; o sebep tamamiyla bireyin kendisidir. Aile icerisinde aldigi egitim, belli bir yas donemine kadar gecirdigi, kendisini ornek almaya calistigi, kendine gore ideal insan, birebir etkilidir. Bu davranis bicimlerini aldigi dogru egitimle duzeltebilir. 
5  ACISU KÖYÜ ve ACISULULAR / Acısu Köyü / Ynt: Koryana'nın Geleceği Üzerine : Cuma, 23.Şubat 2007, 08:15:40
Gencler.
Anlatmak istedigim seyi en dogru sizin anlayacaginizi umardim. Lakin sizde yanlis anladiniz.
Lutfen..!
Gelecek sizindir.....
6  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Tarih / "Hepimiz Ermeniyiz"ciler Buyurun : Perşembe, 08.Şubat 2007, 11:04:52

--------ALINTIDIR-------------------

"Hepimiz Ermeniyiz"ciler Buyurun
>
>Vicdanınıza Küpe Olsun.
>Ben Ermeni değil Türküm
>Adnan BULUT
>Tarih; 26 Şubat 1992
>Yer; Azerbaycan, Hocalı
>
>Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş
>olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl
>önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.
>Onlardan duymuşlardı.
>
>Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın
>görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu.
>Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı... Ermenilerin uzun boylu olanı
>elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte
>edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı:
>
>-Akçik, manç?.. (Kız mı, oğlan mı?)
>
>-Akçik... (Kız)
>
>Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura
>ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı. Kan
>bürülü gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.
>
>-Tun şahetsar, ınger... (Sen kazandın, yoldaş)
>
>-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana... (Ben kazandım ama
>bu bebek nasıl beslenecek?)
>
>-Mayrigı bedge gişdatsine. (Annesi besleyecek elbette)
>
>Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya
>geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:
>
>-Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver)
>
>Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı
>hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar,
>top arayışına girmişlerdi. Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde
>ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:
>
>-Asixn ma/, çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek... (Bu hem
>saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...)
>
>Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa, başı da orta yere
>düşmüştü...Ermeniler zafer naraları atarak, kanlı postalları ile kesik
>çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.
>
>Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı.
>Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan
>görgü tanıklarının anlatımlarıdır. Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü
>binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir.
>
>Ajanslar, katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten
>ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik
>içinde kıvranıyordu. Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama
>ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün
>olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.
>
>26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri
>ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki
>366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî
>katliamlarından birini yaptılar.
>
>26 Şubat gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket
>saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin
>dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren
>Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden
>birçok insanımızı vahşîce katlettiler.
>
>Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı.
>Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, sağ olarak ele
>geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi
>tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar. Hızar ve
>testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. Genç
>kızların önce saçlarını, sonra da kafa derilerini yüzdüler. Babanın
>gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.
>Kesik kafaları sepetlere doldurdular.
>
>Peki neydi bu düşmanlık? Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan
>haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın
>bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken,
>Ermenistan Millî Marşı'nda "Topraklarımız işgal altında, bu toprakları
>azat etmek için ölün, öldürün" denmekteyken, başkaca bir neden aramaya
>zaten gerek yok sanırım.
>
>Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttıfaki
>Silahlı Kuvvetleri'ne ait 366. Alay 'ın desteği ile Ermeni Sılahlı
>Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan
>Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp
>sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. 56 hamile
>kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.
>
>Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin
>alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu
>olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha
>kurtulamamıştır.
>
>Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı. Fakat
>katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının
>abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen
>Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında
>söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu: "Pek çok savaş hikâyesi dinledim.
>Faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım
>kimse tanık olmaz"
>
>Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti;
>Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen
>kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı
>nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert
>Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu. Karabağ'da barış
>istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen
>Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan
>Devlet Başkanlığı koltuğuna, 'Hocalı Katliamı' başsorumlusu olan azılı
>terörist Robert Koçaryan oturdu.
>
>Hırant Dink'e Allah rahmet eylesin.
>
>Ama "Ben Ermeni değilim" Ne mutlu  ki Türküm.
>
>ATATÜRKÇÜ'YÜM...HEPİMİZ MUSTAFA KEMAL'İZ.
7  ACISU KÖYÜ ve ACISULULAR / Acısu Köyü / Koryana'nın Geleceği Üzerine : Çarşamba, 22.Kasım 2006, 17:02:02
Kars_Ani harabelerinden, Alanya sahillerine kadar Türkiye de göremediğim, gezemediğim yer aşağı yukarı çok az kaldı gibi. Bu yerlerin arasında Koryana öyle bir cevhere sahip ki, insan sadece resimlerini görerek o anlık bile olsa noturlesir aniden. Yaşanılan sıkıntılar, stresler yok olur, gider.
    Yaşadığımız dünya düzeni maalesef insanı o kadar perişan bir hale getiriyor ki, bu tür yerler adeta bir hastane yoğun bakim ünitesi gibi görev yapıyor.
   Turkiyede 8~10 milyon civarında insan sürekli bir arayış içerisindedirler. Bu ihtiyaçlarını yılda 3~5 günde olsa giderecek böyle yerler ararlar.
  Olayın ticari boyutuna baktığınızda müthiş bir sermaye dönmektedir bu iş için. Peki bu cevhere sahip olan Koryana neden bu cevherini değerlendirmiyor? Dar gelir kaynaklarının dışında rahat edebileceği bu kaynağı neden kullanmıyor.? ...
  Bence hiç zaman kaybetmeden yeni gençlerin eğitimini bu yöne yönlendirip bir an önce bu işe girmeli. Ama önce eğitim. Çünkü turizmde  eğitimin önemi çok büyük. Halkımızında bu doğrultuda mantalitesini değiştirmesi gerekir.
   Çocukluğumda mera olan o kadar çok alanlar vardiki. Şimdi bunların yerlerine setler çekilmiş, sahiplenilmiş. İki kişi yan yana yürüyemiyor. Bu sahiplenme mantığını gerçekten anlayamıyorum. Müspet manada kullanamadığın araziyi dikenli telle çevirmek insanoğluna ne gibi fayda sağlayabilir.?
  Koryananın geleceğinin düşündüğüm gibi olması umuduyla.......

İlhan ÖZKURT
8  ACISU KÖYÜ ve ACISULULAR / Acısu Köyü / Ynt: Yayla Camisi : Salı, 21.Kasım 2006, 16:48:29
Ali bey, merhaba.
Guzel bir tespitte bulunmussunuz. Ben onceki yil (2005 agustosu)  yaylayi bulmak icin camiyi yillar once bildigim haliyle kendime referans alarak gitmeye calistim.  Yaylaya dogru giderken camiyi goremedim. O an baktigim aciyi biraz degistirince aradan farkettim. Minare elbette cok guzel dusunce. Ama oncelikle minarenin neyin yaninda oldugunu gizlememek gerek. Buyuk sehirlerde ozellikle estetik saglamak ve guzelligi bozmamak icin yerel yonetimler cok dikkat etmekteler. Cevresindeki binalar ona gore ruhsatlandirilmakta. Bunun muhtarimizin ve bina sahiplerinin gozunden kactigini dusunuyorum. Veya en azindan bundan sonraki binalarin bu dusunce icerisinde yapilmasini oneriyorum.

selamlar..
Sayfa: [1]
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!