|
Konu Başlığı: şiirlerle trabzon... akçaabat... acısu... koryana... Gönderen: wolf_man_z üzerinde Cuma, 16.Mayıs 2008, 16:55:40 ben trabzon ile başlatıyorum devamını bekliyorum
Trabzon deyince aklıma bir salkım kareymiş gelir Bahçeler dolusu zindan yeşili İçin için kandil kandil ballanır Kandiller içinde bir kandil yanar Bir kız deli gibi koşmaya başlar Yanaklarında amoftaların alı Dudaklarında kareymişlerin moru Göğsünde... elinin körü Trabzon deyince aklıma Soğuksu gelir Soğuksu deyince bir dizi kareymiş ağacı Kareymişlerin altında biri kız biri oğlan iki çocuk Ne çocuğu iki bela iki hışım Nefesim kesilinceye kadar kovalamışım Düştüm düşmesine 45’ ten 30’ u 15 yaşındayım ....(bu alanı sildim kaynak kişinin şiirini bulup okuyabilirsiniz...) Trabzon deyince aklıma Faroz gelir Kara kara kazanlar hatırlarım dizi dizi Kurşun gibi ağır bir balıkyağı kokusu Kırar kolunuzu kanadınızı Hantal bir bulut güç bela havalanır Bulutun içinde yüzlerce yunus ağır ağır Yarım kalmış bir deniz türküsünü Deniz gibi yeşilini katran morunu Gök mavisine katmaktadır. Sonra ağırbaşlı zinosların bembeyaz uğultusu Dünyanın bütün denizleri de yetim yapayalnız Dünyanın yerinde beyaz, sessiz, sevimli Martıya zinos derdik değil mi? demiş şair Bedri Rahmi EYÜBOĞLU Konu Başlığı: Ynt: şiirlerle trabzon... akçaabat... acısu... koryana... Gönderen: rabia üzerinde Pazar, 18.Mayıs 2008, 00:43:19 Bak bunu düşünmen harika Zafer, yeni bir arayış, yenilenme oldu da monotonluğu aştı bende... Güzel bir şiir buldum bu arayış sonucu ve tabii benim için yeni bir şair: TRABZON YALNIZLIKLARI Hiç unutur muyum Siyah önlüğümü giydiğim o ilk günü Yağmur çamur vız gelir Her gün tırmanırdık Çömlekçi’den Arafilboy’a Ah benim parçası kalmayan tahta çantam Buz tutan yokuşlarda kızağımdın Hey gidi günler hey Belleğimin karanlık bir köşesinde sınıfta kalmış Çektiği sıra dayaklarında Hep iki çubuk kullanırdı Sedat Bey Hiç unutmadık seni Horozşekerci amca Ne tatlı horozların vardı İlk resim öğretmenimiz sendin Çizdiğimiz horozlar Bir güzel ötmeye başladı senden sonra Ortahisar Trabzon’un ortası İki kardeştiler Bekir’le Ziya Bir yaramaza karşı Ertan Ağabey’in Kertenkele’si Şahap Bey’in Tilki’si bendim Rahmetli Safiye Hanım Teyze’nin Hakkı var üzerimde O güzelim mahallede ele avuca sığmaz “Ali kıran baş kesen”dim “Dayak Cennet’ten çıkmadır” derdi babam Kaç kez hapsetmiştir beni aç susuz Kaç kez sorgulanmadan atılmışım soğuk odaya Bir hüzün anıtıdır ablam Yaşlandıkça düşlerimde büyüyen Boncuk boncuk yaş o güzelim gözlerinde Nerede bir oda görsem şimdi Hep içeri ablam girer Bir dolu tepsi ellerinde Yorganımın altında dünya küçülürdü geceleri Mavi renkli bir cip’im olurdu üstü açık Buyur ederdim de hiç kırmazdı beni Nazlanmazdı mahallenin en güzeli Tüm arkadaşlarımı hem Bekir’i de Tek tek toplardım da evlerinden Neden mi Kadir’i almazdım aramıza Onların pleymut’u vardı kuyruklu Çocukluk bu ya Koltuğumda Hakimiyet gazeteleri Uzun Sokak’tan Atapark Taksim Parkı’ndan Çömlekçi Düşlerimde yarım kalmış dünyalar Kalepark’ta sakız satan çocuk ben – Golden ciklet var abiler Lion-Melba var Ortahisar’da şansını sına tablam – Boş yok boşa para yok Beş kuruşa şansını sına Çengelli iğne Cüzdan Siyah toka Sonra lise yılları Pantolonlar ütülü saçlar taralı Derken İstanbul Üniversitesi Dünkü uçarı çocuk bugün artık öğretmen Yıllar yılları kovalıyor biliyorum Yalnızlıkların hüzündür sonu Çocukluğumu verin bana n’olur Yeniden yaşamak istiyorum Trabzon’u Gurbette Trabzonsuz donuk yıllarım Yıl mıydınız takvim yaprakları mı Artık sığmaz oldum düşlerime Irmak ırmak özlemim aşar dağları Her gün dökülürüm Boztepe sırtlarından Karadeniz’e İhsan TOPÇU Konu Başlığı: Ynt: şiirlerle trabzon... akçaabat... acısu... koryana... Gönderen: rabia üzerinde Salı, 20.Mayıs 2008, 23:06:21 MEMLEKETİM TRABZON
memleketim memleketim memleketim, ne kasketim kaldı senin ora işi ne yollarını taşımış ayakkabım, son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, şile bezindendi. sen şimdi saçımın akında, en farkında yüreğimin, ve alnımın çizgilerindesin, memleketim, memleketim memleketim yine cisil cisil mi yağıyor yağmur uzun sokağın taşlarına ganita'nın kayıklarında martılar gizliden gizliye öpüşüyorlar mı deniz kokulu kentimi düşünüyorum orhan veli'nin istanbul'una inat anıların şehrini düşünüyorum ayrılıkların ötesinde bir yerden taşbaşının dar sokağından denize inen simitçinin ve hamsicinin sesi geliyor tavada cısır cısır öten tereyağının kokusuna meydanındaki limoncunun tablasına bir hoş olmuşum deniz kokulu kentimi düşünüyorum orhan veli'nin istanbul'una inat varsın yağsın yağmur cisil cisil üstüne ellerin cebinde ya, yürüyorsun ya o şehrin sokaklarında, yağmurdan sana ne yürüyüp gitmeli limana, oradan da mendireğe, taa ucuna kadar ve çökmeli bir taşın üstüne ama karayel patlamış, fırtına varmış, dalgalar adam boyuna geliyorlarmış, ıslanıyormuşsun vakit de akşamlardan bir akşammış sana ne kalkanoğlu'nun pilavını mehmet salih'in çayını bodos'un meyhanesini gülbahçe'nin dönerini ve pazar sabahlarının vazgeçilmez peynirlisini çekiyor canım deniz kokulu kentimi düşünüyorum orhan veli'nin istanbul'una inat yeşilin bin tonunu koynunda barındıran yüce karlı dağların bile selam durduğu o güzelim şehre, istanbul'un soğuk ve çirkin akşamlarından binlerce sevgi meydandan kalktık mıydı saate varmaz hamsiköy'deyiz konakoğlu'nda oturur başbaşa sütlaç yeriz naraburnu'ndan eser bir rüzgar, olur içimiz tertemiz bu sene gidemiyorum, seneye birlikte gideriz. volkan konak Konu Başlığı: Ynt: şiirlerle trabzon... akçaabat... acısu... koryana... Gönderen: Hasan (karadeniz) üzerinde Perşembe, 22.Mayıs 2008, 00:03:14 Selâm Trabzon'uma
Dört köşe kalesine kargalaklı yalısına Maranzul incirine dutuna, karayemişine yokuşuna, inişine selâm! Selâm Trabzon'uma! Dizi dizi küleklerine Evleklerine, mereklerine Anderin kaybanası enüklerine selâm! Selâm Trabzon'uma! Dolamaç dolamaç yollarına Tel tel kuymağına Hamsili kayganasına, bazlamasına Kumuluna, kanzilisine, Zanusuna, zinosuna, ziziline selâm! Selâm Trabzon'uma! Trabzon'un uşağına Kaytanına, kuşağına Zıpkasına, mintanına, kukulasina Çülkisine, çapulasina Horonina, kemençesine, yayına Funduğina, misirina, çayına selâm! Selâm Trabzon'uma! Gönülde yaşatıp göremediğim Yoluna bakıp gidemediğim Hali nicedir bilemediğim Damına, tarabasına, Ağasına, marabasına. Karakaşlısına, gözü yaşlısına Erine, yiğitine, kocamışına Sakalı tel tel, saçı yeni bitmişine Yedisinden yetmişine Yürek dolusu selâm! M. GOLOĞLU |