Akçaabat-Acısu Köyü Forumu
Duyurular: Akçaabat-Acısu.Com Forumuna Hoşgeldiniz!
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Salı, 06.Ocak 2009, 05:09:33


Kullanıcı adınızı ve parolanızı


  Mesajları Göster - cagatay_61
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 14
16  GÜNCEL-DÜŞÜNÇE (Serbest Kürsü) / Güncel / Ynt: Trabzon Yayla Şenlikleri ve Festivaller : Pazartesi, 09.Haziran 2008, 10:32:00
ben en çok Tarsus un Çamlı yayla şenliklerini beğeniyorum. Süper bir organizasyon yapılıyor, hayran kalmamak mümkün değil. İnş. Bizim yayla şenlikleride dillere destan olur,
17  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Tarih / Yabancı Ünlülerin Türkler Hakkındaki Görüşleri : Salı, 27.Mayıs 2008, 00:38:21
Yabancı devlet adamı, yazar, ya da sanatcıların Türkler hakkında Söyledikleri sözler.


İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur, kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler"
Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru


"Türklerden bahsediyorum... Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur."
Tasso - İtalyan Şair


"Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilmeyecek olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan bir köye gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ne demek olduğunu orada görüp öğrenirsiniz."
William Martin


"Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir. Dini, sosyal ve örfi faziletleri,tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır."
Lamartine (Fransız Yazar, şair ve Devlet adamı)


"Poltava'da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman, tepemde cehennemler püsküren güneş... Su beni boğmak, düşman beni parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı."
Demirbaş Şarl -İsveç Kralı (Ruslardan kaçıp Osmanlıya sığınmıştır)


"Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları! Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar."
M. Montecuccoli (Avusturyalı Komutan)


"Seceat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak bakımından da onlardan dirayetli hiç bir kavim yoktur. Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır."
İbn-i Hassul


Türk, asillerin asilidir. yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet ona tabiatın hediyesidir.
Pierre Loti


Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa'nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı.
Çarnayev(Rus Komutan)


Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak, katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür.
Moltke


Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır.
La Martine


Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.
Towsend (İngiliz Komutan)


Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze çarpıyor.
Auguste Comte


Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.
Lady Mary Wortley Montagu


Türk'ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk'ün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez.
Decamps (fransız ressam)


Türkler yaman binicidirler. Türkler hücumunda düşmanı bir yaprak gibi çevirip bozarlar.
Chiz (Arap Bilgini)


Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler, basit düşünceler yoktur.
Semame İbn-i Eşreş (Arap Bilgini)


Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler. Fakat kazanç getirirler.
Comenius (Çek Bilgini)


Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır.
William Pitt (İngiliz Devlet Adamı)


Türk, Heredot'tan, Tevrat'tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur. Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen bir yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, sonsuz bir teşebbüs kabiliyeti, bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür.
Hammer (Ünlü Tarihçi)


Türkler kahramadırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü
günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir.
Comenius (Çek Bilgini)


Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir.
Kayzerling


Her Türk'ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. O hayata ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmiştir.
Molkte


Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk'ün eli, yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır.
Lord Byron


Türk korkmaz, korkutur. Bir şey isterse onu yapmadıkça vazgeçmez. Hangi işe el atarsa başarır.
Semame İbn-i Eşreş


Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk'ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde oluyor.
Gelland (Fransız Bilgini)


Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse çekinmeden canını feda eder.
Albert Einstein


Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar.
Andreas Phitiades


Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler.
Albert Sorel


Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez.
Baron Büsbek


On ulusun, on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir Türk'e bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır, zaferdir. Eğlenceleri ise attır, silahtır. Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar övülse yeridir.
Charles Mcfarlene


Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir.
Donaldson


Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun, Türk askerinin karşısında düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler.
Donaldson


Türklerle dost ol ama düşman olma.
Gianni de Michelis


Dünyada, Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz.
Hamilton


Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker yoktur.
Hamilton


Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır. Ülkeleri değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında sarsılması hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır.
Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler vardır ki uygarlık için birer süs olmaktadır.
Hammer (Ünlü Tarihçi)


Çanakkale'de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim.
Sir Julien Corbet


Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız. Yalnız ona iyi bir komutan gerektir.
Mulman


Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde temiz yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı borçlu oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde olduğu gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan, güveni suistimal etmekten çekinmeleridir.
Monradgea D'ohsson


Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan müslüman Türkler hangi mezhebe bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar ve yerine getirirler. Bu noktada müslümanla müslüman olmayan arasında hiçbir fark gözetmezler.
Monradgea D'ohsson


Türk'ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk'ün vakur kalışı, kuşku yok ki
körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor.
Pierre Loti


Türk'ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur.
Thomas Thorsten
18  GÜNCEL-DÜŞÜNÇE (Serbest Kürsü) / Güncel / Ynt: Sigara Yasagi : Pazartesi, 26.Mayıs 2008, 12:34:32
Sigaraya hayır thumbup
19  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Tarih / Ynt: kurtuluş savaşı yıllarında TRABZON : Pazartesi, 26.Mayıs 2008, 12:30:03
Vermiş olduğun bilgilerden ötürü sana teşekkür ediyorum ama Trabzon un kurtuluş savaşındaki yeri hakkında daha detaylı bilgilere ihtiyacımız var....


Trabzon lu olmak ayrıcalıktır
20  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Din / Ynt: KUTLU DOĞUM : Perşembe, 22.Mayıs 2008, 10:46:30
Paylaşım için teşekkürler
21  GÜNCEL-DÜŞÜNÇE (Serbest Kürsü) / Güncel / Ynt: ÇOCUK MESELESİ : Pazar, 18.Mayıs 2008, 23:41:36
Başbakan'a cevap gibi rapor!


Ankara Ticaret Odası (ATO), Türkiye’de 4 milyon 422 bin gencin eğitim ve üretimin dışında kaldığını belirtti.

ATO’nun, “Gençliğin Hâli” Raporuna göre, Türkiye’de 15 ile 24 yaş arasında, 5 milyon 830 bini kız, 5 milyon 441 bini de erkek olmak üzere 11 milyon 271 bin genç bulunuyor. Bu sayının sadece 3 milyon 425 bini çalışıyor, 3 milyon 424 bini öğrenci olduğu için üretime katılmıyor, 4 milyon 422 bin genç ise ne üretimde ne de eğitimde yer alıyor.

Rapora göre, her 100 genç erkekten 23’ü çalışma veya eğitim hayatı içinde yer almazken, bu sayı kızlarda 55’e yükseliyor. 5 milyon 830 bin genç kızdan 1 milyon 508 bini eğitimine devam ederken, 1 milyon 140 bini çalışıyor. Atıl kızların sayısı ise 3 milyon 182 bine ulaşıyor. Atıl gençlerin yüzde 72’si kızlardan oluşuyor.

Cinsiyetler arasındaki fark yerleşim yerlerinde de görülüyor. Resmi rakamlara göre yoksulların üçte ikisinin yaşadığı kırsal yerleşim yerlerinde yoksulluğu kıracak olan gençler de atıl durumda bulunuyor. Kentlerde yüzde 37 olan atıllık oranı, kırsal yerleşim yerlerinde, özellikle kızların eğitim dışında kalmaları nedeniyle yüzde 44’e yükseliyor.

EĞİTİM OLANAKLARINDAN YOKSUNLUK

“İşgücü“, iş arayanlarla çalışanlardan oluşuyor. Toplam 836 bin işsiz gençle birlikte işgücünde yer alan genç nüfus 4 milyon 261 bin kişi olurken, 7 milyon 10 bin genç işgücü dışında bulunuyor. Gelişmiş ülkelerde gençlerin işgücü dışında olma nedenlerinin başında “eğitim” gelirken, Türkiye için bu durum geçerli değil. AB ülkelerinde gençlerin yüzde 87’si okudukları için işgücü içinde yer almazken, bu oran Türkiye’de yüzde 49 düzeyinde bulunuyor. AB ülkelerinde gençlerin yüzde 13’ü eğitim olanaklarından yararlanamazken, Türkiye’de gençlerin yarıdan fazlası eğitim olanaklarından yoksun olarak işgücü dışında bulunuyor.

CİNSİYETLER ARASI FARK

AB ülkelerinde eğitim nedeni ile işgücü dışında kalma oranları erkek ve kızlar arasında fazla farklılık göstermezken, Türkiye’de cinsiyetler arasında uçurum var. AB ülkelerinde 4 puan olan “cinsiyetler arası fark”, Türkiye’de 40 puana fırlıyor. Genç erkeklerin yüzde 74’ü eğitim nedeni ile işgücü dışında yer alırken, bu oran kızlarda yüzde 34’e düşüyor.

Eğitim, gençlerin işgücü piyasasına girişlerinde kilit rol oynarken, gençlerin önemli bir bölümü eğitimlerini tamamlamadan okuldan ayrılıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde gençlerin altıda biri, temel eğitimden sonra okula devam etmezken, Türkiye’de gençlerin yarısı okulu erken terk edenlerden oluşuyor.

Değişen işgücü talebi düşük eğitimli gençlerin işgücü piyasasında kendilerine yer bulmalarını zorlaştırıyor.
Atıl gençlerin sadece yüzde 19’u işgücü piyasasına girmek için yolları zorluyor. 4.4 milyon atıl gençten 836 bini iş arıyor. Diğerleri geleceklerine yatırım yapmaktan tamamen yoksun bulunuyor. Atıl gençlerin yüzde 14’ünü oluşturan 600 bin işsiz genç, çalışmak istediği halde “umutsuz“ olduğu için iş aramıyor.

ÇALIŞAN GENÇLERİN YÜZDE 62’Sİ KAYIT DIŞI

Yetersiz eğitim gençlerin istihdamda istedikleri şekilde yer almasını da etkiliyor. Çalışan gençlerin yüzde 62’si sosyal güvenceden yoksun olarak çalışırken, kayıt dışılık oranı lise altı eğitimlilerde yüzde 73’e çıkıyor.

Çalışan gençlerin büyük çoğunluğunun kayıt dışı küçük işletmelerde geçici işlerde çalışması, işten çıkartılmalarını da kolaylaştırıyor. 836 bin iş arayan gençten sadece 296 bini iş piyasasına ilk kez girecek olanlardan, 540 bini de daha önce bir işte çalışırken işsiz kalanlardan oluşuyor. Çalışırken işsiz kalanların oranı 2006 yılında yüzde 62 iken, 2007 yılında yüzde 65’e yükseliyor.

DÖRTTE BİRİ TARLADA ÇALIŞIYOR

Gençlerin dörtte biri hiçbir kişisel gelir elde etmeden çalışan ve ekonomik katkıları da tam olarak ölçülemeyen kişilerden oluşuyor. Yani çoğunluğu tarlada olmak üzere, kendi işletmelerinde ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. İstihdam oranlarını yukarı, işsizlik oranlarını ise aşağıya çekerek işgücü piyasasının problemlerini gölgeleyen ücretsiz aile işçiliği, gençlerin atıllık oranlarında da iyileştirici yönde etki yapıyor.

AYGÜN: “GENÇLERİMİZİN EN VERİMLİ ÇAĞLARI BOŞA GİDİYOR”

ATO Başkanı Sinan Aygün yaptığı açıklamada, Türkiye’nin 4.4 milyon gencine ne iş ne de eğitim olanağı sağlayabildiğini belirterek, “Gençlerimizin en verimli çağları boşa gidiyor. Sadece gençlerin gelecekleri değil, ülkenin de geleceği kararıyor” dedi.

Ailelere bakabilecekleri sayıda çocuk sahibi olmaları önerisinde bulunan Aygün, “Eğer iyi bir gelecek sunamayacaksanız fazla çocuk yapmayın” uyarısında bulundu. Gençlerin önemli bir bölümü atıl iken işgücü piyasasına girmek isteyenlerin işinin de her geçen gün zorlaştığına dikkati çeken Aygün, şunları kaydetti:

“2008 Şubat ayı sonuçlarına göre işsizlerin yüzde 32’sini gençler oluştururken, gençlerdeki işsizlik oranı, toplam işsizlik oranının 9.6 puan üstünde gerçekleşerek yüzde 21.2 oldu. Türkiye gençlerinden yararlanamıyor, gençler eğitim ve üretime katılamıyor. Okulda veya çalışma hayatı içinde yer alması gerekirken, evde, sokakta veya kahvehanelerde vakit öldürüyorlar. Gençler için özel politikalar oluşturulmuyor, gençler ile birlikte ülkenin de geleceği kararıyor.”

ANKA


22  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Tarih / Ynt: "Hepimiz Ermeniyiz"ciler Buyurun : Pazar, 18.Mayıs 2008, 15:52:12
Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı. Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı
:-Akçik, manç?..
(Kızmı, oğlan mı?)
-Akçik...
(Kız)
Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan b! ürülügözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.
-Tun şahetsar,ınger...
(Sen kazandın, yoldaş)
-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana...
(Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)
-Mayrigı bedge gişdatsine.
(Annesi besleyecek elbette)
Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:
-Mayrig yerahayin zizdur.
(Çocuğa meme ver)
Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:
-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek...
(Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...)
Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...
Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.
Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır.
Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.
Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.
26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.
26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi.
Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı.
Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler,
Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.
Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler.
Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler.
Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.
Kesik kafaları sepetlere doldurdular.
Peki neydi bu düşmanlık?
Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.
Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.
56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.
Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.
Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!
Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:
'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu.
Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katlia! mı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.
Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.
Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı…………..
Yazıklar olsun …… NERDE BU HIRANT DİNK'İZ BİZ ERMENİYİZ DİYENLER

yeniden hatırlanması için konuya destek verin arkadaşlar... karabağ bizim canımız, alev oldu yanıyor, susmak olmaz... paylaşıma teşekkür etmek bile bu konunun burda halkça okunmasına destekdir...
23  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Tarih / Azerbaycan da Türklük Bayramında Alparslan Türkeş ve Elçibey : Pazar, 18.Mayıs 2008, 12:09:44
 AZERBAYCAN'DA TÜRKLÜK BAYRAMINDA RAHMETLİ TÜRKEŞ VE ELÇİBEY     

  Doç. Dr. Hanım Halilova'nın yazısı: Sovyetler Birliğinde Moskova, Nazım Hikmet’i her zaman methederdi. Gazeteler onu bir kahraman gibi göstermeye çalışmaktaydı. Türk kelimesi yasak olmasına rağmen...

yalnız Nazım Hikmet’e Türk denilmekteydi. Alparslan Türkeş hakkında ise “faşist Türkeş” diye yazılar yazılmaktaydı. Nazım Hikmet’e Türk denildiği için onu çok merak ederdik. Türkiyeli bir Türk nasıl olur, oralardan bir Türk’ü görmek isterdik.

Yalnız bildiğimiz bir düşünce vardı. Nazım Hikmet Ruslara çok yakın olduğu için Ruslar onu methetmektedirler. Bu da bizi çok üzmekteydi. Rusların Alparslan Türkeş’e faşist demeleri bizi çok sevindirirdi. Çünkü, Ruslar Türkeş’e faşist diyorlarsa, demek ki Alparslan Türkeş bir kahramandır. Yani, Rusların Türkler hakkında söylediklerinin biz tersini düşünürdük.

Azerbaycan’da özgürlük mücadelesi veren bizler, Alparslan Türkeş’i gıyaben tanımaktaydık. Onun 1944’te Türkiye’nin dışında da Türklerin olduğunu söylemesi sonucunda cezaevine konulduğunu bilmekteydik. Bu nedenle Türkeş bizim için efsanevi bir liderdi.

Ebulfez Elçibey o zaman Azerbaycan Halk Cephesinin lideriydi. Haziran ayında cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacaktı. Elçibey de cumhurbaşkanlığına adaydı. 30 Nisan’da Elçibey beni yanına çağırdı ve 2 Mayıs’ta Alparslan Türkeş’in ve T.C. Başbakanı Süleyman Demirel’in Azerbaycan’a geleceğini söyledi. Türkeş Bey’in Türk dünyasına ilk kez gelişiydi. “Süleyman Bey Başbakan olduğu için onu bu hükümet (eski komünistler) protokole uygun karşılayacaklar, Türkeş Bey’i ise karşılamayacaklar. Biz Türkeş Bey’i en güzel şekilde karşılamalıyız. 3 Mayıs’ta da Azatlık Meydanı’nda ilk defa Azerbaycan’da Türklük bayramı için miting yapılacak ve Türkeş’i de orada konuşturacağız” dedi.                                                                                                 

 Elçibey beni, Alparslan Türkeş’i karşılama hazırlıklarını yapmak ve miting teşkil etmek için görevlendirdi. Ben çok sevindim. Hemen bütün kadınları çağırdım. Önce bulunduğumuz Halk Cephesi’ni düzene soktuk. Evlerimizden halılar getirdik, her yere döşedik. Türkeş Bey’i havaalanından almak için 300 araba ve her arabaya 2 bayrak (Azerbaycan ile Türkiye Bayrakları) ayarladık. Havaalanına geldiğimizde aramızda 8 milletvekili bulunmasına rağmen yalnız Elçibey’i VİP’e aldılar. Bunların hepsi bilinçli yapılmaktaydı. Amaçları Türkeş Bey karşılanmasın ve “bak yıllardır Türk Dünyası için ömrünü verdin seni karşılayan bile olmadı” havasını yaratmaktı. O zaman havaalanını Rus askerleri korumaktaydı. Biz VİP’ in kapısından içeri baktığımızda eski komünist partisinin kadınlar kolunun başkanını ve ona yakın olan birçok milletvekilini gördük. Hepsi T.C. Başbakanını karşılamaktaydılar. Ben ve İskender Bey VİP yetkilisi ile görüşmek istediğimizi söyledik. Yetkili bir Rus askeri bizimle görüştü. Ben “Herkes içerde biz neden içeri alınmıyoruz?” diye sordum. Yetkili onların milletvekilleri ve dernek başkanları olduğunu söyledi. Ben de Halk Cephesi’nden yetkili 8 milletvekilinin olduğunu ve Sovyetlerin dağılmasından hemen sonra kurulmuş olan Azerbaycan Kadın Hukukları Müdafaa Cemiyeti Başkanı olduğumu söyledim. Ben; “Bizi Türkeş Bey karşılanmasın diye içeri almadığınızı biliyoruz” dedim, “Türk dünyasının lideri Alparslan Türkeş Azerbaycan’ a ilk defa geliyor, biz onu mutlaka karşılamalıyız. Bu nedenle size düşünmek için 10dk. zaman veriyoruz. Bizden 10 kişiyi içeri almazsanız, burada ortalık karışır. Sonuç kötü olur.” Böyle deyince Rus askerleri ve yönetici bizden korktular, 5 dakika sonra yönetici bizden 10 kişi, 8 milletvekili, dernek başkanı olan beni ve yardımcımı içeri aldılar. Türkeş Bey’i taşıyan uçak indi. Elçibey, Türkeş Bey’le görüşmek üzere beni iki defa Türkiye’ye göndermişti. Dolayısıyla ben Türkeş Bey’i tanıdığım için uçağa gittim, uçağın kapısını açtım ve Türkeş Bey’le uçaktan indik. Türkeş Bey Elçibey ile konuşmadan birbirlerine sarıldılar. İkisinin de gözlerinden yaş akmaktaydı. Çünkü yıllarca mücadelesini verdikleri olay gerçekleşmişti.  Türkeş Bey herkesle görüştükten sonra içeri götürdük. Orada çok değerli şairimiz Bahtiyar Vahapzade ile görüştü. Süleyman Demirel’in uçağı indiğinde herkes onu karşılamaya gitti, ben gitmedim. Türkeş benim de karşılamaya gitmemi istedi ben Türkeş’i yalnız bırakmayacağımı söyledim. Protokol gereği karşılamaya gitmem gerektiğini söyledi. Ben de Türkeş Bey’den çok uzaklaşmadım bir kenarda durdum. O zaman Memmedali BAYAR Türkiye Büyükelçiliği’nde müsteşardı, Süleyman Demirel ile bana yaklaştı ve Süleyman Demirel’e “Hanım HALİLOVA, kadın hareketinin lideri” olarak takdim etti. Süleyman Demirel geldikten sonra biz Alparslan Türkeş’i çok büyük törenle Halk Cephesi’ne götürdük.

3 Mayıs’ta Alparslan Türkeş’i görmek ve konuşmasını dinlemek için 1 milyon kişi Azatlık Meydanı’na Türklük Bayramı mitingine geldi. Benim yerim Türkeş’in ve Elçibey’in arasında idi. Herkes parmakları ile bozkurt işareti yapmaktaydı. Türkeş Elçibey’e bu işaretin anlamını sordu. Elçibey bu işaretin Türklük işareti olduğunu, Göktürklerden geldiğini, Gagavuzlar, Çuvaşlar ve bütün Türklerin işareti olduğunu söyledi. Türkeş Bey çok beğendi ve işareti yapmak istedi, zorluk çekti. Ben onun parmaklarını düzelttim. 2 parmağının kurdun kulaklarını, eğilmiş parmaklarının ise yüzü olduğunu söyledim. Çok beğendi. Bu işareti Azerbaycan’dan MHP’ye getirdi ve sembol yaptı.

Türkeş ve Elçibey Türklük konusunda çok kıymetli konuşmalar yaptılar. İnsanların heyecanları meydanları dalgalandırdı. 4 Mayıs’ ta Türkiye Büyükelçiliği’nin açılışında Süleyman Demirel ve Ebulfez Elçibey konuşmalar yaptılar. Açılıştan sonra Süleyman Demirel Halk Cephesi’ni ziyaret etti ve Elçibey’e altın bir tabanca hediye etti. Bu durum Rusya’nın dikkatinden kaçmadı ve Elçibey cumhurbaşkanı olmasın diye Rusya’ya kaçmış olan eski Cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov 13 Mayıs’ta özel helikopterle Azerbaycan’a getirildi. 14 Mayıs’ta Parlamentoda darbe yapıldı. 12 Mayıs’ta Kafkas Müslümanları Şeyhi Allahşükür Paşazade beni makamına davet etti. Rusya’nın Mutalibov’u getireceğini, parlamentoya darbe yapacağını ve özgürlük mücadelesi veren insanları tutuklayacaklarını veya sürgüne göndereceklerini, beni ise koruyabileceğini yani gizleyebileceğini söyledi. Ben ona çok değerli bilgiler için teşekkürlerimi bildirdim ve herkes gibi ölüme hazır olduğumu, mücadeleye başlamadan önce kefenimizi boynumuza sardığımızı söyledim. 14 Mayıs’ta Mutalibov Parlamentoda bağıra bağıra Halk Cephesi’nin liderlerini hedef alan bir konuşma yaptı. O konuşma televizyonlarda canlı yayınlandı.

Halk Cephesi Yönetim Kurulu hemen toplandı. Tofik Kasımov ve başkaları Türkiye Büyükelçiliğine sığınılmasını, bir kısım ise yer altı Halk cephesi teşkilatı olarak çalışılmasını istedi. Biz her zaman Elçibey’i korumakta idik. Onun toplantıya katılmasını istemedik. Onun yardımcısı İsa GAMBER Bey başkanlık yapmakta idi. Biz birkaç kişi, Ben İskender Bey mutlaka parlamentoya yürüyüş yapmamız gerektiğini söyledik. Bazıları yürüyüş yaparsak bizleri öldüreceklerini söylediler. Ben yürüyüş yapmasak da bizleri öldüreceklerini, hiç olmazsa Parlamentonun karşısında ölürsek bütün Azerbaycan’ın ve Dünya’nın ayağa kalkacağını ve Mutalibov’ u kovup Azerbaycan’ın bağımsızlığa kavuşacağını söyledim. Beni İsa GAMBER de destekledi. 15 Mayıs sabah 10.00’da Parlamentoya yürüyüş kararı aldık. Elçibey de onayladı. Hemen miting yapmamız gerekiyordu ve mitingde parlamentoya yapacağımız yürüyüşü açıklayacaktık. Azatlık meydanını Rus askerleri ablukaya almışlardı. Bu nedenle mitingi Halk Cephesi’nin karşısında yapmaya karar verdik.

Bir saat içinde binlerce insanımız Halk Cephesinin karşısına toplandı. Biliyor musunuz? Biz Halk Cephesinin karşısına insanları nasıl topladık? Yine Türkiye bizim imdadımıza yetişti. Ben de Mehter Marşlarının kaseti vardı. Onu hemen yüksek sesle çalmaya başladık. İnsanları marşları duydukça tanıdıklarına haber vererek kadın-erkek binlerce kişi Halk Cephesi binası önüne toplandı. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti başkanı Haydar Aliyev Halk Cephesini telefonla arayarak bizim yanımızda yer aldığını ve Mutalibova karşı olduğunu bildirdi.

İlk konuşmacı bendim. Konuşmamı Halk Cephesinin balkonundan yaptım. “Özgürlük mücadelemiz bugünden itibaren başlıyor. Ya azatlık ya ölüm” dedim. Gece yarısı Elçibey Mitingde 15 Mayıs’ ta Parlamentoya yürüyüş yapacağımızı açıkladı. Miting bittikten sonra ben hanımlarımıza; ölüme gidiyoruz, yürüyüşe katılmadan önce abdest alın ve en güzel kıyafetlerinizi giyin” dedim.15 Mayıs’ ta sabah saat 10:00’ da binlerce insan protesto için Halk Cephesi’nin önüne toplandı. Halk Cephesi’nden hanımların önde değil, ortada yürümeleri kararı çıktı. Ben hanımlarımızı orta sıralara yerleştirdim. Liderler ise önde gidiyordu. Onların önünde ise zırhlı bir araba, üstünde iki kişi ayakta durarak biri Kur’an-ı Kerim diğeri ise bayrağımızı yükselterek, mehter marşları eşliğinde yürüyüş yapmaktaydık.

Parlamento binası önüne geldiğimizde Rus askerleri tarafından halkın üzerine ateş açıldı. Birkaç kişi yaralandı, iki kişi öldü. Protesto yürüyüşü yapan kişilerden bazıları yere uzandı, birçoğu ise liderlerimizi yalnız bırakarak panik içinde birbirini ezerek geriye koştular. Bir an düşündüm. Eyvah mahvoldu bağımsızlık mücadelemiz şimdi liderlerimizi de öldürecekler, yine Moskova kazanacak. Yere düşmüş bayrağımızı aldım benim teşkilatımda mücadele veren kahraman hanımlardan Melahat Hanım’a (20 Ocak 1990’da Rus Tankları Azerbaycan’ a girdiğinde Rusları protesto ederken yaralanmıştı, sonra ise Karabağ’ da Ermenilerle savaşırken şehit düştü.) verdim. Parlamentoya koşmasını ve bayrağımızı Parlamentoya asmasını söyledim. Melahat Hanım bayrağı elimden aldı ve parlamentoya koştu. Ben ve hanımların hepsi onun arkasından “Elçibey’e Özgürlük” sloganları atarak koştuk. Erkekler kadınların Parlamento binasına koştuklarını görünce dönüp arkamızdan koştular. Melahat Hanım bayrağımızı parlamentoya astı. Halk parlamentoyu ablukaya aldı. Bir grup arkadaşımız televizyona girdi, bir grup ise Milli İstihbarat binasını girdikten sonra televizyondan istibdatı bastırdıklarını söylediler. Parlamentonun önünde üç gün miting yapıldı. Gece-gündüz halkımız parlamentoyu korudu.

Yine Ruslar Mutalibov’ u helikopterle Moskova’ya kaçırdı. Milletimiz birlik içinde Moskova’nın yaptığı oyunu bozdu. Haziran ayında cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı ve Elçibey halk tarafından cumhurbaşkanı seçildi.
24  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Tarih / Türk Tarihinin hskkından gelmek için! : Pazar, 18.Mayıs 2008, 11:54:59
 Türk tarİhİnİn hakkından gelmek İçİn!

    Bugünlerde, Türkler için yeni bir tarih yazmak Batı'nın gündeminde.

Bunun sebebini, Karen Fogg, basında açıklanan mektuplarında şöyle belirtmişti: "Türk tarihinin hakkından gelmek gerekiyor!" Yani, Karen Fogg''a göre, Türklerin hakkından gelmek için önce onları bir güç halinde tutan tarih bilincini yok etmek gerekiyor!.

TÜSİAD'ın tarih, coğrafya ve felsefe kitaplarından sonra Tarih Vakfı da ''20.Yüzyıl Dünya ve Türkiye Tarihi'' adlı bir kitap hazırladı.

Vakıf Başkanı Orhan Silier, Sultanahmet''teki İstanbul Kitaplığı'nda düzenlenen kitap tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, eserin Avrupa Komisyonu'nca desteklenen ''Çocuklar ve Yetişkinler İçin Tarih Aracılığı Avrupa Yayınları Projesi'' kapsamında hazırlandığını kaydetti! Ne güzel değil mi? Avrupalı amcalar, çocuklarımıza tarih yazdırıyor! .

Tarih Vakfı'nın Türk Tarihini yeniden yazma girişimi yeni değildir.

2001 yılında Kurultay gazetesinde tam sayfa bir inceleme ile açıkladığımız gibi Tarih Vakfı, Rockefeller Vakfı'ndan aldığı para ile "Yerel Tarih Grupları" oluşturmuş, pilot bölgelerde Osmanlı dönemi azınlık tapularını araştırıyordu! Biz bu bilgileri, vakfın İnternet sitesinden edinmiştik. Proje kapsamında, Türk vatandaşlarından oluşan gruplar, pilot bölgelerde, öncelikle etnik grupları, Ermeni ve Rumlara ait eski mezarlıklar ve eski gayrımenkullerin bugünkü tapu durumunu araştırıyordu.

Tarih Vakfı, proje kapsamında, İstanbul, Ankara, Konya, Mersin, Bursa, Gaziantep, Mardin, Çanakkale, Antakya, Trabzon, Ünye gibi yerleşim merkezlerinde tarihle hiçbir ilgisi olmayan gençleri biraraya getirip sözde tarih araştırması yaptırıyordu Grupları bir araya getiren toplantıda şu ifade kullanılıyordu: "Araştırmaların görsel malzemesini üretirken, mekanların ve insanların ele alınışında otantik olanı tespit etme anlayışı yerine, yerel dokunun ve insani dokunun karmaşık çeşitliliğini kaydetmek gerekir."

Dr. Akşin Somel, ise gençlere araştırma sırasında, devlet kaynaklarına ve ulusal basın-yayına itibar etmemelerini istiyordu. Akşin Somel, "Gaziantep Yerel Tarih Grubu" toplantısında yaptığı "Yanıbaşımızdaki Tarih" başlıklı konuşmasında "Geleneksel Tarih Anlayışı"nı eleştirerek "Yerel tarih araştırmalarının yaratacağı yerel sesler ve yerel tarih yorumları, ulusal tarihin bir anlamda tek taraflı merkezi bakışına ve önyargısına potansiyel bir eleştiri ve yapıcı bir alternatif yaklaşım sunacaktır. Çocukluktan üniversite çağına kadar sadece hamasî tarih bilgisi ezberlemek zorunda bırakılan kuşakların gözünde tarihin toplumsal bir anlamı yoktur" diyordu. .

Tarih Vakfı ise, "Rockefeller Vakfı yürütmekte olduğumuz projeye desteğini uzattı. Önümüzdeki dönemde projeye dair en önemli hedeflerden biri, yerel ve ulusal basınla ilişkilerin geliştirilmesi, basında yerel tarih haberlerine yer ayrılmasını sağlayacak bir iletişim ağının örgütlenmesi" açıklamasını yapıyordu. Aynı Rockefeller Vakfı, bir taraftan da ABD'deki Ermeni Müzesine maddi katkıda bulunuyordu.

Türkiye'de hak iddia eden ABD'deki Ermeniler ise açtıkları davaları kazanıyor ve Amerikan sigorta şirketlerinden tazminat alıyordu! Bir gün hepsini Türkiye'den talep etmek üzere, sigorta şirketleri de bu paraları veriyordu!

Şimdi Tarih Vakfı Başkanlığı'na getirilen Orhan Silier, daha önce "Yerel Tarih Projesi"nin beyin takımında yer alıyordu.

Silier, konuyla ilgili olarak bir toplantıda şöyle diyordu:.

"Türkiye'nin son derece karmaşık bir etnik, dinsel, kültürel yapısı var. Son yüz elli yıllık demokratikleşme ve uluslaşma sürecinde bu bileşimin gerginlikleri devam ediyor. Dolayısıyla yerel tarih çalışmalarının bir diğer unsuru, böylesi bir tarihten gelen grupların birbirleriyle ilişkilerindeki esneklik, kapsayıcılık ve ''oyunun ortak aktörleri olarak bu oyunu en iyi biçimde oynamaya hazırlık dereceleri'' oluşturuyor. Anadolu'nun birçok kentinde yerel tarih çalışması aynı zamanda sivil toplum örgütlenmesi olarak etnik, dinsel kültürel farklılıklardan etkileniyor. Bazen ilk bakışta kişisel olarak görünen ayrılıklar ve tutumlar, ne kadar kapsayıcı, ne kadar karşılıklı anlayışı geliştirici ise o derece etkin bir yurttaş inisiyatifi, girişimciliği ortaya çıkabiliyor." .

Bu girişim, Ukrayna veya Gürcistan''daki gibi "Soros modeli ayaklanma"ya dönüşürse, devletin mışıl mışıl uyuyan yetkilileri uyanacak ama çok geç olacak! İşte, yerel güçler Kırgızistan''da valilikleri işgal ediyor! Türkiye için hazırlanan girişim de bunlardan farklı değildir!

Arslan Bulut
 

Not: Bu haber http://www.tebrizinsesi.com/05032005-22.html adresinden alınmıştır, Reklam değil bilgilendirmek amaçlıdır.

Azerbaycan Günlüğü
25  DİĞER / Diğer Konular / gençlik : Pazar, 18.Mayıs 2008, 01:18:45
Değerli arkadaşlar sanırım bazı resimler gençliğimizin ne halde olduğunu en iyi şekilde gösterir.. abtı hayranlığı mı dersiniz ya da başka bişey! ne derseniz deyin işte size yeni gençlik...

http://www.filmvevideo.com/forum/showthread.php?t=2470

bir tıklamayla gençlik gözlerinizin önünde... 18+ diyelim....
26  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Mizah / Ynt: temel-dursun-kayserililer : Cumartesi, 17.Mayıs 2008, 10:14:34
tam anlamıyla bizi anlattığını düşünüyorum, çok güzelbir fıkra...paylaşım için teşekkürler.. thumbup
27  DİĞER / Diğer Konular / Ynt: Film : Cumartesi, 17.Mayıs 2008, 00:16:08
<a href="http://www.megavideo.com/v/L9HIV0SX.0.0" target="_blank">http://www.megavideo.com/v/L9HIV0SX.0.0</a>
Link e tıkladıktan sonra yanlızca Oynat(play) tuşuna basmanız yeterli..
28  DİĞER / Diğer Konular / Film : Cumartesi, 17.Mayıs 2008, 00:13:56
bir değişiklik olsun deyip, sitemizde daha iyi vakit geçirmeniz için birde film linkleri eklemeyi düşündüm, Admin istemezse kaldırabilir, izinsiz yapıyorum bu işi rougi

<a href="http://www.megavideo.com/v/L9HIV0SX.0.0" target="_blank">http://www.megavideo.com/v/L9HIV0SX.0.0</a>


Kutup Macerası, duygusal- macera... izlenmeye değer...
29  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Din / Kabe imamlarından hatim : Cuma, 16.Mayıs 2008, 03:11:33
Değerli Mümin kardeşlerim, Aşağıda vermiş olduğum linkten Kabe imamlarından SHURAYM ve AS SUDAYS Hoca     Efendilerin hatimlerini dinleyebilirsiniz. Çok müthiş bir ses, içinize işleyeceğine inanıyorum.

http://rahman.fw.nu/hatim/kabe_imamlari/hatim-ozel.htm

Allah kabul etsin.

30  KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT-EĞİTİM vb... / Tarih / Ynt: Türk Tarihi'nde yeni gelişme! : Cuma, 16.Mayıs 2008, 02:39:29
Tarihine sahip çıkmayan belkide tek devlet biziz..

İngiltere de bir zamanlar barların kapısına "İrlandalılar ve köpekler giremez" tabelası (yazısı) asılıydı. Nedeni ise İrlanda nın dilini ve kültürünü aynı zamanda tarihini ingilizlerden kurmalarından kaynaklanıyor.

Biz ne destanlarımıza, ne Atalarımıza, ne de ürettiğimiz bir mala, buluşa sahip çıkamıyoruz.. Şimdi bu yerlerin binlerce yıldır bizim olduğu ispatlandı! artık kürtlerin de biz buralarda hititler zamanından beri burdayız iddiaları çürümüş oldu. Ama kim ne kadara destek verir! Vermezler bilirim!!!
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 14
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

© Akçaabat-Acısu.Com
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM